Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bırak Zaman Aksın

'güneyin masum bir sahil evinde, aynı kırgın dalgayla terkedilmişken, lütfen bırak tepinsinler üstümde... bunu çoktan hakettim' 99 yılında piyasaya çıkan mvö albümü bu. mvö'nün çocukluktan çıkıp, bana kalırsa da ergenliğinin şarkısıdır. ben bunu dinlediğim zamanlarda da 03-04 yıllarını yaşıyorduk. tam bir 15-16 yaş havası vardı üzerimde. ama karşımda ki onu anlayabilecek kalibrede değildi. 2012'ye gelirken, ben de 24 yaşından zaman alırken bunu tekrar tekrar dinleyebileceğim bir şans verdi hayat bana. ve ben bu şansı tam 2.5 yıldır değerlendirmeye çalışıyorum, elimden gelenin en iyisini yaparak. zaten karşımda ki de bana beni daha iyi şeyler yapmam konusunda hiçbir şey yapmadan zorluyor. harun'un sesinin çocuk olduğu zamanları hatırlıyorum. sonra kendime bakıyorum. yıllarca mucize beklediğim zamanları anımsıyorum. her şeyin bir sonu olacağını, filmimin mutlu sonla biteceğini hayal ederdim. şimdi; '...and if a double-decker bus crashes into us to die by your side...

mucize

bana diyorsun ya 'senin yanında olmak için oralarda bir restorantta bile çalışırım.' güneş doğdu ruhuma sustum, umudumu gördüm onda bir şey bilsem söyliycem seni sevdigimden başka aptallığın bile tam bana göre çocuksun sen de yok yok yok, bu mutluluktan ağlıycam şimdi yok yok yok yok ağlıycam şimdi, yapma bir sözüm bin yere gider, en sonunda gözlerime bir bak yeter mutfakta çıplak ayak sesin huzur mu bu, mucize arzusu sonsuzdum ve mahvoldum güneşli gün yalanlarıyla avundum kendimden fazla seviyorum.

sitcom

ara ara eğlenceli parçalar sunuyor hayat bana. Bir tam gün boyunca grip aşısına karşı defans yapmam, aşı işinin yarına kalması falan ilginç yaptı günümü. İğneden korkan iğne olsun da, o aşının hastalığıyla kim uğraşacak allasen? Hem ben hasta oldum ki, hatta kronik burun akıntımdan dolayı 7/24 hasta sanıyor insanlar beni. Daha ne? Alerji tabi.

katlanabilite

Resim
ahahaha mustafa sandal'ı böyle de mi görecekti bu gözler? mustafa sandal var. bir de akasya aslıtürkmen var. aynı dizide oynuyorlar. vallahi bu kadar büyük çelişkide bırakılmaz insan. fragmanları geçmem mi lazım, izlemem mi lazım bilemedim.

günlük

işe git, eve gel, yemek yap, etrafı temizle, duş al, azcık tv izle, yat ve uyu. şimdilik böyleyiz. başka da bir değişiklik olmayacak bir süre. evet durumumuz böyle. bir insan neden evlenir sorusunun cevabını buradan çıkarabilirsiniz. yes you can

söz

'Bıçakla kesip de arkaya bakmama eğitimi' sonucunda yapabileceğimden emin olduğum bir söz. Bir gün, bundan seneler sonraki patronum çocuğumun karne gününde vs 'sen nereye gidiyon öyle, gidemezsin' derse boş kağıda imzasını ister, sonrasında istifa ederim. Bir de eğer kendi patronum olmazsam.

pilav

ortalama bir yemek yapıcısı olmak için buna kasmam lazım. hafta sonu üzerinde çalışıcam. amin.

yalnızken evde duyulan sesler

çok oluyor bunlardan. çamaşır makinesi, buzdolabı, şofben, yerine göre her şeyden gelen seslerdir bunlar. huşu içerisinde otururken evinin salonunda pat pat bunlardan ses geliyor. bazen üst kata çıkan acele ayak sesleri de duyuluyor. bazen dışarıdan gelen konuşmalar falan duyuluyor. ama o sessiz, sakin. rahatsız edici değil. gerçi buralarda hiçbir şey rahatsız edici değil. uyumak güzel sessiz sedasız. uyanmak da, uyandırılmadan gayet güzel. seslere de alıştık artık. değil mi güntekin?

