Kayıtlar

ve mart

bitmedi. ama bitirdi. çok kez. sonra ben yeniden doğdum. her birinde sevdiğimin izini taşıyarak. ama kalbimin, ciğerlerimin söküldüğünü hissettirdi. sonra geri verse de değişmez bir şey. yani sonuçta dal rüzgarı... rüzgar dalı.. eeh!

ağıt?

özlediğim çok dostum var. hepsi kendi gitti bana kalırsa ama. onlar içinse ben gittim. dehşet için hatırlıyorum hepsini. önceki hemen her bir yılımı. uzaktaki adam oldum hep. bir daha sağlıklı iletişim kuramam hiç kimseyle. uyuma zamanı

Durum Kültürü ve Kurum Raporu

hiç şair olacağımı düşünmedim. şiir yazacağımı da düşünmedim. hele kitap çıkaracağımı falan hiç... ondan dolayı da bunların hiçbirine bulaşmadım. ama art arda cümleler yazdım ben. onlar bi kombinasyon yapmışlar. öyle olmuş. kombinasyon? kombinezon? hmm..

Hasret

uyku girmedi gözüme yine dün gece seni düşündüm ay ışığı sardı kenti bütün gece üşüdüm seni düşündüm al götür beni sar ısıt beni yağmurunda ıslandığımız yollarında yürüdüğümüz ılık rüzgarları deniz kokan kente ben burada sen orada hasret bitmez büyür sevda İzmir'e de, sevgiliye de...

Kar ya da Kaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarrrrr

Evin dışında var bundan şu anda. Siz bıkmış olabilirsiniz ama bilmeniz gereken bir şey var ki; güneyde kar denen zımbırtıdan yok. Ondan dolayı mesela hayatının belirli bir yaşına gelmiş, kemale ermiş olanlar var ki hala kar görmemişlerdir. Ben de çok istemiştim. Dillere destan kara yetişememe durumlarım oldu bundan önce. Mesela İstanbul'a İstanbul'da son günümdeyim. Avrupa'dan Anadolu'ya geçtim. Bir haber geldi, kar başlamış batıda. 'Neyse' dedim, evden çıkarken terminale doğru gitmek için Anadolu'da başlamış kar haberi geldi. 'Ya sabır' çektim. En nihayetinde terminaldeyken kar evin oluduğu yere yağmıştı. Tabii ki feribottayken de İstanbul kara teslim olmuştu. Bu hadise olalı 3 sene oluyor. 7 ay önce geldiğim zaman kar sordum herkese, 'yeaaani' dediler. Bir de mantıklı açıklama yaptılar vay efendim sera etkisiymiş falan filan. Olm bir aydır ne biçim yağıyor lan bu? Aklı almaz insanın. Ben çok istedim oldu. Vallahi oldu lan?!

27 Ocak- 1 Şubat

Anlatanlar hep derdi ki; dışarısı bembeyazdı ve biz içeride çay içiyorduk. Bunu İzmir'de büyüyen birine ne zaman anlatsalar, anlamsız gelirdi. Yani işte yazıya dökünce -saymadım ama- herhalde bir 30 vuruşa denk gelen, tamamı boşluktan ibaret bir cümle. 24 yaşında ben bunu yaşadım. Her yerde, her an bu bir haftaya yakın süre boyunca. Kar topu da attım, kar da kaymasın insanlar diye onları da tuttum. Merdivenlerden çıkarken düşe de yazdım. Sonra yarım gün izin almaları da yaşadım. Önceki haftalarda da yine bir karlı günde İstanbul trafiğinde hızlı düşünüp, seri bir şeyler yaparak eve varmayı da başardım. Oldu da oldu yani işte. Gerçi bu sadece daha başlangıç. Ama en eğlencelisi neredeyse bütün ofisin gözü önünde karlarla oynamamdı. Neyse ki aklımın hala yerinde olduğunu bilen başka İzmirliler de vardı. Hala günlük hayata adapteyim yani. İyi zamanlar geçirdik yani. Zeytinyağımız bile dondu daha ne?

Ocak Sonu, Kar ve Hoşçakal

Hepsinin kesiştiği gündü bugün. Sessiz, sakin bir şekilde birden fazla insanın sanırım son günüydü. İyi-kötü, ama yine de kar girince devreye daha üzücü oluyor. Hayat kapitalist olduğundan daha bunlardan çok göreceğiz. Hiç bir büyü başka zamanlarda aynı etkiyi göstermez. Onun için erkenden yok etmek lazım iyi anıları. Yeni bir hayat bekliyor.