Hürriyet

1 Mart 2011 Salı

Betty

'Seni şahsi hamamböceğim ilan ediyorum Betty. Bundan sonra, sen gözüme gözükmeyeceksin, ben de ekmek kırıntısı bırakacağım gidebileceğin her yere.'

Bir buçuk ay falan oldu Bet ile tanışalı. Şöyle oldu; bir gece –sanırım final zamanı- adeta kafam ebatlarında bir canlı mutfak mermeri üzerinde hareketlendi florasanın sesini duyarak. Kafam konusunda çok ciddiyim, o hayvani cüsseyle refleks manyağı olmasını açıklayamıyorum mesela. Anne mesleğinden ötürü ara ara eve yollanan, minik zeytinyağı şişelerinin arkasında yaşamayı seviyor. Geceleri ne zaman mutfağı ziyaret etsem muntazaman orada antenlerini görmemin başka anlamı olmasa gerek.

Hamamböceği gördün mü öldürürsün. Olayın kuralı budur. Ama buna zarar verecek olursam, korkarım TCK girer işe. Cesedi gömmek ayrı dert. Çöp almaz ki kendisini. Ben de uzun süre görmemezlikten geldim. Kendisine karşı yekpare savunma aracımı da uzun süre sonra buldum; sineklik. Gerçi bu gizli ve ölümcül silahı henüz kullanmadım. Bu gece yaşadığımız münasebetten sonra kullanır mıyım bilinmez. Şımartmamak lazım yine de.

Sinekliğe gelirsek; hani hiç görmediğin ama orada olduğunu bildiğin cisimler vardır ya. Işte öyle bir şey bu bahsettiğim. Kışın kaybolan, yazın aniden beliren şeyler vardır mesela cemre. Işte bu sineklik de onun gibi olmalıydı. Olmadı, kış uykusundan erken uyandı. Görevi de ortalama sineğin birkaç (yüz) katı ebatlarında bir canlıyı öldürmek. Zor iş. Kaldı ki radyasyondan etkilenmeyen haşereyi bir sineklikle öldürmeye kalkmak, kürdanla angard diye bağırmaya benziyor. Kimbilir kendini tehlikede görürse Bet, beni bile öldürmeye kalkabilir. Cüsse olarak hala kendisine uygun bir tarif yapabilmiş değilim.

Bet ile ilk gecemiz ve ilişkimizin tarihsel gelişimi işte bu şekilde oluştu. Kaynakçalar da ekte yer almaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder