Hürriyet

28 Aralık 2010 Salı

Pişmanlık

Bütün bir akşam boyunca uyuyunca ister istemez gecenin dördünde ayakta olabiliyor insan. Yeni yıl öncesinde hissedilen tüm telaş ve pişmanmlıklarla birlikte, kafayı allak bullak buluyor insan. Bende bu sefer daha fantastik bir kafa oldu. Anlatınca gülebilirsiniz, belki de yazılı edebiyatım o kadar başarılı olmadığından sadece '...Eee?' der geçer gidersiniz. Yine de deneyeceğim.

2002 yılında bu liselere girilen sınavlardan birien girmiştim. Alabildiğine anlamsız bir sınavdı ama. Hani sınav esnasında şu da yaşandı; yıl itibariyle 48 yıl sonra dünya kupasına katılmışız ve hepimiz neye güveniyoruz belirsiz bir şekilde kupayı bekliyoruz. İlk maçta da Brezilya'ya şanssız yenilmişiz, tam da sınav günü Kosta Rika ile hayati maça çıkıyoruz. Sınavın hangi saatine denk geliyor emin değilim ama, kafada kurgusunu yaptım, okul-ev arasındaki muhtemel mesafeyi dakikasına ve dahi saniyesine kadar hesapladım sınavda. Uygun zamanda eve gittim. Evet, o güne dair hatırladıklarım çok kabaca bunlar. Velhasıl umrumda değildi o gün bir sınavın varlığı.

Yazın, fütursuzca ergenliğin tadını çıkartırken eve bir mektup, zarf ne bok derseniz deyin işte, ondan geldi. Daha doğrusu nasıl o mektubu görmüş olabileceğimi düşünüyorum, kafamda kurguladığım herhangi bir alternatifi mantıklı bir yere koyamıyorum. Şöyle ki, yazın ortasında yazlıkta olmam gerekirken, amaçsızca İzmir'deyim, 40 derece sıcak var, elime aldığım zarfı açıyorum ve hooop, Nazilli Anadolu Lisesi daveti alıyorum. Oysa o zamanlar ÖSS gibi değildi bu lise seçme şeysi. Sınava girmeden önce belirlerdik hedeflerimizi. Tabi öyle zannediyorum ki, Ege Bölgesi'nde üç beş yer haricinde kalan okulların kontenjanları bomboş kaldığı için bir de posta zahmetine katlanmışlardı. 'Nazilli mi? Öyk...' dediğimi hatırlıyorum.

Zira o dönem, halihazırda okuduğum okulda sevgilim, sevdiğim insanlar ve diğerleri vardı. Tabi her şey masal ya ve ben de tam olarak o masala bırakmışım kendimi ya, hiçbir şeyin değişme ihtimalini gözardı ediyorum. Zaten değil ertesi günü, yaklaşık bir yarım saat sonrasını dahi görememem yüzünden lanet olasıca bir hazırlık ve lise 1 dönemi geçirmiş olduğumu da inkar edemem. Herkesin öngörülerinin iyi olması gerekmez. Ama ortalama bir öngörüye sahip olmak isterdim, kısmet değilmiş. Her neyse, okudum, mezun da oldum, bugün yarın işe bile başlayacağım. Derdim de kısa eğitim geçmişimi anlatmak değil, CV var elimde, merak edene onu da yollarım.

Henüz ana haber bültenlerini sunan spikerler, 'reklamlardan sonra görüşmek üzere' demeden önce uyuyunca, yeni günün ilk dakikalarına ayakta giriliyor. Aklıma gelen ilk şey Nazilli'de okuma ihtimalimdi. Nazilliyle en fazla Aydın'ın ilçesi olması münasebetiyle ilişkimin olduğu düşünülürse korkunç bir bilinçaltı eseriyle karşı karşıyayım demek hiç de zor değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder