Hürriyet

19 Ağustos 2014 Salı

Kafamı hissetmiyorum



“cennetten arsa aldım, yirmi yedimde kafama sıktım.”

Geçen ay geldiği zaman Göksel İstanbul’a, abi demiştim, benim bir şansım var, hayat belki çekirdek ailemi aldı ama ananemle dedemi bana bıraktı demiştim. Bazı saadetlerim çok kısa sürüyor maalesef. Bizimkilerin aile olma süreci de doğumdan üç ay sonra sona ermişti. Sonra çekirdek aile olmadı, olamadı işte.
Ama şans skalamın kontrasında ne vardı biliyor musunuz çocuklar? O güzel Özbek yazları vardı. Annem uzun süreli toplantıya gittiği zamanlar ananemle uyumak vardı. Annem işteyken dedem tarafından lunaparka götürülmek vardı. Balçova’da Kipa var, eskiden orası öyle güzel, sakin bir lunaparktı. Sonra Tansaş oldu, sonra pek çok şey oldu. 

Diyorum ki bazı saadetleri o kadar hızlı kaybediyorum ki, “ha, ne?” diyemeden basılıp gidiliyor. Geriye kalmaktansa hiç olarak kalmayı belki, bir nebze daha çok istiyorum. 

Biz öyle hiç ayrı kalmadık. Annem çalışıyordu, ben anaokuluna gidiyordum, sabah dedem giydiriyordu, akşam ananemle yatıyordum. Işıklığa yağmur yağıyordu-evet eskiden yağmur yağardı- önce ananemden masal dinler, sonra ışıklığa vuran o yağmur damlalarını beraber dinlerdik. Gözler devrilir, ve yeni başlayacak güne dek kapanırdı. 

Bir keresinde Özbek’te- her Pazar Urla’dan İzmir’e yollardık annemi- o Pazar seremonisi sonunda “annemden bahsetmeyin” demiştim, hıçkırıkların elverdiği raddede. Bahsetmemişlerdi. Pazar geceleri sönük geçerdi ama hiç şüphesiz kalan günler çok güzel geçerdi. Neden biliyor musunuz? Nedenini verdim yukarıda.
Tanıdığım en kibar kadın kendisi. Bazen inceliğinden kırılacak raddeye geliyorsa da, yerleri ve gökleri yaratan şey “bir hanımefendi yaratayım da cümle alem görsün” demiş olacak ki 1933 yılının şubat ayının 10’unda kendisine ilk nefesi vermiş. Böylece sonunda benim de doğacağım süreç başlamış. Konsept olarak birbirlerinden farkı yok dedemle ama konu bu sefer ÇOK ACİL ananem. 

Henüz her şey bitmiş değil, belki başlamış da değil. Ama hikayemizin henüz düğüm kısmında çözülmenin yaşanmasını istemem. İstemem ki var olan saadet bozulsun. Elini kolunu salladığınızda mutsuz, çatışan aileler görüyorsunuzdur. İşte bu bizde yok. Başlıca sebeplerden biridir ananem. Böyle böyle, teker teker işlemiş bizi. Dayım, annem en sonunda da ben bizzat tornasından geçmişiz. Hayata aynı bakıyormuşuz. Ben belki onlara göre daha uçarıyım, daha radikal olabilirim ama temel böyleyken böyle. 

İki dileğim var; hepimiz mutlu olalım. Diğeri bana sır kalsın. 

Ben biliyorum ki bunca endişe, hava kararınca yaşanan bunca hayvan oturması göğsüme boşuna. Ama hakkım varsa benden alınan onlara yazılsın. Böylece bir başka mekanda daha kısa sürede buluşabiliriz. 

O şahin nerededir bilinmez. Satılmasının üzerinden 6.5 sene geçti. Her şey iyi olsun da… Olsun da…

Yani demem o ki, o kadar çok sevgi var ki arada, o kadar çok şey var ki, olmasına hiçbir meleğin vicdanı elvermez.

">  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder