Hürriyet

16 Haziran 2014 Pazartesi

Müdür bu, buna konuş

Şu satırları yazmak benim adıma utanç verici. Kabus gibi. "Tanrım ben nereye düştüm?" cümlesini kuruyorum. Zira bunu yaşamak kadar, yaşattırmak da insanlık adına utanç verici. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin yarısını geçtik. Gel gelelim sikik ilkel alışkanlıkları devam ettiriyoruz. Ne yapıyoruz mesela? Sahip olmaya çalışıyoruz. Karşımızdakinin gelmişi geçmişini sorgulayıp, adeta anasını sikiyoruz. Sonra buna ne mi kılıf buluyoruz?

"Aklımda soru işaretleri var"

Peki sebep ne? Sebep arkadaşım evlenmiş, hayatımızın yarısı kadar süre beraber olmuşuz bir ekiple. Birkaç anı yazmışım. Gelen ne?

"Bloğunu okudum, sanki birini unutamamışsın gibi yazmışsın"

Sana ne düşündürdü bunu?

"Fikrim"

Bakın apaçık bir şey var ki kıskançlığa, ısrarla yanlış anlamaya, olumsuz fikriyata müsamaha gösterilmez. Bunlar zararlı, düşmanca tavırların göstergesidir.

Bakın apaçık bir şey var kadınlar ve erkekler, bloglar kişiye aittir. İnsanlar buraya dilediklerini yazar, kimse de hesap soramaz. Neden? Çünkü burası kişiye aittir. Facebook'a yazarsa, Twitter'a yazarsa başka. Ama burası kişiye aittir. Bu bir.

Apaçık bir diğer şey de, sen sevgilinin gözündeki ışığa bakmayıp, okuduğun şeyi anlamadan sorgulamaya kalkarsan sevmeyi bilmiyorsun, sevilmeyi haketmiyorsun demektir. "Demek ki kimseyi kendinden çok sevmemem lazımmış" diyerek gereksiz ajitasyonlar samimiyetsizlik dozuna tahammülümüz de yokmuş.

Selam ve saygılarımla,

Haziran 2014, İzmir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder