Hürriyet

14 Mart 2013 Perşembe

Ontolojik Bir Takım Ölümler


“Tutunamayanlar’ın Selim ontolojik bir şeyden ölmüş diyorlar, bilemem.  Bir bilene sormak lazım”

Perşembe akşamının çok karanlık bir saati değil, etrafta hala arnavut kaldırımı üzerinde sürülen alışveriş arabası sesleri var. Maalesef sigara ve alkol yok evde. Dışarı çıkabileceğim bu sürede bitirilmesi gereken işler var; dışarı çıkmam demek eve bir daha geri dönmeme ihtimalimin olmaması anlamına geliyor. Gut hastalığından mustarip Ayşe Teyze telefonda yüksek tonda birilerine emir yağdırırken, azıcık nefes almak için açtığım pencereden bu berbat sesi duymam tamamen sınır tanımadığım talihsizliğimle alakalı. Nefes almak da, alamamak da benimle yine konumuzla alakalı ama. Uzun zamandır insan sesine alışmıştım, insan sevmiştim. Çok sevmiştim. Mutluluğu elinden alınmış insana üzülebilir insanlık. Üzülmeli de.

Aklımdan geçen tonla güzel şey maalesef sadece metrobüste yer kapmak için mücadele ederken geliyor. En güzel eserlerimi o anları durdurarak ortaya koyabilirim. Yanımda defter, kalem olması da kar etmiyor. Con Ahmet defteri her reklamcı da olmalı. Maalesef ben reklamcılıktan uzak bir noktadayım. İşler böyle giderse reklam dünyasından ayrı bir şehirde bile olabilirim. Buna ramak kaldı biliyorum.

İnsan sesleri duyuyorum dışarıda. Gülüşüyorlar hepsi. Bugün güneş varsa bunun yarını da var bebeğim. İnanmazsan seni buna inandıracak çok kişi var. 

4 Mart 2013 Pazartesi

Yalnız

Kendi yazımı kendim editleyecek kadar yalnızım.

Birileri gitti, birileri daha gidecek yakında.

Yakında kendime günaydın diyeceğim sadece.