Hürriyet

18 Kasım 2013 Pazartesi

...Kasım da Biter!

Saat 1. Afili sözcüklerin tavan yaptığı ve sadece İstanbul’a inmeye meyleden uçakların seslerinin duyulduğu saatleri yaşıyoruz. Yaşamak denirse buna.

Yenice diyebileceğimiz bir hayatımız oldu ki, yerde unutulan sabunlara hazırlıklıydım, kayıp düşmedim.

Biraz da ekilme oldu. Ona önlem alamadım ne yazık ki. O konuda bir şey yapamadım maalesef. Engel olunamıyor bir takım realitelere. Ve tüm bunlar seri hale gelmeye başladığı vakit insanın hevesi kaçıyor. Heves kaçınca geriye de gelen bir şey değil. Dönmüyorsa da bana ait olmamıştır hiç diyebilirim rahatlıkla. Giden Cuma günlerinden hesap sorar mıyız bilemiyorum bunu, ama bunca hayal kırıklığı üzücü oluyor kendi adıma. Her neyse.

Demek istediğim şu ki, bir şeyler yapıyorsunuz ve bunun yasını tutmamızı bekliyorsunuz. Ama aramızdan bazıları bunun yasını tutmakla zamanını boşa harcamamayı seçiyor. O zaman da sizler çok üzülüyor ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. O zaman da elinizde sahip olduğunuz veya sahip olduğunuzu sandığınız şeyleri abartıyorsunuz. Böylece elinizde dev bir balonla kalakalıyorsunuz. Bu da arzulanan bir durum olmadığından dolayı yine üzüntü, yine falan filan…

Sokağımızda esasen ağaç yok, ama biz bazı düz duvarları boyayarak renklendirdik. Ve bunları yaparken de sokağımızı gözetleyen kamerayı kararttık. Sokağımızda karşılı karşılı 8 apartman var. Bir tanesi daha yeni yapıldı ama. O boş sadece. Bir tanesi de komple bir beyaz eşya bayisine ait. Yani sanıyorum ki iki apartmanın en alt katlarına konuşlanmış. Antikaya dair ne ararsanız var, mesela geçen sene dilsiz uşak diye tabi edilen askılardan aldık. Antikacıların en sinir bozucu özelliği de kesinlikle kafalarına göre hareket etmeleri. Mesela normalde 9 gibi açılan bir dükkan, söz konusu antikacı olduğu zaman 11’de de açılabiliyor. E tabi kapanışta da aynı hassasiyet gösterilmiyor. Örneğin akşamüstü 4 gibi kapanabiliyor. Ve hiçbir zaman bilemiyorsun ne zaman muhatap olman gerektiğini.

Akşam yürüyüşlerini de aksatmıyoruz. Temel olarak ölmemeyi göze aldığımız ve fit halimize dönmemiz icap ettiği için devam ediyoruz bunlara. “Go on” yani.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder