Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlk Neşter

Son günlerde olanlara her şeyden umut çıkartarak ilk neşteri vurmuş bulunuyorum. Daha iyi olmayabilir de ama ilk şoku atlatmam iyi oldu. Su'yum, beni en baştan beri bu duruma hazırlamaya çalışan patronum, annem, Ozan, Perç ve en nihayet az önce arayan halam da üstüste gelen kroşelerden biraz olsun yırtmamı sağladılar. İyi oldu. Daha iyi değil belki ama ilk neşter önemliydi, kısa sürede toparlanmam lazımdı. Olacak sanırım da.

daddy's gone

herhalde şöyle bir şey çok, çok ve fazlasıyla uygun olacak. maalesef durum da bu. iki gündür minimuma indirdim iletişimimi her şeyle. iyi de olur gibime geliyor. beklediğim bazı şeyler oldu, olmamasını dilediğim. konu dağılmasın. dinleyin Glasvegas'tan. http://fizy.com/#s/2b5vn8 how you are my hero how your never here though remember times when you put me on your shoulders how i wish it was forever you would hold us right now im too young to know how in the future it will affect me when you go you could have had it all you, me, and mum y`know anything was possible i wont be the lonley one sitting on my own and sad a fifty year old reminiscing what i had i wont be the lonley one sitting on my own and sad forget your dad, he's gone all i wanted was a kick-a-bout in the park for you to race me home when it was nearly getting dark how i could've been yours, and you be mine it could've been me and you until the end of time do what you want, when you want be as fuckin' in...

Mutsuzluk

Üzgünüm, mutsuzum. Kimse bana daha fazlasını vaat etmedi. Bunun bilincindeyim. Ama böylesi olmamalıydı. Ben zamanla tüm ekonomik özgürlüğümü kazanmak isterken, şimdi büsbütün İzmir’e ve Eskişehir’e muhtaç kaldım. Asıl yıkan bu mu, yoksa tatmin olmamam mı bilemiyorum. Çok fazla bilmek isterdim. Olmuyor. İçime sinmiyor. Ama pes edersem ölürüm. Aynaya bakamam. Ondan dolayı pes etmek yok. Edemem. Annemin 'daha uygun bir ev baksan' demesi, babadan net bir cevap gelmemesi, benim ayda o kadarla kalmam... Çok boğuluyorum. Çok boğuldum. Kendimi hala üç kuruşa muhtaç biri gibi hissetmem... Saçma sapan hayallerim vardı. Zaten para harcamayan biri olarak, elimde para bile tutabilecektim. Olmuyor, olamıyor. Sabretmem lazım. Yine de tüm bu iyi niyet hareketlerim yukarıda saydığım sebeplerden dolayı boğazımın düğümlenmesini engellemiyor. Her şey için savaşmak zorunda kaldım. Biraz olsun şans bana güler diye bekledim. Olmadı, oysa istediğim çok da değildi. Dayanmam lazım. Konuştuklarıma inanıy...

yaşamak bazen sabır ister

Kendimi bir şeylerden mahrum kalmış hissediyorum. Çok isteyince olmadığını görüyorum. Tüm beddualarım kendi üzerime. Farkındayım yerle gök birbirine girmedikçe birilerini mutlu kılamam, kılamıyorum. Sadece çok üzgünüm. Bu da benim lanetimmiş işte. Kral dönmedi. Aragorn değilmişim meğersem, Arwen olsan da. Ama sen her şeyden çok güzelsin, bir bilsen.

ev işi

iş işine bağlı olarak ilerleme gösterdik son 1 haftada. kolay da oldu aslında, şimdilik. lakin herkesin bana ev tutası geldi. insanlar yığınla kiralık ev yolluyor bana söğütlüçeşme'de, acıbadem'de... orda burda. 15 güne yeni ev, yeni hayaller.

İnsan Eğitimi

İnsanlar üzerinde oynamayı seviyorum. Zor değil, güzellikle oluyor, en azından çoğunlukla. Ama örneğimizi verelim; Üst sokakta bir dayı var tekel bayii. Kendisinden sigara olsun, efendime söyleyeyim türlü içecekler olsun bu tür alışverişimizi kendisiyle yaparız son 1.5 aydır. Gel gelelim bu dayının ticaret yapmaktan bıktığı yüzünden belli oluyor. İstediğimiz şeyi söylerken yüzü falan buruşuyor, suratımıza atmıyor ama ne azından. O seviyeye henüz gelmedi kendisi. Bu anlattıklarım birkaç gün öncesine kadar oluyordu en azından. Bir süre sonra ‘sikerler’ düsturuyla hareket edip, hem daha kolay hem de en azından kartla ödeyebildiğim bir bakkal buldum. Ona para kazandırdım bir miktar. Sonra, birkaç gün önce az önce bahsettiğim dayıya muhtaç kaldım. Para akışının takiben kendisinin açtığı konu üzerine medya tartıştık. Ben ona Habermas’tan sonracığıma Marx’tan nağmeler düzemedim, ama o bana uluslararası komplolardan falan bahsetti. Olaya zaten akademik bakamıyordum, ama olaydan soğuttu iyice b...

elf güzeli

muhtemelen uyuyorsundur ya, ben de uyuma öncesindeyim. Bir kez daha konuş benimle arwen'im şimdiden tekrar özledim. İyi geceler 15 eylül

'sen bana güvenebileceğim bir söz veremezsin'

lotr gecesi. yıllar önce taksim'de bir çatıda içerken sarfedilmişti bir cümle; insan, hayatından; içinde bulunduğu her şeyden mutsuzsa başka şeylere sarıyor. bu her şey olabilir. ama biz en zararsızından yapıyoruz bunu. lotr olsun sw olsun. lotr gecesi. erken kapatıyorum dükkanı.

yemek sepeti ve domino's pizza'ya teşekkürler

ibo'nun doğum gününe gittik, ben erken geldim. Duş aldım, sadece kapıyı açmak için uyanıktım. İşlerin seyri değişti sonra birden, yemeksepeti'ne gir, sipariş ver komutunu alınca. Yaptım, geldi de siparişler. Lakin 5 kişinin her birinin ayrı tribi varmış; soğan, sucuk, mantar, salam sevmeyen beş kişiye hepsinin de olduğu pek güzel bir şey gelmiş. İhale bana kaldı. Kıvırması eğlenceli oluyor. Vay efendim ne kadar da diplomatmışız. Hayır, hep domino's yüzünden. Yorgun ve hard core alkollü bir akşamın devamını bu kadar eğlenceli kılan sitelere teşekkürler be!

14 eylülden önce, 12 eylülden sonra

Şimdi isim ve başka bir şey veremem ama tanıdığım bir eski çift jeneriklik yaşamış birkaç ay içerisinde. Onu anlatmadan önce bu yazıyı yazma sebebimi anlatmaya çalışacağım. Umarım başarılı olabilirim. Bu, yıllar sonra yazacağım ilk ve en cinsiyetçi yazı olabilir. Kadınlardan özellikle özür dilerim. Ya da dilememe gerek yok, neden alınıyorsunuz ki içinizde var olan bir zavallı yüzünden? Onun için sıkı bağlayın kemerlerinizi ve dudaklarınızı kemirmeye başlayın. Öncelikle en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm… Değil elbette. Klişeye dokunarak girişeyim istedim. Ama en sevmediğim salaklarımdan biri de yakın arkadaşlarımdan daha fazla insani özelliklere sahibim. Örnek olarak, üzerime vazife olmayan bir işe girerim birine yardım etmek için. Sonra da elimde patlar. Mesela bu hayatta yeniden doğma sürecimde en sevdiğim, en severek yaptığım şey birilerinin elinden tutup, onları oraya taşımaktı. Haddim olmadan yardım ettiğim çok kişi oldu. Karşılıksız iş mi yapılır, yaptım lan. Hepsinde de başarıl...

mektup bekler sarı siyah

'bilirim nerde kırıldın neden aşıksın bana' demiş mor ve ötesi. Sanki yeteri kadar eylül şarkısı değilmiş gibi, bir de ben eylülde olduğumuzu hissedemiyorum.

ah bu ben...

'... Boynumu nerelerde vursam...' diye gider bu cümle. Kronik boyun ağrım var, saçlarım uzadıktan sonra daha da arttı bu. minimum 2 gün sürüyor ama bir o kadar da süründürüyor. İlk gün sonunda peak noktasına ulaştı, sonra düştü aşağı. Ama bunda 3 saat kadar uyumamın faydası var. Allah'ım pms gibi ayda bir tekrarlanıyor. Nasıl bir kabus?

Freddie

Freddie Mercury

1946-1991 Ya da yan sekiz yaparak sonsuzluğa taşıyabilmek de mümkün seni. Hani denir ya, seni doğuran anaya kurban, evet aynen öyle Freddie. En güzelimizde, en acımızda senin sesin oldu. Seni müziğe yönlendiren şey her neyse, yıldız değil de efsane olmanı arzulatan her neyse... Kelimeleri toparlayamamak böyle bir şey. 'is this the real life? is this just fantasy? caught in a landslide, no escape from reality open your eyes, look up to the skies and see, i'm just a poor boy, i need no sympathy, because i'm easy come, easy go, little high, little low, any way the wind blows doesn't really matter to me, to me mama just killed a man, put a gun against his head, pulled my trigger, now he's dead mama, life had just begun, but now i've gone and thrown it all away mama, ooh, didn't mean to make you cry, if i'm not back again this time tomorrow, carry on, carry on as if nothing really matters too late, my time has come, sends shivers do...

kalamadım

'İçim sızlıyor doğru Ama sana git demekten başka yol mu var Onların doğrularıyla büyürken İçine hayat çekmek değil kolay Sesim çıkmıyor doğru Ama bağırsam kime ne faydası var Bedelli mutluluklar düzeninde Yüreğe güvenmek değil kolay Gerçeğin kenarından hayatın düzenine Bir yol bulup ben akamadım Bugün budur pencere yarın kışla yüzleşince Çok üzgünüm kalamadım' ...derken yalın, klipte mavi saçlı bir o kadar da mavi etekli bir hanım abla vardı. Corpse bride'dan da etkilenilmişti o klipte. Ya da direk arak vardı o random uçuşan kelebek konusunda. Ne güzel kadındı. Gece gece aklıma tövbe yarabbim.

Kerkük Zindanı

‘Kerkük’ün zindanına attılar beni mazlumlar sürüsüne kattılar beni bir yanım dağladılar ateşle annem ne suçum ne günahım yaktılar beni Türkmen obalarından göçen anneler ne yuvaları kalmış ne de haneler gök kubbeyi sarar mazlum feryadım elbette bir gün güler bize seneler’ Türkmen türkülerini hep sevdim. Benim dönemimden pek çok insana göre de zaten yerel müzikleri tercih oranım hep yüksekti. 3 yaz önce sıcağın altında tüm gün çalışırken ve bir damla suya muhtaçken, söylerdim, söylenirdim. Temmuz ya da ağustostu. Ne olursa olsun çok sıcaktı. O zaman belki şımarıklıktandı buna sığınmam. Giderken daha başka oluyor. Emmeli ve gömmeli giderken. Dönüşüm olur mu belli değil. Ama artık olmadığım belli. Bundan dolayı susup Cem Karaca’yı konuşturmalı. http://fizy.com/#s/124gl3

döner ayak

O kadar çok anımız var ki son 10 küsur yılda. Dinleyenler bile 3 saat 15 dakikalık devamlı konuşmamızdan sıkılmadı. Biz büyüdük, dünya kirlendi ama anılar sağlam hep.

tesadüf

pek çok tesadüfün bir araya gelmesi sonucu seni bulduğuma, benimle olmana şükrediyorum. Gözlerinde kaybolmanın heyecanıyla...

sllding doors

98 yılında keşfettiğim lakin 13 yıl boyunca izleyemediğim 'ya olmasaydı' filmi. Ya olmasaydı? Felakete ağlayanlar bir süre sonra o felaketin onlara cenneti getireceğini nerden bilebilir?