Hürriyet

14 Temmuz 2013 Pazar

Tek İhtimali Olan İnsanlar

Çok anlatılacak bir numara yok. Bazı insanların hikayesi tek ihtimallidir: Yaşamak.
Kendiyle konuşamayan, günlüklerini bile gönül rahatlığıyla yazamayan insanlar var hayatta. Bugünden 10 sene önceye baktığında “keşke yazsaymışım” derler. Ama olmamış işte. Huzursuzluk, güvensizlik vesairelerin yakasını bırakmadığı zavallılar var hayatta.

Kabuslarla uyandığım geceler olurdu küçükken. Bazı koşullar kabusları büyütüyor. “Keşke” bir hayat tarzı oluyor. Geç kalmalar var. Çoğu insan için geç kalmak somuttur. Bazıları için ziyadesiyle soyut. Öyle bir şey geç kalmak. Bunun alt yapısını biliyorum. Ama anlatamam, yazıya dökemem. İyi bir rakı gecesinin akabinde dökülebilir bazı cümleler. Ve şu an sadece işlerimi tamamlayıp uyumayı planlıyorum.
Amaç şu; başka çocuklar unutulmasın. Güzel büyüsünler. Onun için şu yaptığımız şeye ne kadar bağlı olduğumu anlatamam. Evet, iyi bir büyük nasıl olunur bilmiyorum. Bilemedim bunu. Ama çabalıyorum. Günün birinde ortalamanın çok üzerinde baba olacağım en baştan beri söyleniyor. Ben bu kalıba nasıl sığacağımı bilmiyorum.

Hükmen mağlubiyetle hayata gelişimi eşitlemeye çabalıyorum. Sonrası da gelecek. Ama nefret edilen çok şey var. Bunun bedeli apaçi dili edebiyatında yoklukla sınanmak olsa gerek. Ya da ona benzer bir şeyler işte. O dile hakim değilim. Olmayayım da zaten.

Aslında durumu “anneannemin son ölümü”nde Emrah Serbes anlatmıştı. Buraya motamot yazsam birileri bulur, sonra uğraş dur. Ama şu var ki, yıkılmasını istiyorum bazı şeylerin. Çünkü her şey olduğu zaman acıma göstermedi yetkililer, kurumlar ve kuruluşlar. Yok olup gidebilir her şey. Yeni düzen kurulabilir. Kurulmayabilir de. Nasıl olsa adaptasyonum kolay, bağlanmam zor çoğu şeye. Ve bunca şer odağına hiç bağlanmadım. Görüyorum ki direnebilceğimiz insanlar da yok hayatımızda artık. Anlıyorum ve görüyorum yani işte. Keşke olsalardı. Olsaydı. Olmadı işte.

Tek çözümün tahliye olması çok acı. Ama, kabul edilmesi gereken bir gerçek. Gerçekler hayatı gölgeliyor işte. Görünür gerçekleri de insanlar kabul etmedikleri, kendilerini kandırmayı türlü bahanelerle seçtikleri için, ona da yapabileceğim bir şey yok. Aşk, mantık, hurafe vesair. Her şey karşı şu anda. Ama onların da altından kalkılabilir. Yeter ki gitmek olsun sonunda. Hayatımı gitmeye bu kadar şartlamışken ne kadar zor olur burada kalmak? Kalmayayım da zaten. Cezbetmiyor burada hiçbir şey. Hemen hemen diyelim.
Her neyse.  Çok anlamsız yerlere geldi. Kriptolu konuştum farkındayım.

“Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç tüm çocuklar büyür.”


Karanfil kızın hikayesi çok değerli. Dünyayı omuzlarında tutmak… Falan ve de filan. Konuşulacak şeyler var. Dökülmesi gereken çok şey… Ama doğal değiliz artık. 

Ve biliyorsunuz ki mutlu hikayeler için vakit çok geç.

Ve tüm olanları dehşet içinde izliyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder