Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Yaz Daha Bitiyor...

Bu şarkı benim için 99 yazının, ya da yaz sonunun resmi şarkısıdır. O zamanlar için kötü, şimdilerdeyse pek bir güzel gelen günlerin hatırası. 12 sene geçmiş üzerinden. Ben o yazı net hatırlıyorum. Öncesini de, sonrasını da… Herhalde 2000, 2001, 2004, 2006 ve nihayet 2007 yazları kadar önemli, bugünkü beni yaratan bir yazdı. Derdim o yazı anlatmak değil. Dediğim gibi, siz bunları okumaya değer değilsiniz. Belki bir gün her şey henüz daha bitmemişken ve ben iyileşmişken, içinizden birileri de o kadar dökülmeyi kaldırabilecek durumdayken konuşurum. Katalizör rakı olacak tabi. Ben yine de eskilerden birini isterdim. Çünkü mevzubahis yazın 27 ağustosunda inşaat çatılarında koştururken bizi yakalayan Nurettin Amca ellerimize ‘pat pat’ vururken siz gülmüyordunuz. Yıllar sonra bile az buçuk zorlayınca orada bulunanların her biri o anı hatırlıyorsa önemli bir andır denebilir bu değil mi? Sonra hatta o gün çekilmişti Şampiyonlar Ligi kuraları. Hertha Berlin, Milan, Chelsea ve Galatasaray’ın...

Donuk Gözler, Geri Gelmeyenler

Nereden başlanması gerektiğini bilemiyorum. Neyi, hatta neden anlatmam gerektiği konusunda da sıkıntı yaşıyorum 10 dakikadır. Hikayenin sonundan başlayalım; Az önce annem odaya geldi kahvaltı bitiminden sonra. Ben İzmir’in lanet sıcağından bahsederken ve odanın perdelerini en koyu tonla kapatırken başladı anlatmaya. Karşı komşu olan Deniz ablanın benim İstanbul’a gidişimden hayıflanmasından, iyi dileklerinden vesairelerinden… Sonra Mehmet ölmüş dedi, aslında o konuyu nasıl anlattı kronolojik olarak yok bende. Dediğim gibi yakın tarih hafızası yok bende maalesef. Olsaydı da hatırlamazdım, en kısa, en oldubitti şekilde anlatmaya çalıştı annem. Tıpkı ölümü gibi… Şöyle oluyor; ağustos başı ya da temmuz sonunda karnında taş var diye şikayet ediyor, bizim Deniz’e geliyor. Kontrol edelim derken tümörün bütün mideyi kapladığını görüyorlar. Sonrasında da birkaç gün sonra ölüm... İstanbul’a geçmeden önce, gündüzleri evde sıkılıp, geceleri dışarıda sıkıldığım zamanlarda Mehmet abiyi, A...

Utanmaca

Yüzüme karşı beni övüp, mahçup etmeyin beni. Lütfen, rica ediyorum bakın.

bir damla gözyaşı

agora'dan dönerken annem anlatıyor; geçen hafta, balkon serin oldu diye dedem içeri geçiyor. içeri, benim odama. oturuyor koltukta uzun süre, bando şapkamı takıp. yıllarca ne yapacağıma karar veremediğim 10 yıllık şapkamı yani. hüzün çöküyor sonra. sevmiyorum insanların böyle hikayeler anlatmalarını.

bak keyfine

bulanik suda yuzen balik misin, ne ariyorsun farkinda misin? her gordugunde asik misin? sen boyle istiyorsan, boyle mutluysan... gunduz bosbos bakiyor musun? gece yanip sonen neon musun? her gordugunu opuyor musun? sen boyle istiyorsan, boyle mutluysan... bak keyfine bak keyfine eskiden hayat daha yavasti, tansiyonu artti fenalasti eskiden her isin asli vardi sen boyle istiyorsan, boyle mutluysan bak keyfine bak keyfine farklarimiz calindi, herkes birbirinin ayni oltaya yem takildi, yutan kendini kopya yapti sen boyle istiyorsan, boyle mutluysan bak keyfine... Doğan Duru zamanında ne idüğü belirsiz tavır takınanları da düşünerek bir şeyler yazmış.

eve dönüş

tüm sıkıntılarımı istanbul'da bırakıp, izmir'e yeni problem çözme taleplerine gidiyorum. Oysa ne haliniz varsa görün. Karşımda 3 salak excell tablolarını kıyaslıyor. Uzakta veledin teki çığlık çığlığa. Ben de rötar yemenin bitikliğiyle, 14 saattir ayakta olmanın perişanlığıyla ya sabır çekiyorum. Umarım dinlenirim evimde. Eve dönüş kolay olsun istiyor insan yine de.

tatil öncesi

yarın izmir'e dönüyorum. pek kimselere haber verme kaygım yok. lotro falan oynarım en fazla. geceleri sıkılabilirim. ben en iyisi birilerine bildireyim bunu. öküz gibi fiziken yorucu bir gün beni bekliyor olacak. işten çık, eve gel, havaalanına yetiş falan... aps'ye iyi sövdüm saydım. 4 gün boyunca sürünme eşiğinde takıldım. sonunda postamı yolladılar. orduevi kartları çok şekilliymiş. misafir sokamıyoruz. canım sıkılır benim orada. zaten saç maç falana da karışılıyormuş. asker çocuğu bulayım ihtiyaç durumunda lazım olur deyyü. cuma da bomboş geçecek benim için. ufacık bir işim kaldı. onu yaparsam baya boş olucam. tehlikeli. kimseye görünmeden uyumam lazım. yıllardır bu kadar çabuk, bu kadar karışık bir yaz sahibi olmamıştım. gittiğim zaman geri dönerdim, şimdi bayram için dönüyorum eve. eski yazlar geliyor aklıma, çok uzun zaman önceki yazlar. bunlar hakkında cesaretim olursa yazarım. zira yaz bitiyor...

şark köşesi

yorgunluktan geberiyorum. ilk toplantıma girdim bugün. sanırım, galiba, emin değilim ama kalıcı olabilirim burada. zaten olmak da istiyorum. rahatım, kafa rahat. eylül sonu gibi ev bakarım, ekimde çıkarım evime. güzel olacağını biliyorum. ev boş, ozanla çift tabancayız. ben uyurken o çalışıyor, o uyurken de ben çalışıyorum. dayısı geldi saatler önce. bu kadar sap çerez çitliyorlar, ben de bir avuç aldım. bu büyük bir sırrımız tabi. alkole dokunamıyorum hala. ara ara ciğerlerim acıyor zira. ama eskisi gibi değil. mesela iki hafta önce, yok ya da üç hafta önce kaburgalarım fenaydı. doğumgünü haftasında zarar görmekten, hatta her şeyimi kaybetmekten. dediğim gibi daha iyiyim. midem çok daha iyi. ciğerleri de zamanla toparlayacağız işte. ne boksa, sağlık programı gibi olmayı keselim biraz. random konuşmalar ilerliyor. ozan'ın iş durumunu bildiğimden ve dayısının iş durumu beni ilgilendirmediğinden başlarda katılmadım mevzuya. sonra bu kadar sapın bir araya gelmesinde maç mevzus...

23 ağustos

çok yorgunum. henüz yemek yiyebildiğim için uyumamak için yüksek dereceli efor kasmam, sonrasında anca uyumam gerekiyor. 6.45'te metrobüse binmek riskliymiş oldukça. sanırım beklediğim, umduğum şey olacak. hem izmir'e dönüyorum, hem de istediğimi elde etmeme artık daha az zaman kaldı. daha ne isteyebilirim ki? tüm icatların başında olan tek kelime; 'OLACAK'

15 liranın hikayesi

Paramız yok şu aralar. Yetmezmiş gibi evin kadın kolları da dönüyor Zonguldak’a. Ozanla beş parasız(ımsı) bir şekilde sonraki haftayı bekliyoruz. Hadi ben Cuma İzmir’e dönüyorum, o burada. Bakar herhalde çaresine. Her şey bundan iki saat önce başladı. Acıktık, evde yemek yok, paramız da yok üstelik. Daha önce hatırladığım sahneler tüm bunlar. Şu anda mesela şortun cebinde beş liram var sanıyorum kart için. Eğer o da yoksa işe gidiş alabildiğine riskli olacak. Özge’ye belki takılırım ama dönüşte sıkıntıların kralını yaşayabilirim. Özet geçelim; 15 lira var elimizde. Ve evet, o para harcanacak, her türlü. Tuz, yoğurt, makarna, Adam kolları olarak biz evde yalnız kaldığımız zaman, imdat kolu gibi çekilecek börek için yufka ve Ozan’ın seçtiği, benim de içgüdüsel olarak hassas terazi görevini üstlendiğim patateslere totalde lira verildi. Hatta Diasa’ya 10 kuruşu bile çaktık. Geri kalan 9 lira da, evet sigaraya gitti. Ama modern ekonomiye hakimiz artık. Açlıktan ölürüz yine, ama par...

6 yaş bunalımı

2007 ilkbaharına kadar gidememem şu anda ama bugünü anlatabilirim, o günlere atıf yaparak. bu akademik kelimeyi kullanmamam gerekiyordu, zira kendisi ilgim dışı ama yapacak bir şey yok. kullandım gitti. ozan var bizde bol miktarda. bir tanesinin de minicik yavrusu var, yeğen olur kendileri. 4 yıldır haberim var kendisinden. el kadar olduğu zamanları hatırlıyorum. ama görüşmek şimdiye kısmet ve nasip oldu. gittik guvaj boyamızı aldık, sonra geçtik karşıya. gittik eve, verdik hediyemizi. yeğenimiz ece, 6 yaşına giriyor çarşamba. hepimiz iş güç sahibi olduğumuz ve haftaya bayramdan ötürü burada olmayacağımız için bugüne denk geldi kutlama. çok utangaç, ilk zamanlarda öpemedi bile :) benden kaçan nadir insanlardan biri esasında kendisi. bir ara teşekkür öpücüğü alıyordum, dudaklarını hisseder gibi oldum... içeri kaçtı :) parka indik sonra. tuttum elinden, o sırada kendisi için yiğit abim kıvamına bile geldim. tahtıravalliye bindik, sonracığıma kaydıraktan kaydık. ikincisini ...

Haluk Mesci'nin Annesi İçin

Kişisel bir yardım çağrım var bu kez: İstanbul Cerrahpaşa acilde yatan annem için, bir saat içinde AB Rh+ kana ihtiyaç var. :( Bütün gece akla gelen gelmeyen bütün kan merkezleri vs. arandı. Ben şu an İstanbul dışındayım ama kardeşim Müfit Mesci başında. Kan verebilecek birilerini biliyorsanız, 538 416 0228 'den Müfiti arayabilir misiniz? Çok teşekkürler.

kalp ritm bozukluğu

geç kalınmadığı sürece panik olunmaması gerekir. zira teknoloji ilerledi bu konuda. takılacak bir pil, yılda 1-2 kez kontrol, biraz daha dikkat uzun bir ömür sunacaktır kişiye. takriben 10 yıllıktır bu pil ve değişimi de oldukça kolaydır. cep telefonu vs.den uzak bir hayat bedelidir.

hediye

6 yaşında, okula yeni başlayacak minicik bir kız çocuğuna hediye bakıyoruz. fikri olanlar her türlü iletişime geçebilir benimle.

