Hürriyet

28 Eylül 2011 Çarşamba

İlk Neşter

Son günlerde olanlara her şeyden umut çıkartarak ilk neşteri vurmuş bulunuyorum. Daha iyi olmayabilir de ama ilk şoku atlatmam iyi oldu. Su'yum, beni en baştan beri bu duruma hazırlamaya çalışan patronum, annem, Ozan, Perç ve en nihayet az önce arayan halam da üstüste gelen kroşelerden biraz olsun yırtmamı sağladılar. İyi oldu. Daha iyi değil belki ama ilk neşter önemliydi, kısa sürede toparlanmam lazımdı. Olacak sanırım da.

27 Eylül 2011 Salı

daddy's gone

herhalde şöyle bir şey çok, çok ve fazlasıyla uygun olacak. maalesef durum da bu. iki gündür minimuma indirdim iletişimimi her şeyle. iyi de olur gibime geliyor. beklediğim bazı şeyler oldu, olmamasını dilediğim. konu dağılmasın. dinleyin Glasvegas'tan.

http://fizy.com/#s/2b5vn8

how you are my hero
how your never here though
remember times when you put me on your shoulders
how i wish it was forever you would hold us
right now im too young to know
how in the future it will affect me when you go
you could have had it all
you, me, and mum y`know
anything was possible

i wont be the lonley one
sitting on my own and sad
a fifty year old
reminiscing what i had

i wont be the lonley one
sitting on my own and sad
forget your dad, he's gone

all i wanted was a kick-a-bout in the park
for you to race me home when it was nearly getting dark
how i could've been yours, and you be mine
it could've been me and you until the end of time
do what you want, when you want
be as fuckin' insincere as you can
what kind of way is that to treat your wife
to see your son on saturdays
what way is that to live your life?

i wont be the lonley one
sitting on my own and sad
a fifty year old
reminiscing what i had

i wont be the lonley one
sitting on my own and sad
forget your dad, he's gone

26 Eylül 2011 Pazartesi

Mutsuzluk

Üzgünüm, mutsuzum. Kimse bana daha fazlasını vaat etmedi. Bunun bilincindeyim. Ama böylesi olmamalıydı. Ben zamanla tüm ekonomik özgürlüğümü kazanmak isterken, şimdi büsbütün İzmir’e ve Eskişehir’e muhtaç kaldım. Asıl yıkan bu mu, yoksa tatmin olmamam mı bilemiyorum. Çok fazla bilmek isterdim. Olmuyor. İçime sinmiyor. Ama pes edersem ölürüm. Aynaya bakamam. Ondan dolayı pes etmek yok. Edemem.

Annemin 'daha uygun bir ev baksan' demesi, babadan net bir cevap gelmemesi, benim ayda o kadarla kalmam... Çok boğuluyorum. Çok boğuldum. Kendimi hala üç kuruşa muhtaç biri gibi hissetmem... Saçma sapan hayallerim vardı. Zaten para harcamayan biri olarak, elimde para bile tutabilecektim. Olmuyor, olamıyor. Sabretmem lazım. Yine de tüm bu iyi niyet hareketlerim yukarıda saydığım sebeplerden dolayı boğazımın düğümlenmesini engellemiyor. Her şey için savaşmak zorunda kaldım. Biraz olsun şans bana güler diye bekledim. Olmadı, oysa istediğim çok da değildi. Dayanmam lazım. Konuştuklarıma inanıyorum yürekten. Ellerinde olsa daha iyi olurdu biliyorum. Ama yine de, çocukluktan falan sonra şöyle 'oh' deyip kendimi, kendi yatağıma atmak isterdim. Öyle görünüyor ki, kısa vadede başarmam mümkün değil.

İstanbul’a ilk geldiğimde Ozan bana ‘sonunda hayalini gerçekleştirdin’ demişti. Son 4 yılın hayali buydu. Oldu da. Daha iyi olacak her şey. Çok daha iyi olacak. Şimdiden başlamam lazım.

25 Eylül 2011 Pazar

yaşamak bazen sabır ister

Kendimi bir şeylerden mahrum kalmış hissediyorum. Çok isteyince olmadığını görüyorum. Tüm beddualarım kendi üzerime.

Farkındayım yerle gök birbirine girmedikçe birilerini mutlu kılamam, kılamıyorum. Sadece çok üzgünüm. Bu da benim lanetimmiş işte. Kral dönmedi. Aragorn değilmişim meğersem, Arwen olsan da.

Ama sen her şeyden çok güzelsin, bir bilsen.

22 Eylül 2011 Perşembe

1 Milyon Çocuk Burada!




Türkiye’nin en çok tercih edilen çocuk ve gençlik portalı Tipeez.com, iki yıldan kısa bir zamanda 1.000.000 üyeye ulaştı!

Her hafta birbirinden çeşitli aktiviteleri ve eğlenceli sürprizleriyle dijital neslin nabzını tutan Tipeez, hem 18 yaş altı çocuk ve gençlerin, hem de ebeveynlerin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Üyelerinin yaratıcılıklarını ve ifade yeteneklerini geliştirmeye yönelik ödüllü yarışmaları, eğlenceli oyunları sayesinde portal, kısa sürede tam 1.000.000 çocuğun uğrak yeri haline geldi. Gece 22:00’de kapanan sohbet odaları, deneyimli moderasyon ekibi, ebeveyne kontrol yetkisi sağlayan özel sistemi, kaba ve müstehcen konuşmalara izin vermeyen patentli programıyla Tipeez.com’da, birbirinden farklı birçok güvenlik önlemi mevcut.

Çocuk ve gençlere, özenle tasarlanmış güvenli bir ortamda bilinçli internet kullanımı tecrübesi yaşatan portalda sürekli güncel haberlerin yayınlandığı bir haber kanalı da mevcut. Bu haber kanalı aracılığıyla Tipeez, üyelerine haber okuma alışkanlığı kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda gündemdeki gelişmeleri yorumlamaya ve sorgulamaya da teşvik ediyor.

Siz de geç kalmadan Tipeez Dünyası’nı keşfetmek için tıklayın!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

19 Eylül 2011 Pazartesi

ev işi

iş işine bağlı olarak ilerleme gösterdik son 1 haftada. kolay da oldu aslında, şimdilik. lakin herkesin bana ev tutası geldi. insanlar yığınla kiralık ev yolluyor bana söğütlüçeşme'de, acıbadem'de... orda burda.

15 güne yeni ev, yeni hayaller.

18 Eylül 2011 Pazar

İnsan Eğitimi

İnsanlar üzerinde oynamayı seviyorum. Zor değil, güzellikle oluyor, en azından çoğunlukla. Ama örneğimizi verelim;

Üst sokakta bir dayı var tekel bayii. Kendisinden sigara olsun, efendime söyleyeyim türlü içecekler olsun bu tür alışverişimizi kendisiyle yaparız son 1.5 aydır. Gel gelelim bu dayının ticaret yapmaktan bıktığı yüzünden belli oluyor. İstediğimiz şeyi söylerken yüzü falan buruşuyor, suratımıza atmıyor ama ne azından. O seviyeye henüz gelmedi kendisi. Bu anlattıklarım birkaç gün öncesine kadar oluyordu en azından.

Bir süre sonra ‘sikerler’ düsturuyla hareket edip, hem daha kolay hem de en azından kartla ödeyebildiğim bir bakkal buldum. Ona para kazandırdım bir miktar. Sonra, birkaç gün önce az önce bahsettiğim dayıya muhtaç kaldım. Para akışının takiben kendisinin açtığı konu üzerine medya tartıştık. Ben ona Habermas’tan sonracığıma Marx’tan nağmeler düzemedim, ama o bana uluslararası komplolardan falan bahsetti. Olaya zaten akademik bakamıyordum, ama olaydan soğuttu iyice beni. Bunca zaman suratıma suratıma yönelttiği tüm ifadenin acısını çıkartırcasına muhabbet manyağı etti beni.

Neyse, bu mevzu aklımdan çıktı bugüne kadar. Şöyle oldu, sabah gidip ihtiyaç karşılama maksatlı kendisini yine ziyaret ettim. Alacağımı aldım, parayı teslim ettim. ‘İyi günler efendim’ dedi.

İki şey var; ya yaşlanıyorum, adam da artık saygı duyuyor. Ya da adam artık bugün yarın dükkanı kapatır çeker gider bu dünyadan. Bilemedim ne oluyor?

16 Eylül 2011 Cuma

elf güzeli

muhtemelen uyuyorsundur ya, ben de uyuma öncesindeyim. Bir kez daha konuş benimle arwen'im şimdiden tekrar özledim.

İyi geceler 15 eylül

15 Eylül 2011 Perşembe

'sen bana güvenebileceğim bir söz veremezsin'

lotr gecesi. yıllar önce taksim'de bir çatıda içerken sarfedilmişti bir cümle; insan, hayatından; içinde bulunduğu her şeyden mutsuzsa başka şeylere sarıyor. bu her şey olabilir. ama biz en zararsızından yapıyoruz bunu. lotr olsun sw olsun.

lotr gecesi. erken kapatıyorum dükkanı.

14 Eylül 2011 Çarşamba

yemek sepeti ve domino's pizza'ya teşekkürler

ibo'nun doğum gününe gittik, ben erken geldim. Duş aldım, sadece kapıyı açmak için uyanıktım. İşlerin seyri değişti sonra birden, yemeksepeti'ne gir, sipariş ver komutunu alınca. Yaptım, geldi de siparişler. Lakin 5 kişinin her birinin ayrı tribi varmış; soğan, sucuk, mantar, salam sevmeyen beş kişiye hepsinin de olduğu pek güzel bir şey gelmiş. İhale bana kaldı. Kıvırması eğlenceli oluyor. Vay efendim ne kadar da diplomatmışız. Hayır, hep domino's yüzünden. Yorgun ve hard core alkollü bir akşamın devamını bu kadar eğlenceli kılan sitelere teşekkürler be!

13 Eylül 2011 Salı

14 eylülden önce, 12 eylülden sonra

Şimdi isim ve başka bir şey veremem ama tanıdığım bir eski çift jeneriklik yaşamış birkaç ay içerisinde. Onu anlatmadan önce bu yazıyı yazma sebebimi anlatmaya çalışacağım. Umarım başarılı olabilirim. Bu, yıllar sonra yazacağım ilk ve en cinsiyetçi yazı olabilir. Kadınlardan özellikle özür dilerim. Ya da dilememe gerek yok, neden alınıyorsunuz ki içinizde var olan bir zavallı yüzünden? Onun için sıkı bağlayın kemerlerinizi ve dudaklarınızı kemirmeye başlayın.

Öncelikle en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm… Değil elbette. Klişeye dokunarak girişeyim istedim. Ama en sevmediğim salaklarımdan biri de yakın arkadaşlarımdan daha fazla insani özelliklere sahibim. Örnek olarak, üzerime vazife olmayan bir işe girerim birine yardım etmek için. Sonra da elimde patlar. Mesela bu hayatta yeniden doğma sürecimde en sevdiğim, en severek yaptığım şey birilerinin elinden tutup, onları oraya taşımaktı. Haddim olmadan yardım ettiğim çok kişi oldu. Karşılıksız iş mi yapılır, yaptım lan. Hepsinde de başarılı oldum ama. Bu girişin giriş kısmıydı. Yine böyle bir durumda kaldım ben geçen sene. Olayın hemen öncesine bakarsak bir erkek ve bir kadın var elimizde. Erkeğin ne olduğu belli değil, ama ne olmadığı çok net. Kız da, erkeğin o olmadığı şeydi aslında. Ve kız bunun farkındaydı. Ne hikmetse ilişkinin ikinci ayı içerisinde kız tekrar fark etti, adamın öyle olmadığını. Oysa adam yalan söyleyerek gelmemişti ona. Bangır bangır da öyle biri olmadığını anlatıyordu herkese. Hatta bundan dolayı pek çok düşmanı da vardı. Hatta aramızda kalsın, yer yer adamın başına iş gelmesin diye götümüz çıkıyordu. *bu arada Office 2010 ‘götümüz’ kelimesini yeşilledi. Ne oldu aslanım?* evet, devam edersek eğer benim de önceden tanıdığım bir kadındı. Ve adamın çevresinde olan, konuşabileceği tek insan da yine bendim. Neden ben olduğuma dair kısmı az önce anlatmaya çalıştım.

