Hürriyet

10 Şubat 2011 Perşembe

Tatil

12 Ocaktan beri hafif hafif tatildeydim. 29 gün olmuş işte. Bana tatil miydi? Sanmıyorum. Şöyle geçti; 6 sene okuyup doktor olanlarla elbette aşık atmıyorum. Ama biraz daha pratik bilgim olursa rahatça bir ameliyata girebilirim :) ne kadar zor bir son sömestr yaşadığımı belki böyle hayal edersiniz.

Şimdi, olmak istediğim şehir beni çağırıyor. Soğuğunu, ıslaklığını hissediyorum İstanbul’un. Bu kuru, salak bir özenti değil. İzmirli olarak İstanbul’un köpeği olmak klişesine hiç saplanmadım. Şansım da bu sanırım. Son darbe için, oraya gitmem lazım, biliyorum…

Ben varım bu hayatta. Yalnızım ve kimse olmayacak yanımda.

Son darbeyi vuracaksam öğrencilik hayatıma, en başta kendimin unutmayacağı şekilde olacak bu.

Hala, bana güç veren birileri var oralarda. Hazır yıkılmamışken daha, yorulmamışken, sinmemişken hastalıktan…

Her şey daha güzel olsun diye gidiyorum İstanbul’a…

Ama önce;

‘and if a double-decker bus
crashes into us
to die by your side
is such a heavenly way to die
and if a ten-ton truck
kills the both of us
to die by your side
well, the pleasure - the privilege is mine’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder