Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bidahademicem

En sevdiğim hücrelerim bana ihanet ettiği günden beri ve en sevdiğim zat ve hatta 1 eliyle bir başkalarının 1000 elinin eline verebilme potansiyeli olduğu ama asla o 1 eli uzatıp da beni kurtarmaya yeltenmediği zamandan beri insani duygularımı biraz kendime biraz da son derece yakınlarıma sakladım ama tüm bu insani duyguların içinde küçük kaygı tanelerinin de olduğunun farkındayım gibi davransam da kurtuluşa her an 1 adım daha attığımı düşünmek biraz olsun içimi rahatlatıyor sanıyorum. Nokta kullanmadan bu kadar yazabildim. Noktasız ve e harfsiz nereye kadar yazabilirim, bu konu hakkında ufacık bir fikrim yok. hayat bir iddia falan değil; savaş alanı. önce yüzüne bakmaya kıyamadığın ve sonra kendi hücrelerinle savaşırsın. netice itibariyle "herkes gider mi?" sorusunun cevabını vermiyor hayat; bunun yerine uygulamalı çalışıyor. Ben salı gününün planını yapıyorum, yapacağım.

yedigünyirmidörtsaatiyiceeğlenmeliksosyalçevreningüzelliği

Aklıma geldi bunlar yoksa müthiş bir anlam ifade etmiyor. Ediyor ama tam olarak böyle değil. Zarmay'ın da dediği gibi "tam zamanında" yapılmış bir plandı bu. Ve tam zamanında iyi geldi. Bakınız muazzam bir 4 günden bahsediyoruz. Haftaya PET çekimim var, muhtemelen bir şey çıkmayacak ama yine de endişesini yaşamam gerekirken son 4 günün saadetini yaşıyorum. Tüm bu korkunç şakalı senenin bana getirisi duygularımı düzenleme yeteneğimi geliştirmem oldu. An'dan haz almak konusunda oldukça olumlu adımlar atıyorum. Eskiden olsaydı, "eve döneyim", "hadi eve dönelim, eğlendik güldük yeter" olurdu. Bu kez uçağın türbülansının bile tadını çıkarmayı öğrendim. Öğrendim demeyelim de, öğreniyoruz diyelim. Netice itibariyle ben bunları burada anlatmayacağım ama kelebek etkisinin en başarılı kombinlerinden birinin parçasıyım. Çok hoşuma gidiyor. Diğer yandan, şu önümüzdeki pazartesi geçsin de... cesaretimizi toparlayalım da çok güzel şeyler yaşayalım... Bir d...

Beklenmedik bir türbülansa karşı lütfen kemerlerinizi bağlayınız

Öyle deli divane değil ama bekliyoruz aralık başı tertemiz geçsin diye. Böyle salak gibi beklemek de ne garip. Sanki ölüyoruz. Ama ölemiyorum da... Ana odaklan ana...

Neydi o ne zaman ne olan?

Resim
Usul usul çalışırken Spotify'da çalan bir şarkıya tutuldum. Bazı aylar bazı senelerde daha bir heyecan verici olmuştur benim için. Eylül denince okulların açılması, bir şeylere devamlı acele edilmesi bir örnektir. Ya da ne bileyim ekim başları -bakınız bu çok ilginç- 2000 ekim başında saçma sapan uzun bir öksürüklü hastalığa dolanmıştım, bunu hatırlatır. Geldik kasıma, kasım ayı anlamlı değil bence. Bu seneye kadar yılbaşından önceki son dönemeç, gereksiz ay, "30 çekiyordu değil mi bu ay?" sorularının odağı olmak haricinde çok fazla anlam ifade etmiyordu. Bir de bazı kokular var... O iş biraz soyut hadise. Birileri hala birilerinin parfümünü sıktığı zaman, birilerinin aklımıza gelmesine neden olan saçmalık. Bir de bazı şarkılar var... 2011 kasım ayına dönelim mi diye teklif etseler, sahiden bunu kabul ederdim. Edebilirdim. Daha sakin, daha az gergin, daha huzurlu bir hayat vardı o zamanlarda. İnsanların "yahu saçmalama" dediği noktada ben o sakinliği çok sevmi...