Hürriyet

2 Şubat 2016 Salı

Sonunda

Aslında buraya Macaristan'ın Avrupa Şampiyonası'na katılmasından bahsedecek bir şey ekleyebilirdim. Çok kısa sürede yazdığım, beni bile tatmin etmeyen bir yazıydı. Dolayısıyla muhataplarını bile sarmadı. Cevap vermeye bile uygun görmediler. 

Sonra terfilerden, zamlardan, faturalardan bahsedebilirdim. O da beni çok sarmadı aslında. Beni saran şey yüksek lisansın bitmesi oldu. Evet, sonunda bitti. Bir sürü askerlik mevzusunun içine tekrar girmem gerektiğini bana hatırlatan bir süreç olacak. Onları da yazarım. Ya da yazmak zorunda kalmam umarım. Yaşlandığımda sikindirik anılarını anlatan insanlardan olmak istemem. Dedem anlatmazdı. Ben de anlatmayı sevmedim. Sevmiyorum da. O'nun askerliği hakkında bildiğim şeyler çok limitli; 94 yazında zatürre olduğum için İzmir'de kalmıştık. Tüm bir yazı hasta halde geçirmiştim. Anaokulunun en büyük sahne sanatçılarından birinin, hastalıktan dolayı mezuniyetine katılamaması ne acı... Malesef bazen çok sevdiğin şeylere veda etme şansı bulamıyor insan. Ben de bulamadım. Hala daha 91-94 yılları arasında koşturup oynadığım, artık yerinde bambaşka bir bina bulunan anaokulu günlerimi özlerim. Oldukça da hasretle anarım. 

Günlerden Feyyaz'ın Beşiktaş'tan ayrıldığı zamanlardı. Bir tarafta Dünya Kupası gizemi, diğer yandan evde bile koşmamın yasaklanması. Kara günler... Salondayız, çünkü o zamanlar herkesin gücü yerindeydi; balkonda denize karşı yemek yiyebilir, sonra TV'yi salona taşıyabilirdik. Ben taşımazdım tabi. Nasıl olduysa bu askerlik mevzusu açılmıştı, inşaat mühendisi olmasının getirisi olarak köprü patlatma/köprü kurmak gibi yapması gerekenleri anlatmıştı. Sonra bir de Kore Savaşı'na bölüğünden gidenleri anlatmıştı daha ilerleyen zamanlarda. 

Bu sabah bir rüya gördüm; Ecemle beraber İzmir'deyiz ama bizim sahil yoluna henüz asfalt atılmamış. İnsanlar denize giriyorlar. "Eskiden buralar dutluktu" denilen her şeyi görüyoruz. Bizimkileri de görüyorum. Zaten bence bizim hane için 80'lerin ilk yarısı öğleden sonrayeken, 90'lar akşam saatlerine denk geliyor. Her saatin ayrı huzuru vardır ama hanemizim öğle saatlerini de görmek isterdim. Ben bu sefer rüyamda öğleden önce saatlerini de gördüm. Her şey yerli yerindeydi. Her biri... 

Neden bunları anlatmak istedim bilmiyorum. Ama ananem mezuniyet haberini verdiğim zaman "keşke deden de görseydi" dediği zaman üzüldüm. Üzülmemek için uğraştım da. Ama keşke görseydi. 

Umarım mevzudan haberdarsındır. Olmanı çok isterdim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder