sepyayı şuraya çekelim

her zaman bu böyle miydi emin değilim ama bir sürü bileşen sonunda, ben 25 yaşındayken iyi kötü okumuş kadın kökenli bireyler bir anda "haminne" diye tabir edilen davranışlar sergilemeye başladılar. mesela... 25 yaşındayken hayata geç kaldıklarına inanmaya başladılar, veya 25 yaşındayken her şey "esmeye" başladı ve üstlerine birer hırka alma ihtiyacı duydular ağustos ayının 15'inde. ve bu yaygın bir iklim paterni olmadı en azından şu ana dek. Ayrıca 25 yaşında olmanın, "günümüzün yaygın sosyal davranışlarından" olan ev ziyaretlerine katılmayı, çay içmeyi ve hatta yeni evli ziyaretlerine —EĞER HENÜZ KÜTÜĞÜ TAŞINMADIYSA— partnerle gitmeyi gerektirdiğine dair bir inanç da geliştirdiler. Hayatlarını seksenler setinde gibi yaşayan, mutlu olmamak için hissettiklerini değil gördüklerini yaşayan sepya filtre loverlar tam da ben 25 yaşındayken fabrikadan sürüldü ve acayip tuttular talihsiz bir şekilde. Yani bir önceki jenerasyonun "gözüm yeni açılıyor ama aklımın kestiğini deneyimleyeyim" olayı burada tamamen yukarıda saydığım hale geldi. Ben de biraz önyargılıyımdır, hissiyat insanıyımdır, herkesle empati kuramam çünkü hissiyatım her daim gerçek duygular üzerinedir ve 25 yaşında, henüz yeni mezun ve kendisini bu ülkenin parlak yüzü olarak betimleyen bir sürü kişinin kötü oyunculuğuna pek de tahammül edemedim. zaten değişen, gelişen ve boyalarının döküleceği günü beklediğim olaylarda da susmam hayati bir ihtiyaç değilse kendimi durdurmak için efor sarfetmemeyi tercih ediyorum. "yabay" mutsuzluklar, hisler, eylemler vesaireler ve belki ben bile abartı geliyorum kendime. ama burada bunu anlatmaya gelmedim sonuçta bunu okuyacak şahıs kim ki özeleştirimi buraya vereyim? örgüt müyüz ayrıca illegal sol falan? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gidiyorum

Dönecek ev bulamıyorum

Hapşırıklar ve hoşçakal