Her neyse ne yaptı etti, adamın gönlünü almayı başardı. Kocaman bir es var burada, zira en ufak ilgimi çekmedi o aralık. Sonra ayrıldılar, adam şehir değiştirdi. Kız sabit kaldı o şehirde. Bir ara ‘hesabını sorucam’ diye dolaşıyordu kız. Aradan yine zaman geçti, arada arkadaşlarla aklımıza geldikçe kızın hallerini eğlenceye sarıyorduk.
Ta ki bugüne kadar… Random gülmek istiyorum burada ama gel gör ki, blog yazıyoruz, biraz resmiyet gerekiyor. Gülmemeyi deneyeceğim en azından. Hesabını sormaktan kastı şu şekilde olmuş; aralarında olan biten, iki kişinin bilmesi gereken Allah ne verdiyse, gitmiş adamın annesine açıklamış. Annesini az buçuk tanıyorsam, telefonu kapatmış günlük hayatına devam etmiştir.

Sorularım şunlar; be kızım şimdi sen –ya hadi söylemeden edemem- kaybettiğini düşündüğün şeyin hesabını başkasının annesine mi soruyorsun? Zorla mı oldu olanlar peki? Peki, bu adam seni evlilik vaadiyle mi kandırdı? Nasıl oluyor da anneden hesap soruyorsun? Şimdi daha da çirkinleşirsek eğer, yahu 23 sene iyi gitmişsin, bırak da ne olmuşsa olmuş. Bu mu geriyor seni bu saatten sonra. Biliyordun ama adam parasıyla oraya buraya gitmeyi. Garanti sürenden mi önce başına geldi? Nedir bu ikiyüzlülük? Hem utanıyorsun, hem de durumunu başkasının annesine söylemeye çekinmiyorsun.
Burada kesiyorum zira mizojiniyi arttırmanın âlemi yok. Ama yıllar sonra durduk yerde bu yanımı kabarttı hadise. Daha da zorlamanın alemi yok. Kızdım, yazdım.

Bu kadar anlattım ya, şunu demeden kapatırsam mevzuyu ölürüm; ‘kız mıdır kadın mıdır bilemem!’

mektup bekler sarı siyah

'bilirim nerde kırıldın
neden aşıksın bana'

demiş mor ve ötesi.

Sanki yeteri kadar eylül şarkısı değilmiş gibi, bir de ben eylülde olduğumuzu hissedemiyorum.

9 Eylül 2011 Cuma

ah bu ben...

'... Boynumu nerelerde vursam...' diye gider bu cümle. Kronik boyun ağrım var, saçlarım uzadıktan sonra daha da arttı bu. minimum 2 gün sürüyor ama bir o kadar da süründürüyor. İlk gün sonunda peak noktasına ulaştı, sonra düştü aşağı. Ama bunda 3 saat kadar uyumamın faydası var. Allah'ım pms gibi ayda bir tekrarlanıyor. Nasıl bir kabus?

5 Eylül 2011 Pazartesi

Freddie

Freddie Mercury

1946-1991

Ya da yan sekiz yaparak sonsuzluğa taşıyabilmek de mümkün seni. Hani denir ya, seni doğuran anaya kurban, evet aynen öyle Freddie. En güzelimizde, en acımızda senin sesin oldu. Seni müziğe yönlendiren şey her neyse, yıldız değil de efsane olmanı arzulatan her neyse... Kelimeleri toparlayamamak böyle bir şey.

'is this the real life?
is this just fantasy?
caught in a landslide,
no escape from reality
open your eyes, look up to the skies and see,
i'm just a poor boy, i need no sympathy,
because i'm easy come, easy go, little high, little low,
any way the wind blows doesn't really matter to me, to me

mama just killed a man,
put a gun against his head, pulled my trigger, now he's dead
mama, life had just begun,
but now i've gone and thrown it all away
mama, ooh, didn't mean to make you cry,
if i'm not back again this time tomorrow,
carry on, carry on as if nothing really matters

too late, my time has come,
sends shivers down my spine, body's aching all the time
goodbye, ev'rybody, i've got to go,
gotta leave you all behind and face the truth
mama, ooh, i don't want to die,
i sometimes wish i'd never been born at all

i see a little silhouetto of a man,
scaramouche, scaramouche, will you do the fandango
thunderbolt and lightning, very, very fright'ning me
(galileo) galileo (galileo) galileo, galileo figaro
magnifico i'm just a poor boy and nobody loves me
he's just a poor boy from a poor family,
spare him his life from this monstrosity
easy come, easy go, will you let me go
bismillah! no we will not let you go
(let him go!) bismillah! we will not let you go
(let him go!) bismillah! we will not let you go
(let me go) will not let you go
(let me go) will not let you go (let me go) ah
no, no, no, no, no, no, no
(oh mama mia, mama mia) mama mia, let me go
beelzebub has a devil put aside for me, for me, for me

so you think you can stone me and spit in my eye
so you think you can love me and leave me to die
oh, baby, can't do this to me, baby,
just gotta get out, just gotta get right outta here

nothing really matters, anyone can see,
nothing really matters,
nothing really matters to me

any way the wind blows'

rüzgar nereye eserse...

Kulağımızdan eksik olmasın sesin.

İyi ki doğdun.

kalamadım

'İçim sızlıyor doğru
Ama sana git demekten başka yol mu var
Onların doğrularıyla büyürken
İçine hayat çekmek değil kolay
Sesim çıkmıyor doğru
Ama bağırsam kime ne faydası var
Bedelli mutluluklar düzeninde
Yüreğe güvenmek değil kolay
Gerçeğin kenarından hayatın düzenine
Bir yol bulup ben akamadım
Bugün budur pencere yarın kışla yüzleşince
Çok üzgünüm kalamadım'

...derken yalın, klipte mavi saçlı bir o kadar da mavi etekli bir hanım abla vardı. Corpse bride'dan da etkilenilmişti o klipte. Ya da direk arak vardı o random uçuşan kelebek konusunda. Ne güzel kadındı. Gece gece aklıma tövbe yarabbim.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Kerkük Zindanı

‘Kerkük’ün zindanına attılar beni
mazlumlar sürüsüne kattılar beni
bir yanım dağladılar ateşle annem
ne suçum ne günahım yaktılar beni
Türkmen obalarından göçen anneler
ne yuvaları kalmış ne de haneler
gök kubbeyi sarar mazlum feryadım
elbette bir gün güler bize seneler’

Türkmen türkülerini hep sevdim. Benim dönemimden pek çok insana göre de zaten yerel müzikleri tercih oranım hep yüksekti.

3 yaz önce sıcağın altında tüm gün çalışırken ve bir damla suya muhtaçken, söylerdim, söylenirdim. Temmuz ya da ağustostu. Ne olursa olsun çok sıcaktı. O zaman belki şımarıklıktandı buna sığınmam.

Giderken daha başka oluyor. Emmeli ve gömmeli giderken. Dönüşüm olur mu belli değil. Ama artık olmadığım belli. Bundan dolayı susup Cem Karaca’yı konuşturmalı.

http://fizy.com/#s/124gl3

döner ayak

O kadar çok anımız var ki son 10 küsur yılda. Dinleyenler bile 3 saat 15 dakikalık devamlı konuşmamızdan sıkılmadı.

Biz büyüdük, dünya kirlendi ama anılar sağlam hep.

tesadüf

pek çok tesadüfün bir araya gelmesi sonucu seni bulduğuma, benimle olmana şükrediyorum. Gözlerinde kaybolmanın heyecanıyla...

2 Eylül 2011 Cuma

sllding doors

98 yılında keşfettiğim lakin 13 yıl boyunca izleyemediğim 'ya olmasaydı' filmi. Ya olmasaydı? Felakete ağlayanlar bir süre sonra o felaketin onlara cenneti getireceğini nerden bilebilir?