Kayıtlar

82

Ales'e girdiğimi yazmadım ama 82 aldığımı yazabilirim buraya. Tabi şu ana kadar üzerinde durmadığım yabancı dil sınavlarından da geçersem, istediğim yere girebiliyorum. Elbette ki, 2000lerde her iletişimcinin gözünde Bilgi Üniversitesi var. Şu anda adını hatırlayamadığım biriyle görüşmem gerekiyor Bilgi, İzmir temsilcisi olarak. Eminim ki, onunla görüştükten sonra kafam netleşecek. Bir de bugün korkunç bir yanma vardı midemde. Çözemedim sebebini. Sonra boyun tutulması da vardı. Bunun sebebi yok. Korkudandır diye düşünüyorum. Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar realist bir rüya/kabus gördüm. Zor oluyor alışmak tabi bu kadar gerçekçi olanına. Son çarşamba günü de sona erdi işte. Bir daha Almanca dersi yok, bir daha... bu okul için bir daha yok en azından. Son perşembe gününün ilk saatlerinden sevgiler.

Göç Yolları

Göç yollar bir gün döner tersine diyor şarkı. Yeni Türkü’den dinlemek de candır, canandır ama Cem Karaca’dan ötesi yoktur bu şarkı için. 220 km hızla Bursa etrafından İstanbul’a gitmeye çabalıyorduk ortaokul arkadaşımla. O günlerin üzerinden 1 sene geçti neredeyse. Şimdi, ne bir eski dost, ne bir heves kaldı İstanbul için. Ama bir yerlerden yaşama tutunmak gerekli. Ben 2. yazım için geliyordum stajla geçecek olan. Zor bir yaz bekliyordu beni. Portfolio ile staj benim haftada 6 günümü yiyordu. Yesindi, bedel ödüyordum neticesinde, daha iyi bir gelecek amacıyla. Üzülecek, yalnız hissedecek zamanım bile yoktu. Arkadaşımsa uzatmaları okuyordu artık. Yaz okulunda tabi. Bazen Kadıköy’den Beşiktaş’a geçerken, bazen de sadece eve dönerken, köprü üzerinde olmak şartıyla dinledim, dinledik. Takip edelim. Geri gelebiliriz, artık deplasman öncesindeyiz. Evimizden çıkıyoruz. Başkalarının evinde, başkalarından kötü koşullarda ekmek derdine düşüyoruz. Sığınacağımız bir yuvamız olmayacak orada. Muhtem...

17 Mayıs / yanıyor tüm gençliğim

Benim için 17 mayıs bir milat olacak. Belki de olmayacak, ama yine de o güne 25 dakika kala öyle hissediyorum ben. Yoğun, yorucu ve yer yer acı verecek olacak bu. Sabahın erken saatlerinde başlayacak maceramı ne zaman, ne ruh hali içerisinde bitiririm bilemiyorum. Meşhur sakinliğime güveniyorum. Hiç kolay değil mesela bunca yıl sonra ortaya çıkan insanları tanımak. Ve işin acayip kısmı çok yakınlarım bunlar benim. Ben bedel ödedim. Bana ait olmayan bedelleri ödedim. Herkesin acısı kendine, benden daha kötü durumda olanlar var, farkında olamayacak kadar kör değilim. Yine de işte farklı. Bana kalırsa karakterimin bir kısmının yaratıcı kimseler. Yine de tek birini beklerdim. Işte o zamanı merak ediyorum. Denge kurmak istemiyorum. Kendi tarafımdayım. Kendi haklarım var, almak istediğim. Boşluklar dolmuyor. Dolmayacak da. Ben yine de insanlara karşı dolmuş gibi davranacağım. Rol yapmaktan başka çarem yok. Umrumda değil insanların neyi bilip bilmediği. Bir yara var ki kanıyor. Her yerinden a...

İçimde Ölen Biri

Sen bunu yine okuyacaksın. Ben de bu yazımı senden kaçıramayacağım yine. Her yerden te ne zaman takip etmeseydin beni, zamanında bıraksaydım peşimi, ben de belki rahat nefes alırdım. Alamıyorum vbak görüyor musun? Öyle susuyoruz karşılıklı. Daha doğrusu ben susuyorum. Bunca yıllık tecrübem, bana bir kadın karşısında her zaman susmam gerektiğini söylüyor. Altında kalacağımdan değil. Tanıyorsun beni, herhangi bir lafın altında kalma ihtimalim düşük. Ya saygı duyuyorumdur, ya olay çıkması işime gelmiyordur ya da karşımda bir kadın vardır, biri bikbik ederken susuyorsa. Her neyse, yerin dibine sokmak değil derdim tabi ki. Her zaman yaptığım gibi değil mi? içinden git diyorken, ağzından çıkamıyorsa… ve bunu bana söyleyecek cesaretin de yoksa aksine… ve tüm bunlara rağmen ben susarken, yine haksız duruma düşüyorsam ben… ben hiçbir şey anlamamışım bu iletişimden. Sen de bir şey anlamamışsın. Senin için başkalarının ceset torbasıyken, sen bundan biraz daha önemli bir şeydin benim için. Kocaman...

13. mayıs

13 Mayıs 2011, son haftadan iki hafta öncesinin bittiğini gösteriyor. Sonrası finaller, derslere vedalar şeklinde olacak. Sonra kep atılacak haziran sonunda. Sonrasında belki balo. Ama baloya niyetim yok. Balo adamı değilim ben sonuçta. Bir ihtimal Aydın Doğan Genç İletişimciler’e birden fazla proje yollanacak. Ben onun tadını biliyorum, daha önce de yollamıştım. Sonra ses seda çıkmamıştı. Ama neticede o dönem çok yakın olan arkadaşların, birbiriyle nasıl çatıştığını gördüm. Şimdi belki daha az duygusal insanla çalışacağım için, ‘eh katlanırım’ diyebiliyorum. Hayat her şeyi gösterecek. Mezun olmanın en kötü yanı, öğrencilik hayatında yaptığın/ yapamadığın hiçbir şeyin telafisi yok. Bunu kabul ediyorum. Bir şekilde kazasız belasız bitiyor okul. Bugünden bakınca geçmişe, 2006 yılının eylül ayına, az korku yaşamamışım okula girerken. Liseden çıkar çıkmaz, 59 puanla kalındığını görmek büyük travma yaşatıyor. Bir de tabi, İngilizce eğitim hadisesi var. ne korkardık o zamanlar ama. Sonra bir...

aradığın

aradığın şeyi, kişiyi burada bulamayabilirsin artık. yok olduğu zaman mutlu olacaksan burada işin ne? eğer olmayacaksan veda için gör bence.

sonun sonu

Elimden geldiğince kendimi ifade edebildiğimi sanmıştım ben bunca zamanda. Sadece blog için geçerli değil bu. 4 yıldır bir okulda okuyorum. Sevmediğim insanlar da ders verdi bana, ders veremeyecek kapasitede olduğuna inanmadıklarım... Ama sevdiğim insanlar da oldu. Derslerine girmekten zevk aldığım, akademik/sektörel vs tecrübelerini sevdiğim. Ne kadar kanırtsalar da, susup daha iyisi için kendimi motive ettiğim kimselerden ders aldım. O yüzden, geçen dönemki role playing hadisesinde sıkıntı yaratmadım. Daha iyisi için kendimi motive ettim, güzel olduğunu sandığım bir Suplay işi yarattık. Bunu yaratırken haddinden fazla gerildik zaman zaman. Bütün bir projeyi silip attık yer yer. Herkes Üsküdar'ı geçerken, biz emekliyorduk. Sonra 12 ocakta sunduk ve bitti. Ben öyle sanıyordum. Kendimi ifade edememişim. akşam hiç anlamadığım bir sınav var, bu mevzu da binince üstüne ne uyumak, ne çalışmak mümkün. İşin kötüsü ben cuma günü nasıl giderim okula onu düşünüyorum. Kendimi ifade edemiyorsa...