Hürriyet

1 Şubat 2013 Cuma

26

Eskişehir... Her şeyin başladığı, ama bunu söylediğim kimsenin inanmadığı şehir. Herkesin kendisine ait bir hikayesi var. Benimki çok sık merak edilen, ama çok çabuk unutulanlardan. Eğer "sen bir şey anlatmıyorsun diye biz sormuyoruz" durumu olmasaydı, belki de sorulsa anlatabilirim bir şeyler. Anlatabilirdimdi. Çünkü konuşmak istiyorum son zamanlarda. Sabahlara kadar akşamlara kadar benden bahsetmek istiyorum, Mumbai'den bahsetmek istiyorum, Osmanlı'nın doğal sınırlarından bahsetmek istiyorum, ofsayt kuralını anlatmak istiyorum. Ama tüm bunları anlatırken kimsenin ilgisini aşırı şekilde çekmek istemiyorum. Her şey doğal olmalı bana kalırsa. Forest gibi, oturayım bir otobüs durağına, insanlar geçsin gitsin ben konuşabileyim kimsenin ilgisini çekmeyen şeyler hakkında.

Eskişehir... 24 yıl ve 3 ay sonra ilk kez dün gece uyuyabildiğim benim küçük endişe mekanizmam veyahutta "aa ben de orada doğdum" demekten ileri gitmediğim, gidemediğim. Sözcüklerimi boğazıma tıkayanım, en güzel muhabbetlerimi bertaraf edenim.

Eskişehir... Yeteri kadar şanslı olsaydım, hayat yeteri kadar adil davranmış olsaydı bana belki de büyüdüğüm şehir burası olacaktı. Ama tabi bu konuda bencil davranamam. Benden başka kalbi kırık en az bir insan daha var. Yine de 25 sene önce geçilen sokaklari yürünen kaldırımlar, kalınan odalar falanlar filanlar var bu şehirde. Kimbilir bu oda değil de, belki karşımdaki odaya ne umutlarla bırakılmıştır bavullar. Bunların çoğunu bilemeyeceğim, çok da bilmek de istemiyorum aslında.

Aslında tam olarak istediğim şey yürümekti. Yerler bembeyaz olsaydı ne güzeldi... Mamafih bir pastırma kadar zemin kuruydu, günlerdir asfaltlardan ayrılmayan bedenim yorgundu ve gecenin sonunda galiba çok sarhoştum. Her zaman prensip olarak kabul ettiğim bir gerçeğim var; sarhoş olunmaması gereken her yerde sarhoş olurum. Bu bende böyle, genetik midir bilemiyorum. Ancak en yakın komşunun 100 metre ötede olduğu bir evde fil devrilirken, "hadi beyler" diyen ben, rezil olma konusunda çok ince görebiliyorum. Her neyse. bu kısım önemli değil.

Önemli olan yürümekti. Yürüdüm. İnsanlar özlediklerini ya çok kuru bir şekilde, ya da sadece denk birbirlerine denk geldiklerinde söylüyor. Oysa eğer insan değer veriyorsa özlemeli. Özlemin çoku azı falan da olmaz bence, olmamalı yani. Çünkü insanlar umursanmadıklarını hissettiği zaman gidebiliyorlar diğerlerinin hayatlarından.

Her neyse hedeflerim içinde Ortaya Karışık var. Belki de tek tatmin edici hedefim bu hayatta. Hem kısa dönem planım, erişilebilirliği var. Hem de ne bileyim.

Gecenin şarkısı da olsun mu? Olsun

http://fizy.com/#s/3y9khh

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder