Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cehennemin dibine git 2018

Şok nedir, bu sorunun sözlük anlamı ötesini iliklerimde hissettim. Yalnızlığın tüm anlamlarını yaşadım. Kalbini verdiğinin ihanetini dibine dek... İnsanın cehennemi her günü tekrar yaşamak. Benimki, her gün hayatta kalacağıma önce kendimi ikna sonra çevremi ikna oldu. Simdi çantamı topladım, ihtiyacım olan yere gidiyorum. Her gün hayatta kaldigimı kendime ispat etmek en harika challenge. Ben yaptım üzerime düşeni. Şimdi sıra evrende. Kapatılacak çok mezar var. Yeni medeniyetimizi kuracağız daha.

Sene finali

Resim
Bu sene cok final, çok başlangıç, çok garip ve bir sürü çok cok garip şeyler yasandı. Küçükken hepimizin hayatlarının gizli bir kamera tarafından dizi olarak izlendiğine inanırdım. Her birimiz bir yayının kahramanıydık. Bu düşüncemi doğrulatmak için büyüklerime sorardım. Ne cevap aldığımı hic hatırlamıyorum. Bugünden bakınca, evet bu biraz pro bbg hayalimden ibaretmiş. Ama önemli noktaları hala sezon başlangıcı ve sezon finali olarak degerlendiriyorum. Bu, soundtrack olmayan parçaları soundtrack olarak değerlendirmemi de beraberinde getiriyor. Cehennem gibi bir seneydi. Farklı açılardan hepimiz ama hepimiz büyük felaketler yasadik ama en nihayetinde birlikte kalanlar -bence- güçlü kalmaya, ayağa kalkmaya çok yakınız. Yine de bugünlerin ilginç bir sezon finalini içerdiğini söylemeden edemeyeceğim. Şimdi her şey biraz darma dağın. Bunları düşünürken kulaklığımda çalan parçayı paylaşıyorum. Telefondan yazmiyor olsam, bu parça cok daha harika ifade edilmeyi hakediyordu.

Noel öncesi

Buraya gelip başkalarından alıntı yaparak yaralı/duygusal/kalbi kırık imajı çizmenin anlamı yok. Ayrıca bu tür kalbi felaketlerin bir tek kendi başına gelmiş ve bundan çok yaralanmış gibi bir imaj çizmenin de anlamı yok. Felaketi özelleştirmenin anlamı yok, özellikle kalbi konuların. Sosyal medyanın yanlış ellere geçmesi neticesinde böyle bir tayfa türedi ve hepsi çok büyük acı çekiyormuş gibi davranıyor. Özel hayatlarında, bildiğim en kahpe tayfa da bu. Özel demeyelim, genel.

Sene-i Devriyeler

Beni biraz tanıyan herkes benim yıldönümlerine ne kadar önem verdigimi bilir. Evlilik (hiç olmadı), tanışma, sevgili olmak gibi ucucu şeylerden bahsetmiyorum. Hayatin kanli canlı akışından bahsediyorum ben. Ölümden ve kalımdan. Geçen sene bugünlerden birkaç gün sonra yaşadığım şoku yazmıştım. Simdi kimin ittigini ve kimin elimi tutmadığı geliyor aklima. Hatırlamak zor ama bunu bu kez ben kazandım demek de ne kadar harika bir his. Sağ kolumla sol omzumu kaldırdım da ayağa kalktım. Ben bunu sonsuza dek yazarim.

Derin bir nefes

En uzun gecenin gündüzü çok hızlı işledi. Koştur git hastaneye, sonra akşam aktivitesine... Ertesi gün kalk git asker uğurlamaya, az önce dönmüş ol. Derin nefes alıyorum... aldığımı veriyorum sonra. Derin nefes almak değil, onu verebilmek huzur.

ada, silah, yalnızlık 2

Bölüm, telefonlarıma çıkmıyor. Doktorla konuşamıyoruz. Eve anlatamıyorum, farklı sağlık sebeplerinden kaynaklı. Eğer başarılı olursa her şey, annem de benim de her şey yolunda olacak. Ama şimdilik bu bir sır, ki kendimi adada ve yalnız hissetmemin en büyük parçası İzmir'in farklı noktaya odaklanmış olması. Silah var. O ben miyim, başka bir şey mi şimdilik bilemiyorum. Keşke dayanışabileceğim bir başka seçeneğim olsa.

Ada, silah, yalnızlık

Bugün hava kapalı. Yağmur var. Sabahtan öteye geçemeyecekmiş gibi bir gün. Oysa öğle yemeği saati geldi. Dün akşam farkettiğim şey o karanlık günlerden beri ilk kez aynı kaygıyı yoğun bir şekilde yaşattı bana. Henüz tek bilimsel kişiyle konuşmadan bir şeyler anlatmak istemiyorum kimseye. Umarım benim hüsnü kuruntumdur. Ve bunun böyle olmasına çok ihtiyacım var. Keşke beynini yiyebileceğim ve karşılığında şefkat görebileceğim birileri olsaydı yakınlarda.

Türkçerap

Her şey "Ölüler Dirilerden Çalacak" ile başladı. Dönüşümde bazı şeylerin değişmiş olacağını öngörüyordum. Öyle de oldu. Mayısta "haha, bu ne vasatlık" dediğim her şeyi dinliyorum. Aşırı mutlu ediyor bunlar beni. Az önce bazı şeyler oldu, minör ölçekte. Sonra şakalarla kapattık konuyu. Dünya realitesinden kopuk hissediyorum kendimi ve bazı şeyler aldatmaca gelmeye başlıyor. Bu da fazla odaklanmamaya sevk ediyor beni. Tabii her şeye değil. Mesela basireti bağlı bir hanım ilgimi son derece cezbediyor. Ama hayatıma paydaş istiyor muyum, bak bundan hiç emin değilim. Tüm bunları MaryJane dinleyerek yazıyorum. .Loopa atarak yapıyorum tüm bunları. Seni kötüleyebilecek kadar kötü bir kalp henüz var olmadığı için bazı sözleri tam uymuyor ama "...Yan yana o kadar iyi duruyoruz ki bizim adımıza filtre yapmalı Snap-chat..."

Dent, Prefect ve 6'lı Arjantin

29.kasım.2018 uzun cümleleri sevsem de başarılı olduğumu söyleyemem. Matematikte de, fizikte de benzer sorunlar yaşamıştım daha önce. İnsan sevdiği şeyi başarmak zorunda mı? Bence değil. Bunun tam tersi örneğinde DNA Otostopçu'yu yazmıştı. Sevmemesine rağmen acayip hikayeler çıkmıştı. Edebi olarak elbette bomboştu hepsi, bunu kendisi de söylerdi rahmetli. Ama eğlence olarak, bakış açısı olarak harika işler çıkardığını itiraf etmemek için ya hayalgücünüzün kısıtlı olması ya da fazlaca ketum olduğunuzu gösterir. Bu konuyu ciddili yazmaya gayret gösteriyorum çünkü hikayenin kahramanı Arthur Dent ile çok ama çok benzer hisleri yaşadığım zamanlar oldu. Sonsuz bir yalnızlıkta ve daha da kötüsü, hayır diğerine göre çok kötüsü, sonsuz bir zamansızlıkta yaşadığım bir dönem geçti. Çok şeye şaşırmama konusunda kendimi eğittiğim bir dönem de olmuştu içinde bulunduğumuz yüzyılın başlarında. Böyle yüzyıl, bin yıl, önceki milenyum vs deyince çok acayip şeylerden bahsediyormuşum gibi geliyor...

3 Aralık saat öğleden sonra 3 küsur

Bir sürü teranenin bir tanesinin sonuna geldiğimiz ve kendimi ödüllendirmeyi fiiliyata döktüğüm an. Akşam antep fıstığı soyarken, bunu en son ne zaman yaptığımı hatirladim. Sonra an'a döndüm. Cok garip, cok cok garip. Ne acılar yaşandı ve sonunda galiba bitti.