Hürriyet

21 Ağustos 2011 Pazar

15 liranın hikayesi

Paramız yok şu aralar. Yetmezmiş gibi evin kadın kolları da dönüyor Zonguldak’a. Ozanla beş parasız(ımsı) bir şekilde sonraki haftayı bekliyoruz. Hadi ben Cuma İzmir’e dönüyorum, o burada. Bakar herhalde çaresine. Her şey bundan iki saat önce başladı. Acıktık, evde yemek yok, paramız da yok üstelik. Daha önce hatırladığım sahneler tüm bunlar. Şu anda mesela şortun cebinde beş liram var sanıyorum kart için. Eğer o da yoksa işe gidiş alabildiğine riskli olacak. Özge’ye belki takılırım ama dönüşte sıkıntıların kralını yaşayabilirim.

Özet geçelim; 15 lira var elimizde. Ve evet, o para harcanacak, her türlü. Tuz, yoğurt, makarna, Adam kolları olarak biz evde yalnız kaldığımız zaman, imdat kolu gibi çekilecek börek için yufka ve Ozan’ın seçtiği, benim de içgüdüsel olarak hassas terazi görevini üstlendiğim patateslere totalde lira verildi. Hatta Diasa’ya 10 kuruşu bile çaktık.

Geri kalan 9 lira da, evet sigaraya gitti. Ama modern ekonomiye hakimiz artık. Açlıktan ölürüz yine, ama parasız kalmayız. O yeter evet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder