Hürriyet

27 Ağustos 2010 Cuma

'P' İçin Bir Şeyler Karaladım

Kafamı kurcalayan şeyler var son zamanlarda. Uykusuzluğum bundan kaynaklı sanırım. Oysa birkaç ay öncesine kadar uyumak zor değildi. Şimdi ise hayat kaçıyor, yetişebilmek lazım hayata. Bir zamanlar, bir yerde uyumak yerine kısa süreli olarak organlarının çalışmasını durduran Tibet’li rahiplerden bahseden bir şeyler okumuştum. Ne güzel fikir ama.

Başlık bulmak zor, şaşaaya gerek yok. Vücut her şeyi anlatıyor zaten. Kelimeler gelip gidiyor kafamda. Düşüncelerim rahatsız ediyor, ya da rahatsız edici düşüncelere sahibim. Her şeyin başı şimdi. Dün gecenin şimdisinde yazsam belki daha güzel yazardım. Affedin beni.

Dünyanın en kötü eğitimini mi almak istiyorsunuz? Kıçınızın acımasını mı istiyorsunuz saatler boyunca? Ezberlemek yerine dünyanın en zor işi olan benimsemek mi istiyorsunuz bir şeyleri? Huzurunuzu kaçıracak, sizi zorlayacak düşüncelere mi saplanmak istiyorsunuz? En nihayetinde reklamcı mı olmak istiyorsunuz? Şansınızı deneyin, herkes reklamcı olabilir. Zor olmadığını ufak bir araştırmayla göreceksiniz zaten. Hatta ziyaret bile edebilirsiniz. En fazla mavi hapla gördüğünüz dünyaya dönersiniz.

Ama ben ne karalıyorum bakın; derdim P’yi anlatmak değil. P’yi merak edersen o her yerdedir. Zaten mevzu onu merak etmek değil. Gidersin, görürsün, tek merakın oysa geri dönersin. Ben de gittim kırmızı hapı yuttum, hem de susuz. Kursağımda kaldığı da oldu. Ama çıkartmak istemedim. Hani rahatsızlıkla başladım ya cümlelerime, bir sıkıntısı olmayan insanın neyi başardığı görülmüş ki? Merak önemli bir konu. Hayatın sırrı bu da olabilir belki. Hani bizim kültürümüzde var ya başına gelen şeylerin yüzde ellisi meraktandır diye. Siz her duyduğunuza inanmayın işte.

Kötü oldu, sırası bozuk cümleler arka arkaya geldi sadece. Rezil olabilirim, olayım. Gerçek şu ki, en sonunda var olan tek şey ölüm. Bunu kabullenmek de bir meziyettir herhalde. Basit, sıradan olabilir ama hayata dair fikri olmayan tonla pırıltılı kimsenin yanında değeri var. Bundan sonra daha iyi rezil olmalıyım.


O kadar çok şey var ki, her şeyi anlatamıyor insan. Siz, bu sıradan karalamayı okuyan şanssızlar. Yaşadığınıza şükredin. Rahatsız kalın ki, uyuşmayın.