parti bitmiş

Ben bu şehirden ayrılıyorum ve eğer bir gün özlersem bu şehri tekrar dönerim. Ama son gecemden bakınca tekrar özlememin imkanlı olduğunu düşünmüyorum. Yine de burada büyüdüm, burada yaşadım, karşılıklı kahırlarımızı çektik. Hem ailem hala içinde… Birkaç sevdiğim insan bile var bu şehirde hala yaşayan. Bilemiyorum ne olur. Ama her kasımda aşk sizin için nasıl başka oluyorsa, benim için de nostalji bir başka oluyor. Yollar dönüp, dolaşıp geliyor 2001 Kasımına. Anlatabileceğim bir şey yok. Tekrar da yaşamayacağım için o ergen günlerimi fazla kurcalamak da benim işime gelmiyor açıkçası. Bu gelişim biraz yalnızdı. Gerçi ben de olacakları hissetmiş gibi hazırlanmış geldim. Yarın döndüğüm zaman birileri arkamdan vefasız diyecek, söylenecek. Ama ben açık açık gelişimi, gidişimi belirttim. İnsanların sadece ikiyüzlü oldukları zamanlar bu zamanlar. Açıkça bildirince görmemezlikten geliyorlar, sonradan da ‘ama hiç görüşemedik’ diyebiliyorlar. Oysa belki ben de görüşmek istememişimdir. Kim bilir? ...

herkes gitmiş

öncelikle gecenin 4ünde yazdığım bu zırva -sizin için en azından- tamamen bana ait, kişisel geçmişime ve bahsedeceğim günlerin güzelliğine hasretimden yazıldı. Bu resmi ağızları bırakırsam şayet demek istediğim şey şu, bunu okumak ikinci tekiller için zaman kaybı. Çok merak ederseniz ben size anlatırım. Eğer anlatmaya değerseniz. 'buraya bile aklımdan geçen her şeyin tamamını yazamadım' eylül 2002. O ayın öncesinde yatan şeyler de 10 sene önce bugünlere denk geliyor. Kasım 2001 nereden bakarsan bak içindeyken oldukça sıkıntılı, bugünden bakınca da 'allahından belanı aramışsın, bulmuşsun' ayıydı. Şimdi benim hatırladığım zamanlarda o kadar çok isim ve o kadar çok özlediğim şey kalmış ki, size o günleri hatırlatasım geldi. Göksel abla depresyondan para kazanmıştı, kenan doğulu da çukurova'da mevsimlik olarak çalıştığı pamuk kalplerden taşınıp paranın amına koyuyordu. Bir de yonca lodi anlatna diyordu, ama anlatılmaması gereken neydi 10 sene sonra hala anlamış değilim....

İzmir

Ben bu şehre ne zaman gelsem, benim için depresyon başlıyor. Artık sevmediğim -sevemediğim- insanlar, yerler, mekanlar, o kirli havası, sahili, uyku öncesindeki tavırları vs vs vs. 3 gün oldu şimdi ama sevdiğim her şeyi alıp geri dönesim var İstanbul'a. Ben orası için var olmuşum, şimdi burada yokum.

olmadı değil mi?

aylar sonra izmir'e ayak bastım. bıraktığım gibi kalmamış ki hiçbir şey burada. odam bile değişmiş. şehir bile değişmiştir belki. belki her şey aynı kalmıştır da, ben çok değişmişimdir. bana ait olmadığı kesin artık buranın. her gelişimde izmir için daha az duygu besliyorum. geldiğim ev de yabancı tabi bana. yani oradaki evim. kasıyorum, çok çabalıyorum bana ait olduğunu hissetmek için. odama bakıyorum öyle boş boş saatlerdir. nerede ne var hatırlamıyorum. birkaç ay önceyi unutmuşum işte. işte öyle. bu geliş de olmadı sanki.