1999

17 ağustos, 03.02. şanslıysanız o depremi hissetmediniz ya da görmediniz. şanslı değilseniz, ülkenin ondan önceki masumiyetini göremeden yaşıyorsunuz demektir. 16 ağustos gecesi stresli olmuştur hep benim için. son bir kaç yıl öncesine kadar, o kadar çok kutlamada bulunmak zorunda kalıyordum ki, gece sonunda fütursuzca uyuyordum. o geceyi hatırlıyorum. annemle ne konuştuğumu da. içimin o endişesini de. hayatım boyunca inanmasam da, bir yanım o güdülere/hislere sahip oldu hep. o gece huzursuzdu işte. 17 ağustos oldu, annemler izmir'e gittiler işleri güçleri halletmek için. o zamanlarda yazlıkta tek trt çekiyordu, o da karıncaların baskın olduğu şekilde... göçük falan diyordu istanbul'da. umursamamıştım. sonra depremden bahsedildi. dinar depremimi, erzincan depremini tv'de gördüğüm için koymadı. işin rengi sonra belli oldu işte. zaten her şey aradan 24 saat geçtikten sonra olayın ciddiyetini farketti. geç olmuştu çok. bugün o geceden sağ kurtulan tanıdıklarım bir ş...

17 ağustos

neden bu kadar yorgunum ki bu kadar onu anlamadım. saati kapatıp, yarım saat daha uyuyup 8.29'da uyanacak kadar ben ne yaptım yahu? gerçi son günlerde o listeleme sırasındaki standartizasyon yormuş olabilir beni. muhtemelen onunla alakalı. şimdi en azından daha az yapacağım iş var. hem haftanın üçüncü günü de sona erdi zaten. çok şukela. ev bakıyorduk bana ne güzel, herkes de hevesliydi; komşu kızı hollanda'ya gitti. ozan da 'sikerler, ev bakınca sana seni evden kovuyormuş gibi hissediyorum' dedi. hey allam kaldık burda :) günlerdir, haftalardır midem bulanmıyor, midem hayatımı engellemiyor ilaçlar sayesinde. gerçi ben de baya toparladım ekstralarımı. ciğerler de son müdahele ile toparlanıyor gibi. en azından artık kaburgalarıma baskı yapmıyorlar. ki yaşamam için bir miktar daha şans veriyor bana. güzel yani. bir de şu uykuluktan çıktım mı şukela.

yorgunluk

yoruldum son günlerde. uzun zamandır yorulmadığım kadar. hiç işten geldiğimde uyumazdım mesela, hele duş almadan asla. bu da oldu dün. şimdi de yorgunum. ama güzel olacak. sevdiğim bir şey için bu sefer verdiğim çaba.

Kemancı

unutulmaz bu aci dertli dertli cal kemanci her askta husran oldu gonul bilmem bu kacinci halime bak dertli cal kemanci basimin taci gitme bu gece bende kal benim halim cok aci degistin kemanci neden efkarli calmiyorsun benim dunyam yikilmis sen neden aciyorsun gozumden kacmiyor benden hep bir sey sakliyorsun yeter artik derken kemanci neden agliyorsun Madem bu kadar girdik, bari kemancıya sardırmasak. Ama sardırdık işte.

Koy Koy Koy

Bir evde aynı şeyi aynı anda düşünen iki kişi, evin geri kalanları için ağır tehlikeli olabilir. Yok, henüz tehdit oluşturacak durumda değiliz. Benim kafam bitik ama. O konuda anlaşalım; 3 gündür bitik vaziyetteyim mental olarak. Ama mutsuz değilim. Aldığım her övgü, daha da cesaretlendiriyor beni. Dahası da olacak zaten. Neyse, az önce komşu kızı uğurladım Erasmuslara. Bence değerlendirebileceğim kısıtlı zamanı uğruna harcayacağım ender kimselerden biri. Gitsin gelsin, ocakta yine görüşürüz hep beraber. Görüşeceğiz de hem. Neyse, eve dönüyorum almışım Ice Tea ve evin en büyük gideri olan sigaraları. Dilime takılıyor ‘…dünyanın merkezi bu meyhanedir…’ merdivenleri çıkıyorum, ‘koy koy koy’…. Oysa üzüntülü bir gece de değil, aksine hafta sonum lan! Öküz gibi uyuyabileceğim iki günüm var önümde. Duşa giriyorum, çıkıyorum, ‘… öğrendim alemin sırrı nedir/ dünyanın merkezi bu meyhanedir…’ Ozan geliyor, şarkıyı açıyor, ‘bu şarkıyı biliyor musun?’ ‘oha’ diyorum fütursuzca. Lan ...

dönüm noktası

Spekülasyonlara inanmayı sevmiyorum, aptalca buluyorum onlara inanmayı. Ama eğer bu gece duyduklarım doğruysa ve gerçek olursa bambaşka güzel bir hayat beni bekliyor. Belki haketmişimdir bu rüyayı yaşamayı. Bakıp, görmek durumundayım bir miktar daha. Ama güzel olacak her şey, daha güzel olacak. Ağır yeminimdir.

Hissikablelvuku

Biliyodum bugün telefon alacağımı. Öyle ya da böyle gelecekti telefon. Hissettim diyebilirim. Oldu da. Levent-Gayrettepe arası nedir ki sonuçta? :)

Evde Koala Beslemek İsteyen...

Bunu Google'da aratmış biri. Sonra da benim bloğu bulmuş. Valla normal değiliz lan?! Ayrıca her gün manyağın teki beni aratıyor. Çok çılgınca bir olay lan?!

9 ağustos

Bugün iz bırakma günümdü. Başardım sanırım. Yarına, sonraki güne, daha sonraki güne daha iyi bakıyorum artık.

A New Hope: Return of the Jedi

9 günde öğrendiğim şeyler şunlar; o kadar temiz bir kalple iste ki gerçekleşsin istediğin. O bugün oldu. Bir diğeri, hayalimi gerçekleştirdim. 2007 yazından beri söylediğim, yapamazsın, olmaz, başaramazsın, daha o zamana teey… diyen herkesi sonunda susturdum. Şimdi iki şey daha var; o işi almak ve evime çıkabilmek artık. Yavaş yavaş...

park ve bahçeler müdürlüğü

Aşkın en güzeli saatlerce bir parkta oturup sıkılmadan konuşabilmek, hiçbir şey yapmasan yarine bakabilmek sanırım. Bu şansa sahip olduğum için şükrediyorum sadece. Elimden başka bir şey de gelmiyor. Göçebe ruhlu bir canlıya bile 26. ayı yaşattırabiliyormuş böylesi ve hatta geleceğe umutla bakmasını sağlayabiliyormuş. Bundan dolayı uysallaşıyor kalp. Saatlerce yari izleyebiliyorsun. Ben evimizi düzüyorum, sen yemek listeni hazırla =) Hayatta başka neyi düşününce insanın kalbi titrer ki?

ihtiyacın olursa

‘ihtiyacın olduğunda bana haber ver’ deme. Bir kez olsun hisset ihtiyacım olan şeyi. O kadar kolay da geçmedi bugüne kadar çoğu şey. En ufak şeyi elde etmek için iyi çaba sarfettim. İhtiyacım olduğunda kimse olmamış olabilir bugüne kadar, ya da kimseden matah bir yardım alamayacağımı bildiğim için her şeyin altından tek kalkmış olabilirim. Bunu bilemezsin değil mi? Nereden bileceksin ki? Bisiklet benim için değişik bir tecrübe. Ne bir bisiklet, ne de biraz şans oldu bugüne kadar yanımda. Evet, bisiklet de olmadı. Bir kez olur gibi oldu. Sanırım 93-94 yazlarından biri. Yazlıkta, komşu evde Dilara mıdır nedir, öyle bir hanım kız vardı. Ben 5 yaşındaysam, o da 4 yaşındaydı işte. Üç tekerli, mavi, plastik bisikletime gözüm gibi bakardım. Annemin maaşını sarsacak cinsten bir aletti zira kendisi. Ve ne yazık ki onun başına bir şey gelirse onun yerine de bir şey gelmeyecekti. Neyse… kız geldi, arkama oturdu ve pat… bir daha da bisikletim olmadı. Kuzenimde de aynısının yeşilinden vardı. O da ...

Bir canavar yarattım

İstediğim hayatı değil ama similasyonunu yaşıyorum. İstediğim kadar/belki biraz az meşgulüm, yoğunum. Ayırabildiğim zamanı da başta en güzel şey olmak üzere ota boka harcıyorum. Kafama esip şehir şehir dolaşıyorum ve her şeyden önce kendimi tekrar değerli hissediyorum. Boş durmak zor; depresyon sebebi. Sonra en fantastik doğum günü aksiyonuna bulaştım. Her biri hemen hemen sürpriz oldu. Aslında en güzeli yârin yaptığıydı şüphesiz. Çarşamba, Cuma, cumartesi… muntazaman aksiyon yaşadım. Az önce eve geldim, yorgunum. Mutluyum. Uzun bir süre daha doğum günü kutlama mesajları bana ilişmeyecek. Her sene olduğu gibi kim kutladı lan heyecanını da ötelemiş bulunuyorum. Zaten 4 gün geçmiş üzerinden. Unuttum bile ben. Bir dolu kitabım oldu bu vesileyle. Her biri minimum 800 sayfa. Zor günler beni bekliyor  Çarşamba iyiydi. Çok iyiydi. Üsküdar’da 1 saat kadar yürümüş olmam haricinde  ama bizim çocukları o kadar özlemişim ki, değdi yürüdüğüme o kadar. Sonra zaten frp diye tutturuyorum kaç zamand...

insanlık halleri

Teoman bırakmışsın müziği. Mevzum değilsin, liseyle beraber teoman depresyonuna son vermiştim. Ama 2009da çıkardığın albüm güzel zamana denk geldiği için bir geri dönüş yapmıştım senin müziğine. Bana ergenlik eşiğimden emanet yazdığın sözler. 96da ilk albümü çıkarttığında 8 yaşındaydım. Tabi ergenlikten kastım da ‘paramparça’ albümün. İlke dair ne varsa, her şey o albümde vardı. Sonra da öyle kaldı. Ben lisedeyken seni dinlemek de bir ayrıcalıktı. Sonra bozuldu herhalde bir takım şeyler. Bilemedim, ama en azından Şebnem Ferah gibi ergen kitleye sıkışmadığın, senle beraber büyümemize müsaade ettiğin için eyvallah. Yoluna bak, yolundan git. ihtimalsiz bir hayal yok ki dünyada varsa bile yok farzedip yalvarırım tanrıya bir gün gelir de dünya tertemiz olursa isyan etmem bundan sonra zamanın ruhuna ağlasam aylarca uyusam yıllarca yoksa bile varedip yalvarırım tanrıya “bir gün” gelir de dünya böyle kalırsa vazgeçer isyan ederim artık tanrıya bırak beni kendi halime bırak peşimi elveda elleri...

doğumgünü

ilk bir kaç saati mesajlarla boğuşulan, sonrasında sadece kişinin kendisinin özel hissettiği gün. yalancı sevgi gösterileri, abartılı kutlamalar vs. sıkıcı oluyor. hem sonra büyüdükçe bir özelliği de kalmıyor. aileyle mesafeler kilometresel bazda uzaklaştıkça daha da yalnız hissediyor insan. öte yandan ertesi gün sendromu da var. cem yılmaz'ın askerlik anıları gibi, sahnedesin, gösterin bittiğinde nöbetçi sana az önceki gibi davranmıyor. böyle bir şey. sanırım her gün 2 ağustos olsun isterim. ertesi gün doğuyorsun, sonra bitiyor o gün. böyle bir döngü işte. 1/8/2010 1 yıllık aradan da hiçbir şey geçmemiş. ha 23 ha 24.