Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Günlerden bir gün

‘Öfke yangınlarından kurtulsan’ Ama ben başıma gelecekleri biliyordum. Ben bunları ayık yapamam zaten deyip, sardırmam bir şeylere... Sonracığıma daha önce yaptığım pazarlık falan. Iyi gördüm yani. Kaç kişi bunu yapabilir ki? Ben bedel ödeyeceğim şimdi müsaadenizle. 3 testten de kalmak, başarılı bir hayatın sonucunda olur. Kalbim hızlı atıyor son zamanlarda. Aslında biliyordum, hep derdim kalbim yada midem götürcek beni diye. Şimdi ciğer de girdi işin içine. Nefessiz kalmak, boğulayazmak falan habercisiydi. Bir de sıkıntı... sıkıntı... bir mucize olmadı ki, sıkıntıyı atalım. Ben de gittim dayandım alkole. Fazlasıyla dayandım, kurtulmak için. Tetiklemiş işte. Şimdi bakıcaz. Eski bi arkadaş gelicekmiş yarına, ne birlikteyken, ne sonrasında gelmemişti İzmir’e. Şimdi de, vedaya ya da, siktir lan git diyet uygula diyecek. Ikisinden biri. ’sanki yillardir uzaktayim ben ozlemlerin hep sessiz derinden ama yalanlar gorurum hala burdan bakinca su sonsuz dunyaya olsun demek de zor artik cocuk dus...

Cumartesi Sabahı Travması

Oysa yeni uyanmıştım. Dedem son zamanlarda pek sık yaptığı şeylerden birini yaptı; oturttu karşısına, okulu, mezuniyeti ve sonrasını sordu. Ben de bildiğim kadarıyla cevapladım. Kal demedi, ama istedi. Ben de olmaz dedim. Oranın rekabetini yaşamadan ölürsem gözüm arkada kalır, tekrar gelirim. Ne olursa olsun orayı yaşamadan ölmem. Ihtiyacım var mı diye sordu. Yalan söyledim, her şey yolunda dedim. Eve ihtiyacım var mı diye sordu, aklıma tek Ozan geliyor artık İstanbul’da yanında kalınacak. Bir de Selin var, ama onun sıkıntısı benden de kötü olabilir. Ferhat, gerekirse sokakta uyuyacaksınız demişti, elinde sopası varken. Gerekirse Ferhat...

Bir Alex değil

Saat 05,27. Yorgunum demek çok doğal bir söylem oldu tabi benim için. Ama bir de şöyle yapalım mı? neden yorgunum lan ben? Hep o Giritli kanı yüzünden var ya. Akdeniz anemisi, kansızlık falan bozuyor adamı. Adeta pimapen vardı hayatla armada yaklaşık 24 saat kadar. Iyi içmişiz ki ayılamadım. Bilinç olarak yerli yerinde tabi her şey de, gerisine bir şey diyemedim. Lan bi masaj yapan olmadı, bence en kötüsü bu. ‘salın hepsini üstüme gelsinler teker teker karşıma çıksınlar güçleri yeterse beni yıksınlar başım dik anlım açıkken ben bu alemde kendimi tek geçerim bu alemde kendimi tek geçerim isterlerse havalara girsinler farklıymış gibi davransınlar varsın beni hep yok saysınlar içim dışım bir oldukça bu alemde kendimi tek geçerim bu alemde kendimi tek geçerim haykırsam hiç duyan yok düşsem tek bir dostum yok ölsemde bir bakan yok bu alemde kendimi tek geçerim bu alemde kendimi tek geçerim’ insanlar tarafından şu diyaloglarla sevilmek çok eğlenceli lan; -ne kadar şirin di mi? -evet koala gi...

ayılıyorum

Şarkı güzel, eyvallah. Bloğumda dolaşarak unutamayacaksın yine de beni. Ya da muhtemelen senden bir adım önce bulunduğum yerler beni sana unutturmayacak. He, temennim unutman elbette. Unutman için her şeyi de yaptım sanıyorum. Ama bildiğim en kötü yazar olan benim, en iyi tarifini -kağıt kesiği- ya üzerine alınırsan diye vazgeçemem. Bu andan önce de kullandım, sonra da kullanmaya devam edeceğim. Acılarım dinene kadar. Ben yine de dineceklerine ihtimal vermiyorum. Senden tek isteğim, kendin ol, kendin kal. Yalan söyleme... kendine ve başkalarına. En azından ’veda etmeden gitti’ olmaması için, hoşçakal kurtçuk, elma kurtçuğu.

tayfa

...varmış böyle bir yer. Akşam çok şeye ilaç olacakmış. 'Hepsini al, geriye hiçbir şey bırakma' Hem zaten rakıyı bırakmadığıma göre, alkolü de bırakmış sayılmam.

ego patlaması :)

Ay oldu, alkol yüzü görebildim sonunda. Midemin vet kalbimin zayıf olduğunu sanıyorum, bakalım dayanacaklar mı bana? Esas yarın gece fena olacak ya hadi hayırlısı. Miyavlama yeteneği ! üst düzeyde. Ahah, Pi’de otururken arkadaki çift kedi arıyordu. Önceki gece de kapıcının birkaç yaşındaki kızlarıyla oynadım. Asansör 7. kattaydı yapacak bir şey yok, can sıkıntısı işte. Saçlarımı sevmem, ben hariç herkes seviyor. Sanırım pek çok talibim ! saçımı kesersem üzülür. Ego patlamasından bu kadar bu gece.

aksiyon raporu

Oha çılgın yorgunum lan. Şöyle oldu; Halil Reyiz’in yareni geldi İstanbul’dan. Rica etti, eli direksiyon tutan yekpare adam olduğum için. Karşılığında Brownie İntense verdi lan eheh! Sevdim bu ticareti ben. Gerçi 2 saat kadar tahminm edilebilecek kaba yerlerim uyuştu. Hiç bana göre değil yolculuk. 196’da bile çoğunlukla ayakta durmamın sebebi de bu sanırım. Boş yer bul, otur, sonra in durakta falan. Tehey, uğraşılcak iş değil hacı. Ben de uğraşmıyorum. Neyse, herkes her yandan plan yapıyor. Ben de tüm iyi niyetlimle ‘evet gelirim diyorum.’ Esasen gönlüm zengin, yani kartımda 14 lira olması, tek olmadığım sürece sıkıntı değil muhakak ki. (nasılsa birine dayanırız, amin) allahım sen mevzuyu biliyosun, amin. Yarın gece KafePi, evet orda dayanabileceğim biri olmayacak. Sponspor arıyorum kendime esasen. Bulucaz bulucaz. Allah’ım sen cümleyi biliyosun, amin. Ertesi gün de, yine Alsancak ve tekrar Alsancak olacakmış. Gerçi bu planlı falan. Sanırım yani. Planlı olduğunu nerden mi anlıyoruz; 4 ...

hayatın fon müziği

Resim
Şu anda it gibi yağan yağmur altında, akşam havaalanı yollarında, ne bileyim yazın Çeşme'ye ya da oraya buraya giderken... Sadece mümkün olsaydı da senle şu yağmurun altında yürüseydik sesini kısardım fon müziğinin.

fuck you it's over!

Resim
i gave you all the love, a boy could ever need, and in this world there's only one of me, and all there is left, is the realisation, that we we're never meant to be, fuck you, fuck you, it's over, fuck you, fuck you, it's over, i've been lost since i woke up, broked since we broke up, vanished by your heart, remember it when, you promised me how, this time this christmas things would be different by now, fuck you, fuck you, it's over, fuck you, fuck you, it's over, middle eight all i wanted was to be, where your heart is, but that's all changed now, now you're dead to me, you're dead, you're dead, you're dead, you're dead, fuck you, fuck you, it's over, for you, for you, it's over, fuck you, for you, it's over, for you, for you, it's over, ahh,

iyi misin ne olur iyi ol ama ya

'iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin nolur iyi ol ama ya iyi misin iyi misin iyi misin iyi misin gerci bahsetmemek daha mutlu edecek daha rahat hssetrcekse' :) bir yerlerde birileri var, iyi onlar. 04,24'te şunları duyabilmek, azcık sessiz olunca...

Comeback

Anlatacağım çok şey vardı aslında. Eğlenmiştim, Alsancak’ın, Bornova’nın nasıl ağzına sıçtık gece diye yazacaktım… Tam 2 sene oldu bu aralar. Ablam, kardeşim ve en son yengem diyebildiğim tek kişiyi kaybedeli. Geri geldi bugün, az önce. Hep inanır insan gidenin geri geleceğine. Insan kardeşini bırakmaz, abisini bırakmaz di mi? senin de bırakmayacağını biliyordum. Ben 20 yaşındayken, o yükün altında ezilirken, insan önünde ilk kez yüklerimden kurtulamama rağmen, yüklerimi anlatırken sen vardın sarıldığım. Şimdi ben sevgilime bile anlatırken bazı şeyleri, gözlerimi çevirirken, ne kadar başarısız olduğumu aslında, benim imrenilecek bir insan olmadığımı sen görmüştün. Yine de sarılabilmiştim. Yani olay şu; ben sevgilimi üzmemek için bazı şeylerin üstünü anlatırken, kafamı çeviriyorken, mavi yastığa sarılıp, gerisini de siktir edip hüngür hüngür ağladığımız gece… Kaç sene geçmiş? Ben işte satmadım seni yine de. Sen de kardeşini, abini, dostunu buldun tekrar. Ve ben aslında tekrardan arafta ...

Bahane

-Ama kız benden hiç hazzetmemiş :( +Tamam yine de gelsin, ben sempatiğim. Böyle ilginç eylemlere dahil oluyorum. İllegal, legal de olduğu oluyor. Can sıkıntısından hep. Hoop devreye girmek falan vs...

Abla sen naapıyosun?

Giriş; Allah’ım sen konuyu biliyorsun amin. Neyse, çok fazla sevgili/ eski sevgili bahsedebilecek yapıda biri değilim. Ondandır ki, vay neden benden bahsetmedin, vay beni artık sevmiyon diyen çok sevgilim oldu ki, ya sabır… giriş cümlesini defalarca tekrarlarım bu mevzu üzerine. Sevgili, gider eski de olur ne bileyim sevgi vardır, saygı vardır artık ara ara görüşürsün edersin falan. Ne bileyim bazen akıl danışırsın iyi olur. Yani çoğunlukla bende ya böyle oldu, ya da sittin sene görüşmedik zatı alileriyle. Bu da normal prosedür sonuçta. Bana ne lan, ne yaşandıysa yaşandı dersin, siktiri çekersin. Çok mantıklı. Lakin saat içerisinde ikinci kez klavye başına geçmemin sebebi hanım abla var ki, çok mantıksız lan. Anlamsız tacizler, yok taciz ağır oldu ama neden ben?! dediğim çok oldu. Kendisini 4-5 ayda bir hatırlatması, sonra aniden kaybolması falan da cabası. Tam deli işi. Şöyle vuku buluyor sıklıkla; gece 11-12 civarında ‘Naber?’ temalı bir mesaj geliyor –ki son sefer küt diye bitirici ...

Her şeyi al, geriye hiçbir şey bırakma

Yorgunluktan bayılabilirim saat itibariyle. Ama kolay da pes etmeye niyetim yok. Aslında çok güzel şeylerden bahsetmek isterdim. Bahsedemiyorum. Gerekenleri, gerekenlere anlattım zaten bu zamana kadar. ‘Senin de çevrende hep ailesi buhranlı insanlar var’ diyorlar. Istemsiz verilen ilk tepki ne güzeldir, gülersin. Yani en azından sadece sırıtırsın. Hayallerimi gözden geçirdiğimde, ki artık geçmişi zaten kurcalamayı kestim, rahatım ondan, gelecekte de yarım kalmayı planlıyorum. Evet, tam olarak planlıyorum. Kilometrelere bağlanmış aşklar gibi, kızım/oğlum, karım vs. Bunların her biri sanki bir gün ve olması gerekenden çok önce gideceklermiş gibi. Içselleştiriyorum sanırım bu mesnevi hayatını. Ya da bugüne kadar o kadar başarılı bir şekilde saklanmış ki bu hisler, henüz gün ışığına çıkıyor. Güzel bir haftaydı, kayboldum ya huzurun içinde uyandım sonra da. Sonra da bir süredir görmediğim pek çok kişinin aslında beni özlemiş olduklarını öğrenmek falan... güzel şeyler. Göremesen de, bilmek d...

sonra neden uyuyamıyosun oluyo!

Yazlıkta olurdu bu, şehir hayatında alışkın değilim. Yazlıkta dediğimde işte 8-10 bilemedin 12 yaşındayken. Evden çağırırsın adamı. Tabi 90ların sonu, 2000lerin başı yok öyle telefon şimdiki ergenlerde olduğu gibi. Az uyuyuyim dedim, hop kapı çaldı. Eşşek kadar olmuşsun be arkadaş, hadi bitti kontörün, evden ara di mi? Kapı zilini sökercesine basmak ne ola ki? Cıkcık

Tatil

12 Ocaktan beri hafif hafif tatildeydim. 29 gün olmuş işte. Bana tatil miydi? Sanmıyorum. Şöyle geçti; 6 sene okuyup doktor olanlarla elbette aşık atmıyorum. Ama biraz daha pratik bilgim olursa rahatça bir ameliyata girebilirim :) ne kadar zor bir son sömestr yaşadığımı belki böyle hayal edersiniz. Şimdi, olmak istediğim şehir beni çağırıyor. Soğuğunu, ıslaklığını hissediyorum İstanbul’un. Bu kuru, salak bir özenti değil. İzmirli olarak İstanbul’un köpeği olmak klişesine hiç saplanmadım. Şansım da bu sanırım. Son darbe için, oraya gitmem lazım, biliyorum… Ben varım bu hayatta. Yalnızım ve kimse olmayacak yanımda. Son darbeyi vuracaksam öğrencilik hayatıma, en başta kendimin unutmayacağı şekilde olacak bu. Hala, bana güç veren birileri var oralarda. Hazır yıkılmamışken daha, yorulmamışken, sinmemişken hastalıktan… Her şey daha güzel olsun diye gidiyorum İstanbul’a… Ama önce; ‘and if a double-decker bus crashes into us to die by your side is such a heavenly way to die and if a ten-ton tr...

Yüzün

Benim için duruyorsan hala yanı başımda, eğer ben üzülürüm sanıyorsan sen gidince…sen zaten gideli çok oldu buradan. Eğer giderken gözün arkanda kalmayacaksa, sana hissettiklerim belki yalandı. Hiç olmamışlardı da, belki ben varmış gibi yaşattım içimdekileri. Ufacık gülümsemeleri ben büyütmüşümdür belki. Sıradan sözlerini ben fazla önemsemişimdir, kim bilir. (Ama yine de biliyorum ki, ne sen, ne ben inanmayacağız bu dediklerime. Ben acımı çekiyorum. Sen burada, yanı başımda olsan da olmasan da ben acımı çekeceğim. Hem zaten yanımda mısın eskisi gibi? Ben senin yokluğunu zaten yaşamıyor muyum kaç zamandır? Umarım zaman ilaç olur sensizliğe. Umarım zaman fiziken gidişine ilaç olur. Çünkü ruhen benden gidişin çok oldu ama hala yaşıyorum ben sensizliği. Umarım bu sefer işe yarar.) Birbirimizin olabilmek için her yolu denedik galiba. Her denemede birbirimizden daha da uzaklaştık. Her çaba, gösterilen her emek sonunda bizi daha da uzağa attı. Ben seninle konuştuğum zaman artık mutluluk hisse...

sadece...

deli gibi özledim bugün, ama söylediklerin bir kördüğüm seni kaybetmekten korkmasam, umrumda bile değil ölüm. deniz gözlerinde huzur bulduğum, sıcak nefesinde kaybolduğum, masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum, bir sevgili istedim bugün. köle gibi çalıştım bugün, ama hiçbirşey yapamadım öğündüğüm. geriye ne kaldı diye sorarsan, bu yalnızlık içine düştüğüm. deniz gözlerinde huzur bulduğum, sıcak nefesinde kaybolduğum, masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum, bir sevgili istedim bugün. ve aklımı başımdan alıp giden, sen kokulu sabahları özledim… deniz gözlerinde huzur bulduğum, sıcak nefesinde kaybolduğum, masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum, sevgilimi özledim bugün. sevgilimi özledim bugün. demiş zardanadam. iyiki de demiş böyle şeyler. yoksa özlediğini nasıl anlatırdı insan?

Hayay yaldır yaldır akarken...

Peki sabah oldu diye hayat sustu mu? Hayır. Uyuyamıyorum bir süredir, yanında uyumayı özledim. Ben de zaman geçiriyorum öyle boş işlere dalarak, 1 saat önce arkadaş geldi, çorba içtik, onun fantastik gecesini değerlendirdik. Şimdiyse sabah ezanı çalıyor. O bile bir süredir huzur vermiyor bana. Gerçek dostluğu araya zaman koyduktan sonra bir araya geldiğinde hala aynı kafadaysan anlıyorsun biraz, tüm mental değişimlere rağmen. Yanında uyumayı özledim dedim mi? Açsana o güzel yamacını bana. Yorgunum, uykum yok ama huzurum da yok. Biraz huzur içln. Ne çok isterdim yanında olmayı oysa bu salak pazar sabahında...

Sizin Aşklarınız Biraz Dandik

Bambaşka kafalardasınız, ben de öyleyim. Ama bu sefer ben daha tekilim, siz daha da kalabalıksınız. Çoğunluk kendini normal kabul edeceğinden, muhtemelen beyni çizilen ben oluyorum. Yine de bir şey itiraf edeyim mi? Ben daha çok eğleniyorum. Filmlerde gördüğünüz adamlara/kadınlara aşık oluyorsunuz, her karşınıza çıkanı onlara benzetip sonra büyük hayalkırıklıkları dökülüyor üzerinize, baştan aşağı. Benimse bir beklentim yok, onların senaryo olduğunu, tamamen hayalgücünden ibaret olduğunun farkındayım. Seslerini kapatınca, fon müziği de susunca o zırladığınız aşkların aslında hiç olmadığını söylemek bu saatten sonra komik olur sadece. Dostlarım... vardı. Kimbilir neredeler? Uzun zamandır çok ıssız buralar. Aynı kişiler, aynı suratlar. Gerçi her şey şahit ki, onlarndan da farklı beklentilerim yok. Ama sadece tanıdık olmayan bir şeyleri özlüyorum. Bu hayatta gözümü karartan şey de biraz bu sanırım. Sırf yeni oldukları için birilerine katlanmalar, evden uzaklaşma isteğim vs. Sırf macera i...

Rodion Romanoviç Raskolnikov

"Eğer yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde, iki ayağımın sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki "çevrende okyanuslar, altında uçurumlar, korkunç bir yalnızlık içinde, böylece dikilmeye razı mısın?" Bütün samimiyetimle şu cevabı verirdim. "Evet razıyım! Yeter ki yaşayayım!... Ömür boyunca, binlerce yıl ayakta... dursam bile yaşamaya razıyım...". Aman Allah'ım! ne yaman bir gerçek!... Yaşamak... Her şeye rağmen yaşamak arzusu... İnsana bu yüzden alçak diyen, kendisi alçaktır!"

Caregiver

Deu'da bir hastane odasında, dedemin refakatindeyim. Gözlerim acıyor uykusuzluktan. Ama iyi kısmı da var hadisenin; soyutum şu an hayattan. Saatlerdir Mısır'da yaşanan hadiseleri izliyoruz. Daha doğrusu o işlemi solo olarak yapıyorum. İçi geçiyor dedemin, uyuyor bazen. Uyuması da iyi. Hastanede yatan insanın uyumasından daha doğal bir şey yok ki. Aksi olsa, mesela çıkıp dolaşsa komik olurdu ki, ben dahi inanmazdım. Cuma günü çıkıyoruz buradan. Temennim artık 3 aylık hastane sürecimizin bitmesinden yana. Zaman gösterecek. Hayırlısı, kısmetlisi. 2 şubat 2011, dokuz eylül tıp fakültesi, izmir

akla düşen

2006 yılı Bilkent Mayfest’i. İzmir’deyim elbette. Bir önceki ÖSS sonucu en yakın arkadaşlarını değil, canının muhtelif bölümlerini İstanbul ve Ankara’ya serpiştirmiş biri olarak sıkıntıdan patlamak üzereyim. İstanbul ile bağlarım kopma noktasında, Ankara’da tek bir adam var, o da sevgilisiyle ve depresyonda. Ben mi? intihar eşiklerinde dans ediyorum, ÖSS öncesi ve başkasıyla birlikte olan, devamlı da sik kadar şehirde bir şekilde gözüme çarpan abla sebebiyle. Mayfest dedik değil mi? İşte bir gece ben ‘abi noolur iki dakika konuşalım çok kötüyüm’ derken, karşılığında ‘olm defne joy foster var lan burda, ön koltukta oturuyo’ cevabını alıyorum. Sonra ben ölmüyorum acımdan, ama 5 yıl sonra o eğlenceli kadın ölüyor. Eğlencenin dibine vurunca bin yıllık da olsa insana yakışmıyor ölüm tabi. Şimdi, hastane zamanı bu hayatta. Bir sure hastane parçası olmaya gidiyorum. Gittim, hadi eyvallah.