Kayıtlar

Özbek

1991 yazında bizimkilerin, "çocuklar bahçe içinde büyüsün, şehre(İzmir) bağlı kalmasınlar" fikrinden yola çıkarak buraya taşınmışlığımız var. Yaş 3 henüz. Hayal meyal ilk 2 gidişi hatırlıyorum. Biri evi görmek için gidiş. Diğeri de ne sikime gittiysem ev temizliğine giriş. Tabi yıl itibariyle tüm aile bireylerinde inanılmaz bir temizlik kudreti var. Bir nesil Pınar'la büyürken, çok küçük bir kitlesi de Özbek'le büyüdü adeta. Mesela ben konuşmayı falan orada öğrendim. Alabildiğine, yerli yersiz pek çok bahçıvan gelirdi... Ve ebeveynlerim için ne şans ki, biricik evlatları ilk "domates" ve "patlıcan" kelimelerini telaffuz ederek büyüdü. 90'larda genelde orta direk aileler bulunurdu. Ve özal döneminin %100'e varan zamları ile geçici ekonomik refahları sebebiyle pek çok çocuk dolaşırdı Özbek'in Akkum beldesinde. Elini kolunu sallayan hemen herkesin bir çocuğa çarpıp ağlatacağını düşündüğümüz zaman, o kalabalığın ne denli büyük olduğunu ta...

Herkese Anlatmaktan Zevk Aldığım Tek Hikayemsin

Bundan 5 sene önce 5 kişi, şimdi 5 ayrı kişi ama sonunda 5 farklı, ayrı mutlu kişi var. Ve sen anlatmaktan hiç susmayacağım en güzel hikayemsin... “Japonlar yapıyor yaa” dediğimsin. İzmir ev gibi, mahalle gibi bir şey… Eskisi gibi olmayacak, çünkü biz çok büyüdük. Hepimiz artık misafiriz bu şehirde. Ama iyi ki olmuş bunların hepsi.

Üşenme

Eğer üşengeçliği hakkında ciddi olsaydı hiç doğmayabilirdi. Böylece -muhtemelen her canlı gibi- kendisinden birkaç yaş küçük kardeşi ile aynı anda doğabilirdi. Heyhat, absürt komedi tadında bir senaryonun içinde bulunmadığımız için- maalesef- kendisi de yaklaşık 9 ay 10 gün sonunda ilke nefesini almıştı. 9 ay kısmından emin olmakla beraber, açıkçası 10 günlük süreçten şüphem var. Tüm o 10 günü tadını çıkara çıkara da yaşamış olabilir. Ama onu tanıdığım andan itibaren benim düşüncem 10 günden fazlasını, dolu dolu annesinin karnında geçirdiğine yönelikti. Neyse ki, bu kritik bilgiyi öğrenecek kadar hiç yakın olmamıştık. Sadece birkaç kez metrobüse binmişliğimiz ve onda da damarlarında akan, aslında bana kalırsa plazma haline gelmiş ağır kandan ötürü ayakta kalmışlığımız var. Hatta nasıl desem, açıkçası o kadar yavaştı ki, aynı anda adım attığımızda bile aramıza birkaç kişi girerdi. Dediğim gibi, bence yine de üşengeçliği konusunda tüm dünyayı kandırabilecek kadar sağlam rol kestiğinde...

ve mart

bitmedi. ama bitirdi. çok kez. sonra ben yeniden doğdum. her birinde sevdiğimin izini taşıyarak. ama kalbimin, ciğerlerimin söküldüğünü hissettirdi. sonra geri verse de değişmez bir şey. yani sonuçta dal rüzgarı... rüzgar dalı.. eeh!

ağıt?

özlediğim çok dostum var. hepsi kendi gitti bana kalırsa ama. onlar içinse ben gittim. dehşet için hatırlıyorum hepsini. önceki hemen her bir yılımı. uzaktaki adam oldum hep. bir daha sağlıklı iletişim kuramam hiç kimseyle. uyuma zamanı

Durum Kültürü ve Kurum Raporu

hiç şair olacağımı düşünmedim. şiir yazacağımı da düşünmedim. hele kitap çıkaracağımı falan hiç... ondan dolayı da bunların hiçbirine bulaşmadım. ama art arda cümleler yazdım ben. onlar bi kombinasyon yapmışlar. öyle olmuş. kombinasyon? kombinezon? hmm..

Hasret

uyku girmedi gözüme yine dün gece seni düşündüm ay ışığı sardı kenti bütün gece üşüdüm seni düşündüm al götür beni sar ısıt beni yağmurunda ıslandığımız yollarında yürüdüğümüz ılık rüzgarları deniz kokan kente ben burada sen orada hasret bitmez büyür sevda İzmir'e de, sevgiliye de...