Hürriyet

18 Eylül 2011 Pazar

İnsan Eğitimi

İnsanlar üzerinde oynamayı seviyorum. Zor değil, güzellikle oluyor, en azından çoğunlukla. Ama örneğimizi verelim;

Üst sokakta bir dayı var tekel bayii. Kendisinden sigara olsun, efendime söyleyeyim türlü içecekler olsun bu tür alışverişimizi kendisiyle yaparız son 1.5 aydır. Gel gelelim bu dayının ticaret yapmaktan bıktığı yüzünden belli oluyor. İstediğimiz şeyi söylerken yüzü falan buruşuyor, suratımıza atmıyor ama ne azından. O seviyeye henüz gelmedi kendisi. Bu anlattıklarım birkaç gün öncesine kadar oluyordu en azından.

Bir süre sonra ‘sikerler’ düsturuyla hareket edip, hem daha kolay hem de en azından kartla ödeyebildiğim bir bakkal buldum. Ona para kazandırdım bir miktar. Sonra, birkaç gün önce az önce bahsettiğim dayıya muhtaç kaldım. Para akışının takiben kendisinin açtığı konu üzerine medya tartıştık. Ben ona Habermas’tan sonracığıma Marx’tan nağmeler düzemedim, ama o bana uluslararası komplolardan falan bahsetti. Olaya zaten akademik bakamıyordum, ama olaydan soğuttu iyice beni. Bunca zaman suratıma suratıma yönelttiği tüm ifadenin acısını çıkartırcasına muhabbet manyağı etti beni.

Neyse, bu mevzu aklımdan çıktı bugüne kadar. Şöyle oldu, sabah gidip ihtiyaç karşılama maksatlı kendisini yine ziyaret ettim. Alacağımı aldım, parayı teslim ettim. ‘İyi günler efendim’ dedi.

İki şey var; ya yaşlanıyorum, adam da artık saygı duyuyor. Ya da adam artık bugün yarın dükkanı kapatır çeker gider bu dünyadan. Bilemedim ne oluyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder