Hürriyet

19 Haziran 2014 Perşembe

Yazlar hep hızlı geçer

Az önce yaşanan bir Teoman dinletisinden sonra akla gelen bir çeşit şarkı bu. Herhalde en çok İnsanlık Halleri'ni dinledim, sevdim ona ait.

Elveda by Teoman on Grooveshark

16 Haziran 2014 Pazartesi

Müdür bu, buna konuş

Şu satırları yazmak benim adıma utanç verici. Kabus gibi. "Tanrım ben nereye düştüm?" cümlesini kuruyorum. Zira bunu yaşamak kadar, yaşattırmak da insanlık adına utanç verici. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin yarısını geçtik. Gel gelelim sikik ilkel alışkanlıkları devam ettiriyoruz. Ne yapıyoruz mesela? Sahip olmaya çalışıyoruz. Karşımızdakinin gelmişi geçmişini sorgulayıp, adeta anasını sikiyoruz. Sonra buna ne mi kılıf buluyoruz?

"Aklımda soru işaretleri var"

Peki sebep ne? Sebep arkadaşım evlenmiş, hayatımızın yarısı kadar süre beraber olmuşuz bir ekiple. Birkaç anı yazmışım. Gelen ne?

"Bloğunu okudum, sanki birini unutamamışsın gibi yazmışsın"

Sana ne düşündürdü bunu?

"Fikrim"

Bakın apaçık bir şey var ki kıskançlığa, ısrarla yanlış anlamaya, olumsuz fikriyata müsamaha gösterilmez. Bunlar zararlı, düşmanca tavırların göstergesidir.

Bakın apaçık bir şey var kadınlar ve erkekler, bloglar kişiye aittir. İnsanlar buraya dilediklerini yazar, kimse de hesap soramaz. Neden? Çünkü burası kişiye aittir. Facebook'a yazarsa, Twitter'a yazarsa başka. Ama burası kişiye aittir. Bu bir.

Apaçık bir diğer şey de, sen sevgilinin gözündeki ışığa bakmayıp, okuduğun şeyi anlamadan sorgulamaya kalkarsan sevmeyi bilmiyorsun, sevilmeyi haketmiyorsun demektir. "Demek ki kimseyi kendinden çok sevmemem lazımmış" diyerek gereksiz ajitasyonlar samimiyetsizlik dozuna tahammülümüz de yokmuş.

Selam ve saygılarımla,

Haziran 2014, İzmir

Her yaz başında birlikte olurduk

1991: Sovyetler Birliği çöktü ve yine aynı yıl Özbek'te bir sitede yazlığa taşındık. Aynı yıl konuşmayı öğrendim yazlığa gelen bahçıvanlardan. Ve aynı yıl 3 yaşını tamamladım. Benimle birlikte bir çok insan gibi. Ve martın ilk 5 günü sonunda bir kısım minik insanlar doğdu.

1996: Artık evde kendi kendime yetmediğimi anladığım yıl. Yaz zamanı olay buhran haline gelmişti. Yaş olarak benden az büyük ve çok büyüklerin arasında yer almaya çalıştığım bir yaz sonu. Ve yanlış bilmiyorsam eylül başında ilk kez yazlıktan arkadaş edindiğim sene.

2001: Gittikçe büyüyen yazlık ekibiyle, site dışına ilk çıkış yılımız. Akkum'daki toprak alanda ilk maçımız. Akkum'daki diğer sitelerle ilk temaslarımız. Yaz sonunda kafamıza uyan çocuklarla ilk kez takılmaya başlamamız.

2005: Bizim yeni, daha evvelinde daha afilli sandığım bir yere taşınmamız. O sene son kez Özbek'e gitmemiz. Ve eşyaların taşınması. Falanı, filanı. İlk aşka değil, ona çok daha evvel veda etmiştik. Ama ilk aşka dair yerlere veda etmek, ilk arkadaşlara veda etmek, o güzel yaz günlerine veda etmek...
Aradan yıllar geçti. Gerek hafızam, gerekse 99-2005 yılları arasında devamlı günlük tutmuş olmamdan dolayı pek çok şeyi hatırlıyorum. Şunu da tabii ki; Biz çok geniş bir kadroyduk, kadınlara "pat" diye yaklaşamıyorduk ve her şeye rağmen herkes bize gıpta ediyordu.


Sonra biz diğerleri gibi olmadık. Maalesef ortak nokta Bornova olunca biraz hasar gördük ama genel bağlamda bu geceye bakmak gerekiyor.

Bu gece, 2001 yılında bahsettiğim kişilerden biri evlendi.

Biz ne yaparsak yapalım büyümüyoruz artık; yaşlanıyoruz.

Keremlere gittiğimiz günü hatırlıyorum; sene 2005'ti. Ağustosun 15-16sı olabilir. Biz gerçekten ilginç insanlar olduk hep. Gerçekten mutlu olmadık ama mutlu olmanın yolunu bulduk. Hiç olmadı mutsuzluğun yollarını bozduk.

Zamanında bir kız vardı, bizden biriyle beraber olmuştu. Daha afilli tiplerle beraber olabilirdi. Ama "onlar kendi kendilerine eğlenmeyi biliyor" diyerek o arkadaşımıza ve dolasıyla hepimize maruz kalmıştı. Maruz kalmak derken... Biz değil, o.

Bu gece "Lordz of the abazas"tan birileri evlendi. Darısı başımıza diyemem, istemem de. Yalnız olduğumdan değil; o ekipte en hızlı, en düzenli ilişkiler yaşayan bendim. Planlarımda da yok evlenmek falan. Kimseyi evlenmiş olmak için alıkoyamam. Daha sıcak konuşayım evliliğe, evlenmiş olmak için evlenmeyeceğim. Veyahut, önceki ilişkileri unutmak için hızlıca evlenmeyeceğim. Veyahut kalkan iki hilal kaş ile evlenirim belki. Bir diğer açıdan bakarsak şayet, evlenmek için evlenilmez güzelim. Bir şeyler paylaşırsın ve evlenirsin. Ve evlendiğin kadına ve evliliğine önceki ilişkilerinin yüklerini bidirmezsin.

Nişanlandığı zaman eylül 2011'di. Aradan 3 sene geçti. Çok şey değişti.

Yaşlanıyoruz.

Daha birbirimizi gömücez. Bunlar da olacak. Hazır olalım beyler. Hazır olalım...

11 Haziran 2014 Çarşamba

Summer is coming

Gücü birleştiriyoruz. Ya da ben yapıyorum. Birleşiyoruz. Summer is coming bir nevi.

Zaten bize 13 hazirandan sonrası her gün yaz olmasa da bahar.

Aslında bahar diye de konuyu daraltmayalım derim ben. Alerjim var, çok büyük sıkıntılar demek oluyor bu.
Güçleri birleştiriyoruz derken baya, mesela finaller bir ayak, tatiller bir ayak, eğlence bir ayak. Çok ayaklıyız.


Karanlık elbet biter, sabır gerekiyor. Karanlığın süresi var, sonsuza kalmaz. 

10 Haziran 2014 Salı

Çok sayıda Alexsin

Haziran ayının 10’u. Hava birkaç gündür açık İstanbul’da. Daha önce yağmur yağıyordu. Geçen kış 1-2 gün haricinde kar yağmadı mesela. Bunlar hepimizin sorunu.

Aradan bir deprem ve bir yıl boyunca terör yaşadık. Geri kalanın adına konuşmayacağım. Ama beni bunlar öldürmeyecek.

Gülmüyorlar, yapacak bir şeyleri yok. Ölümden geri sayıyorlar. Eğlenmiyorlar. Mesela geçenlerde bir tık daha fazla eğlenmek için yeni bir şey denemeye karar verdik. İcap halinde linkler de buradan paylaşılır.

Sonunda eğlenebilmek esas… Kendinle barışıksan eğlenebilirsin de. Vicdan temizliği çok önemli hayatta. Karşındakinin yüzüne bakabilmek, evet matah bir şey. Önemli olan çünkü, kaç yaşında öldüğün değil; kendinle barışık olup olmadığın. Haziran 2014’te düşüncelerim bu yönde en azından.

365 gün ve 6 saat önce bugünde olmamak vardı. Çok da güzel zamanlar değildi. Bugünün yarını da var. Dünün de bugünü. Her şey iyi gitmek zorunda değil. Bazı şeyler kötü gidiyor olabilir. Ders almak lügatımızda yok neyse ki. Yani aynı şeyleri sürprizmiş gibi tekrarlayabiliriz. Ama aynı acıyı yaşamayabiliriz belki.

Ha bir de bazı seremoniler hayırlı olsun. Benim düşüncem önemli değil. 

Demet'in mini kızı dolaşıyor koridorlarda. İlginç bir çalışma prensibimiz var. 

Birkaç gün var, sonrasında özgürlük. Sınırsız acayip bir özgürlük var. Yeteri kadar huzursuz bir kış geçirdik. Özsaygı da önemli. Bu hadiseler çözülmezse zaten barışamam kendimle.


Ve ince yüzlü bir kız var bir de. Yan çevirince arkasını görebildiğim.