Hürriyet

14 Mart 2010 Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu 1

29 Mart öncesi Kemal Kılıçdaroğlu'na sardırdığım doğrudur. Temel olarak, her ne kadar İstanbul'da yaşamasam da, kalben kendisini destekledim. Oysa kazanamayacağından adım gibi emindim. Gerçi sayım sırasında elektrikler kesilmeden evvel her şey yolunda gitmekteydi. 2 adet yazım var kendisi hakkında ilki; 20 şubat 09 tarihine ait;

sadece dün gece yayınlanan genç bakış programına bakarak kazanamayacağını iddia ettiğim başkan adayı. önce övmek lazım zira kim ne derse desin bir kere akp'nin merkezde yer alan 2 adamını kitlemiş gelmiş bugünlere. buna bağlı olarak da melih gökçek'i berbat duruma düşürmüş vaziyette canlı yayında. belgelerle konuşuyor. eleştiri aldığı 2 nokta var;

bunlardan birincisi çamur siyaseti yaptığına dair. bunu şu şekilde alalım, elde belge var. savcılığa gitmemiş. savcılık da bu konuda pekala birşeyler yapabilecek durumda. ama savcılar kıpırdayamıyor. bunun sebebi meçhul. komplo teorilerinden biri akp'nin yargıya sağlam sızdığı ve savcıların bu konularda bir şey yapamadığı yönünde. yargının bağımsızlığı apayrı bir konu. zira akp yandaşları da, karşıtları da yargının bağımsızlığından bahseder, ama iki taraf da bu durumda yargının işleyişine müdahele eder. ortada bir güven sorunu var ve bu güvensizliğin kime olduğu da meçhul. iki taraf da yargının karşı tarafın tekelinde olduğunu iddia ediyor. bu kısmı burada bırakalım zira kemal kılıçdaroğlu'Nu bağlayan kısmı kendimce açıkladım sanırım.

öte yandan ssk genel müdürlüğü sırasında, akp'liler tarafından öne sürülen yolsuzluk iddiaları var. bu konuda akp, tıpkı kemal kılıçdaroğlu gibi karşısına bir vekil çıkartıp açıklamasını isteyebilir. yani eğer gerçekten var böyle bir durum sıkıştırılabilir ve iddia edildiği üzere balon olduğu ortaya çıkartılabilir. ama nedense akp böyle bir girişimde bulunmamakta. yasal yollar da var ama resmi olarak hiç bir ağızdan yargıya başvurulmadığı da bilinmekte. bu durumda çamur siyasetine maruz kaldığı düşünülebilir.

evet istanbul'a gelirsek eğer, neden kaybedeceğini açıklayayım. bir kere akp'nin kökleşmiş bir oy potansiyeli var istanbul'da. bu yadsınamaz. bugün izmir'de akp oyları nasıl anlamsız bir şekilde yükseldiyse, istanbul'da aynı şekilde akp oyları düşmez hiç bir şekilde. iç göç bunun sebebidir sevgili romalılar. iç göç nedeniyle istanbul'da yaşayanların büyük kısmının vereceği oy bellidir. bunu değiştirmek güçtür. zira ne kadar kadir topbaş kahraman ilan edilse de, 70lerin devrimcilerin yarattığı gettolarda bugün din büyük yer tutar. bunu marksistlerin gözüyle açıklayabiliriz; 70lerde büyük şehirlerin çevresine örülen gecekondu yerleşimlerinin devrim potansiyeli vardı. zira umut vardı. umudun olduğu yerde de devrim olur. ancak 80 darbesi sonrası, burada yönetime sadık kalıp, öbür dünyada cennete kavuşacakları mantalitesi yüceltildi. bundan dolayı da bugün bu bölgelerin chp'ye oy vermesi çok zor.

bu noktada açıkça görülen bir gelişme var ancak. zira kemal kılıçdaroğlu, seçim çalışmalarında chp'den bağımsız olarak lanse etmekte kendisini. bu da chp'ye oy vermeyen seçmen üzerinde etkili olabilir. ama ne derece olur meçhul. yine de buradan vurmak istiyor, başarıp başaramayacağını göreceğiz 29 mart gecesi.

bunun haricinde dün genç bakış'ta çok düzgün bir şekilde, sosyal demokrat yönetime endişeyle bakıldığı belirtildi. zira sözen döneminden ağzı yanmış ve bunu unutmayan bir istanbul var karşısında. bunu ne şekilde silip atar bilemem zira rte'den beri sosyal demokratlar şöyle yaptı böyle yaptı diye tanımlanmaktalar. ve devamlı bir pekişme sonucu istanbul halkı kemal kılıçdaroğlu'na güvenememekte tam olarak. bunu kırması zor, imkansız değil ama. yine de zaman daralıyor. her yere uğraması lazım. zira 94 seçimlerinde refah partililerin kerhane ve meyhanelere bile gitmiş olması, büyük bir açılımdı. ve zor gibi görüneni başardılar refahlı rte'yi başkan yaptılar istanbul'da. zaten belli oy potansiyeli var ama insanlar tarafından dışlanmış kitlelere ulaşmak seçimin sonucunu belirleyebilir. yine de chp'lilerin ne derece umrunda olur buralar bilemem. yine de yakın geçmişte sinop'ta akp'nin tek oy farkla kazandığı düşünülürse 1 oyun bile ne derece önemli olduğu görülebilir.

halkın bir kısmı kendisine huzur bozan insan gözüyle bakmakta. kendisi son bir ayını bu insanları iknaya vermeli kanaatimce. zira yüzyüze görüşme ikna oranını arttıran bir durum. bu konuda referansım paul lazarsfeld olacaktır, zira bana kalırsa en başarılı yöntemi, kendisini okuyanlar çözecektir. zor da olsa, yüzyüze görüşme, ancak kendisine ağır muhalefet eden yerlerde ikna çalışmaları yapması lazımdır. zira gördüğüm kadarıyla chp'nin oy potansiyeli olan yerlerde dolaşmaktadır kendisi.

tüm bunlardan sonra akp ile başabaş giderse şanslıdır. kazanmasını isterim ancak istanbul halkına kültür sanattan öte vaatlerde bulunmalıdır. aksi taktirde deniz baykal ve akp'nin isteği yerine gelir, seçimi kaybeder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder