Hürriyet

26 Ağustos 2013 Pazartesi

bitmez

“ölümümü bekleyenler
avucunu yalasın
ölmeyeceğim
yüzyıllar sürse de
sizi değiştirene kadar
başınızdayım”
Hıncımız bu noktada. Ve bu netbooku açma sebebim bambaşkaydı, neden böyle oldu bilemiyorum.

Ve uyku tutmaz, her gün bir hikaye biter. Uyuyamamak ise iki hikayenin arasında kalmaktır; ne başlar, ne de biter…

18 Ağustos 2013 Pazar

Yaz Biter

Gecenin bir yarısında H. Hanımcığımızdan iltifat almamış olsam, muhtemelen L&M izleyip uyuyacaktım eve döndüğüm zaman. Oysa işler yolundan çıkmış oldu o güzel iltifatla.

Filmi takriben 24 saat geriye alalım. Rakı kafasının dev bir dinozor, ejderha ve hatta at kafası kıvamına geldiği bir cuma gecesinin akabinde, neredeyse tüm bir gün boyunca baş olsun, boyun olsun bir sürü ağrıyla uğraştım gün boyu. Oysa İzmir’den minik bir lodos havamız vardı bu arada. Adeta İstanbul’a güç gösterisi, meydan okuma, Haydarpaşa’dan haykırma etkisi yarattı misafirlerim.

Yalnız bazı sorunlarımız var;

Belki ben geç kalıyor olabilirim hayatta her şeye ama başka insanlar da o kadar masum değil. Mesela zamansız bir geliş oldu bu. Sadece cumartesiyi değil, cumayı ve pazarı da değerlendirebilirdik. Olmadı. Gerçi Pazar hakkında bir fikirleri olduğunu sanmıyorum ama zaman darlığından her şey sıkışıverdi işte.
Zaman darlığı demişken hani yaz günleri uzun sürerdi? Her şey daha dünmüş gibi geliyor bana. Direnişimiz, güzelliğimiz, sabahlara kadar birbirimizden haber bekleyişlerimiz vardı. Yok olmuş bunların hepsi. Yaz diyoruz, tatil yok diyoruz, çalışıyoruz diyoruz. Bunların hiç mi bir anlamı kalmamış? Kalmamış. 2013 yazına mutluluklarımızı da, geleceğimizi de gömmüşüz meğerse.

Daha önce sıralamıştım, 2013 de berbat, ama iyi bir öğretici yaz olarak yerini alacak.

Hadi bakalım hangi yazımda sıralamışım bu önemli yazları?


Bilene dev bir güzellik J

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Bi Takım Yarıda Kalmışlıklar

https://www.youtube.com/watch?v=7Avy4wNSYJU

İşte bunu okuduğuma çok üzüldüm. Bunca zaman sonunda gerçekten ilk kez çok üzdün beni.

Demek İzmir?

Çok Büyük Zaman Kaybı

Kendime gelmedim henüz. Orası çok açık. Ama daha iyiyim. Bu da ziyadesiyle açık bana kalırsa. Böyle biraz nadas gibi hemen her şey. İnancım toparlanıyor. Yine de eksik bir şey var. Maalesef öyle. 2013 yazı için çok başka hayallerim vardı. Hiçbiri olmadı yine, yeni, yeniden. Ama ben şafağı görüyorum, gördüğümden çok eminim.

Gerçeği bulduktan sonra imitasyonlarıyla ilgilenmiyor insan. 

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromunu Dövdük

Tekdüze falan ama idare ediliyor. Bir pazartesi gününü en iyi hale getirmenin yolunu "en iyi ben bilirim, ben!"

Ve bildiğim bir şey varsa karma bu aralar çok güçlü bu aralar hayatımda.

Bildiğim bir şey varsa yapılan, geri dönüyor.

Bildiğim bir şey varsa hayatta imparatorluk kuramazsın, her yere ulaşırsın ama. Sadece gezginsindir. Flaneur olabilirsin. Sırtına çantanı alırsın, yola çıkarsın.

Bildiğim bir şey varsa imparatorluk kurmaya çalışırsan, hayat en ivmelendiğin en yüksek anda suratına gömer ekmek kesme tahtasını.

Böyleyken böyle, umarım az pişmanlık getirir gelecek. Yoksa bu saatten sonra her pişmanlığın dönüşü çok geç olacak.

son söz

iki şey diyip kaçıyorum;

çok iyisin ama aptal ve aşıksın güzel kardeşim. keşke sadece bi tanesi olsaydın.

diğeri, daha da önemlisi. bugün bitti, gitti. ama önümüzde çok uzun sezonlar olsun. ben gelirim, izleriz yine maçları. söz.

hasta la vista

8 Ağustos 2013 Perşembe

Düzeni Kontraataklarla Vuruyoruz

Standart;

-Artık yaşın gelmedi mi?

Bizde;

-Anne sen şu anda x yaşındasın deil mi?
+Evet.
-Ben doğduğumda ananem x-1 yaşındaydı.
+Hı?!

Annem bana "hı" dedi :)

Eve Alınması Lazım Olanlar

Bir su terazisi, bir 22'lik ampul. Çok gerek. Bir de İspanyolca bilen bir alçıpan ustası. İspanyolca anlayıp, İngilizce cevap verebilsin diye.

Bir Kere de Güzellikle Uyandırsan

Bayrama inanmıyorum ama güzel şeylere inanıyorum.

Güzel temennilerde bulunmaktan kaçınıyoruz, zira -yabancı değiliz- her güzel temenni arkasından felaket getiriyor.

Bir bayram sabahı kalktığında yaşanılabilecek en trajik andır sabah allerjisi.*

Yalnız şunu 'rica' edenlerle ortak seçime girsek kazanabiliriz.

“Bir kere de güzellikle uyandırsan”

*Bu konu güncellenmesin daha sonra.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Rövanşlarımız

Hayatın ivmesi aşağıya doğru kayarken, iyi şeylerden çok kötü şeyler akla geliyor.

Doğum günleri güzel değil, onlar felaketlerin sebebi olabiliyor ve düzenli olarak her pasta kesilişinde kağıt kesikleri atılıyor olabilir bir başkasının kalbine.

Doğum günleri, öncesi ve sonrasıyla fecaat sebebi olabilir. Ne zaman kapıdan yaka paça atılan bir kadın görsem, aslında başkasıdır gördüğüm. Atamam, yapamam.

"Doğumda elimi tutacak mısın?" diye soran bir kadına sadece öfkelenebilirim, o da -zaten zekasının hastasıyımdır- bi daha tekrarlamaz sorusunu. Çünkü böyleleri de var hayatta.

***

Demek istediğim, "ah siz kadınlar, yaparsınız ve karşınızdakinden bunun yasını tutmasını beklersiniz."

Oysa yüzyıllardan 21. yüzyıl ve zaten sevilmeyi sadece romanlardan öğrendik. Büyük savaşlar görmemenin bedelini, o savaşları içimizde yaşayarak ödüyoruz. Çoğumuz, bir kısmımız en azından.

Demek istediğim, saklayın kendinizi sağlam bir rövanş için. Çünkü aşk bitince geriye bir şey kalmadığına tanık olacaksınız.

Ve biz bunu zaten demiştik.