Kayıtlar

Şubat, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Flashback

Resim
İmzayı attık Rosiii. Kutlayabilir miyiz emin değilim. Bunu yazan kişi de ben değilim. Ben çünkü kötü hissettiğim zaman kötü hissetmeyi bırakan biriyim. Yani bu konuda bir sorun yaşamamam gerekiyor. Ama nedense iyi hissetmiyorum. Flasbackler başlığı atmama rağmen geçmişe dair daha az şey yazmak istiyorum. Şubat normalin ötesinde geçti. Şubat çok acayip geçti. Şubatta üzerimden bir şeyler geçti. Silindir mesela. Her şey o kadar inanılmaz hızlı yaşandı ki, sonu iyi bile olsa şey gibi hissediyorum, Morpheus'un Neo'yu beyaz odaya alması sonucu asıl arkadaşın midesinin bulanması gibi bir durum yaşanıyor. Kendimi ifade konusunda yeterli hissetmiyorum kendimi. Ben ki sonsuza dek konuşabilirim. Ama bugün biraz çaresiz hissediyorum. Pazarlıkta yetersiz hissediyorum mesela. Oysa evim çok güzel. Cuma akşamı saat 6-7.30 arası evimde dolaştım. Asimetrik her duvarına hikaye yazdık. Çünkü hikayeleştirmek süperdir bir şeyleri. Ben böyle çalışırım. Bana olay anlatmayın hikaye anlatın. Ama bak ...

Yol boyunca olanlar

ya da müttefikler & düşmanlar Hikaye çağırdığında ve biz de bu çağrıya kulak verdiğimiz zaman genelde bir bar sahnesi olur ama olmasına da gerek yok, tüm düşmanlarımızı ve müttefiklerimizi burada buluruz. Bar olmaz, yol olur. Bence her yolculuk Kansaslı Dorothy'nin yürüdüğü yollar üzerinden ilerliyor. Bir yol seçiyor, burada dostlarımızla düşmanlarımızla tanışıyor, dostlarımızı bazen kaybediyor, düşmanlarımızı yendiğimiz zaman da kahraman oluyoruz. Dün fiziksel olarak da yol arkadaşım olan yeni yol arkadaşımı kaybettim. Olaylar, örüntülerden ibaret hayat. Her şey birkaç hafta içerisinde oldu. Oluyor. Bugün, o gün. Ev aramak bittikten sonra ev düzme kısımları geliyor. Bunların her biri bir örüntü. Ev düzdükten sonra ilk faturalar, sonra ilk mevsim değişiklikleri... İlk yağmurlar, ilk kar... İlk... Biliyorsunuz... Bu işler böyle... İnsan nefes almak istiyor ama bu hareket de hayatı çekilebilir kılıyor belki de. Bu da bir başka bölümün konusu zaten...

Gidiyorum

Anlattım ben bu durumu geçen hafta. Aksiyon alma günleri geliyor sanırım. 31 temmuz 2012'den beri bulunduğum yerden, oldukça büyük bedeller ödeyerek ayrılma eşiğindeyim. İlk geldiğim günden bugüne tanrım bir hayat nasıl değişti öyle. Ben o ben asla değilim. Saçlarımı kestirme sebebim olan o taşınma günü nemi, sanıyorum kadıköyün yerel takımının Avrupa maçının sesiyle uyumam... Odamın penceresinden uzaklara öyle daldığım o an. .. hiçbirinde 8 seneyi burada geçireceğimi ummuyordum. Acayip şeyler oldu kalbimle aklımla binlerce müsabakaya çıktığım zamanlar oldu. 20ler burada geldi ve geçti ve gitti... Hayatta kalmak için gidiyorum... Hem hayat harekettedir

Dönecek ev bulamıyorum

Bazı beklentilerin vadesi çok uzun sürdü ve evet beklentilerin karşılığını alamadım, alamadık. Oysa dünya gerçeklerin tam tersinin yaşanması gerektiğini haykırıyordu. Olmadı. Bu konu da fazla taze, hassas bir konu haline geldi. Burası bir evse, evden bu şekilde uzaklaşmayı hiç hesaplamazdım. Bu evden bir çıkış yolu hesaplıyordum kendim için elbette. Ama kendi koşullarımla, eksik hiçbir şey bırakmadan, dostane ve evden ayrılır gibi... Umarım bu böyle olur. Çoğunlukla böyle zamanlarda benim fikrim evrenin gerçekliğine hiç uymaz. Oysa böyle zamanlarda evrenciğim de biraz "bu eril kökenli birey ne anlatıyor acaba ya?... Aslında fena da konuşmuyormuş" demeli, diyebilmeli. Yarın bu konuyla ilgili bir update getirmem buraya. Ama canlar sıkkın, kayda geçsin. Geçen haftalar çok hızlı geçti. Pıtır pıtır her şeyi anlatmak yine yapmayacağım bir şey ama ilerleyelim hızlıca, gecem gündüzüme karıştı bir süre. Belki hala öyle olmalıydı ama bazı motivasyonlar kırıldı. Bir ara konfor alanıma...