Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstanbul'da sonbaar

Her kışın bir hikayesi var benim için. Dolayısıyla bir takım kış anılarını daha kolay kodlayabiliyorum hafızama. Örneğin bu kışın hikayesi ya da hatırlama fetişi yatağımın ayak ucuna çektiğim koltuk olacak. Bunu hissediyorum, daha fazla kitap ve CM demek oluyor bu. Hayatın bazen kendisini tekrarladığını itiraf etmem gerekiyor. 3 sene önce de buna benzer bir döngüyü yaşıyordum; South Park (tik), Douglas Adams eserleri –Otostopçu’nun Galaksi Rehberi vs Dirk Gently- ve en nihayetinde odaya sığınıp CM3 oynamak… garip bir döngü. Ama asıl anlatmak istediklerim elbette bunlar değil; asıl anlatmak istediğim şey İstanbul’da Sonbahar. İşbu albümün çıktığı dönem ve hislerimi anlatmak istiyorum. Bunu bana zorlayan ben değilim, Teoman konserleri dinleyen sosyal çevrem. Tabi ekseriyetle kendi hayatı m hariç her şeyden konuşan biri olarak, Teoman’ın küçük kavuniçi bir balık olduğunu iddia ettiği şarkıyı da içeren albümle olan anılarımı gerçekten ama gerçekten zorlanarak da olsa yazmayı deney...

Oğul

Umarım anlatırım. Bunun için tek cümle yeter ya da ben bunu tek cümlede anlatacağım. Bu dünya üzerinde diğerleriyle farkı kapatabilmek, o hazzı bir gece/sabah yaşayabilmek için tekrar anlaşmaya hazırım... Ama geçmiş değişmiyor biliyorum. Ve gelecek de umut vaadetmiyor. *** anne ben geldim, üstüm başım uzak yolların tozlarıyla perişan çoktan paralandı ördüğün kazak üzerinde yeşil nakışlar olan anne ben geldim, yoruldum artık her yolağzında kendime rastlamaktan hep acılı, sarhoş ve sarsak şiirler çırpıştıran bi adam kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi ayrık otları, dikenler bürümüş kapıdaki çıngırak kararmış nemden atnalı ve sarmısak duruyor ama oğlum, mektup yaz diyen sesin hala kulaklarımda anne ben geldim, ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım dizlerin duruyor mu başımı koyacak? anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.

Her şeyin birbiriyle ilişkili olması

Bundan etkilenmemek mümkün değil belki ama at, İskoçyalı, yol... Bu kadar tesadüf olamaz herhalde. Çok bağlanıyor her şey birbirine. Ve tabi uzun yazmak isterdim ama heyhay.