Hürriyet

27 Haziran 2018 Çarşamba

Biraz korku... İyidir...

12'nin 10 tanesi bitti. Damarlarım yanmaya başladı. Bu beni mutsuz, güçsüz kılıyor. Üzüyor, bir sonraki seansın zor geçeceğini garantiliyor neredeyse. Neyse ki hemşirelerin -hepsi muazzam bana kalırsa ama- kraliçesi vardı bu sefer başımda. Vizite de çıkıp, bana ilk serumu takan, bunun da geçici çözümünü buldu. Ama korku var mı? Dibine kadar.

Son 2...

Doktorumu özlemişim, doktorumu gördüm. 2 ay oldu görmeyeli. Kan değerlerimin olağanüstü performansını, benim seans sonrası yürüyüş performanslarımı, temizlik çalışmalarımı güzel karşıladı. Ben de hep güzel karşılıyorum. Belki 1 saat yürüyüş yapan bir başka ruh hastasıyla karşılaşmamıştır.

Yiğit Alper, kitaba göre 23 Ocak gibi tam olarak iyi olmuş olacak. O zamana kadar parça parça yasaklarım kaldırılacak. Tabii elbette tüm hadise eylül ortasındaki PET'in de muazzam olmasına bağlı. Benim fikrim de son kür sonrası 6 aydan önce toparlanacağım yönünde. Yani elbette delirmem gereksiz. Ama 6 ay da olmayacak bu süre. İş ki bir daha bu durumlara ben düşmeyeyim.

Peki sonra? O işler biraz karışık. Güzel ama karışık.

Ama önemli olan kendimizle barışık yaşamak. Önemli olan pes etmemek, en azından pes edilmezse kazanılacak zamanda pes etmemek. Yoksa bazen pes etmek onurla, haysiyetle ilgilidir ki biz bu konuyu son zamanlarda çok konuşuyoruz. Kırmızı çizgilerin bazen yumuşak olması önemlidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder