Şimdi ne anlatsak boşa be canım
Tüm bunların yanında her şey o kadar hızlı ve kontrolsüz gelişiyor ki bir plan yapmaya fırsat kalmıyor. Sadece, özellikle ilk günlerde her şey normalden fazla gerçekçi bir şaka gibi duruyordu. Dolayısıyla biri beni uyandırsa da, ben de evi arasam noktasındaydım. Arasaydım da telefona isteseydim. Zaten son aylarda ne zaman sesini duysam sesim titrerdi. Onun için kapalı yerlerde konuşurdum aradığım zaman. Keşke yine titreseydi de eninde sonunda yaşanması beklenen “şey” şimdi değil de sonra yaşansaydı. İnsan hep, her şeyi öteliyor. “Sabaha kalkarım”, “sonra yaparım”, “ya zaten başka zaman mı kalmadı?” diyoruz hep. Sanki her şeyi sonsuza dek erteleyebilecekmişiz gibi… Aslında bir de kahrolması gereken paraleller var; paralel evrenlerdeki paralellerin paraleliyiz sonuçta. An’ın gerçek olduğuna ne inandırıyor ki bizi? Belki hikayenin şu kısmındayız; Evet, 6 Eylül sabahı Pazar olmasına rağmen karşıya geçeceğim için yine erken uyanmış olabilirim. Hava oldukça sıcaktı. Dolaşırken ...