Hürriyet

26 Eylül 2011 Pazartesi

Mutsuzluk

Üzgünüm, mutsuzum. Kimse bana daha fazlasını vaat etmedi. Bunun bilincindeyim. Ama böylesi olmamalıydı. Ben zamanla tüm ekonomik özgürlüğümü kazanmak isterken, şimdi büsbütün İzmir’e ve Eskişehir’e muhtaç kaldım. Asıl yıkan bu mu, yoksa tatmin olmamam mı bilemiyorum. Çok fazla bilmek isterdim. Olmuyor. İçime sinmiyor. Ama pes edersem ölürüm. Aynaya bakamam. Ondan dolayı pes etmek yok. Edemem.

Annemin 'daha uygun bir ev baksan' demesi, babadan net bir cevap gelmemesi, benim ayda o kadarla kalmam... Çok boğuluyorum. Çok boğuldum. Kendimi hala üç kuruşa muhtaç biri gibi hissetmem... Saçma sapan hayallerim vardı. Zaten para harcamayan biri olarak, elimde para bile tutabilecektim. Olmuyor, olamıyor. Sabretmem lazım. Yine de tüm bu iyi niyet hareketlerim yukarıda saydığım sebeplerden dolayı boğazımın düğümlenmesini engellemiyor. Her şey için savaşmak zorunda kaldım. Biraz olsun şans bana güler diye bekledim. Olmadı, oysa istediğim çok da değildi. Dayanmam lazım. Konuştuklarıma inanıyorum yürekten. Ellerinde olsa daha iyi olurdu biliyorum. Ama yine de, çocukluktan falan sonra şöyle 'oh' deyip kendimi, kendi yatağıma atmak isterdim. Öyle görünüyor ki, kısa vadede başarmam mümkün değil.

İstanbul’a ilk geldiğimde Ozan bana ‘sonunda hayalini gerçekleştirdin’ demişti. Son 4 yılın hayali buydu. Oldu da. Daha iyi olacak her şey. Çok daha iyi olacak. Şimdiden başlamam lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder