Kayıtlar

Kafamı hissetmiyorum

“cennetten arsa aldım, yirmi yedimde kafama sıktım.” Geçen ay geldiği zaman Göksel İstanbul’a, abi demiştim, benim bir şansım var, hayat belki çekirdek ailemi aldı ama ananemle dedemi bana bıraktı demiştim. Bazı saadetlerim çok kısa sürüyor maalesef. Bizimkilerin aile olma süreci de doğumdan üç ay sonra sona ermişti. Sonra çekirdek aile olmadı, olamadı işte. Ama şans skalamın kontrasında ne vardı biliyor musunuz çocuklar? O güzel Özbek yazları vardı. Annem uzun süreli toplantıya gittiği zamanlar ananemle uyumak vardı. Annem işteyken dedem tarafından lunaparka götürülmek vardı. Balçova’da Kipa var, eskiden orası öyle güzel, sakin bir lunaparktı. Sonra Tansaş oldu, sonra pek çok şey oldu.  Diyorum ki bazı saadetleri o kadar hızlı kaybediyorum ki, “ha, ne?” diyemeden basılıp gidiliyor. Geriye kalmaktansa hiç olarak kalmayı belki, bir nebze daha çok istiyorum.  Biz öyle hiç ayrı kalmadık. Annem çalışıyordu, ben anaokuluna gidiyordum, sabah dedem giydiriyordu, ak...

And olsun...

Resim

baylambos

eğer mc beni bu gece bırakırken Bailamos çalmasaydı capital radyoda, ben şu anda uyumuş olacaktım. çok değil aslında yarım saat önceden bahsediyorum. Yine de arşivler açıldı, yaz ve kış olmak üzere çıkışımı ve inişimi bir kez daha test etme imkanı buldum. sonra yıllar ama öyle değil, ışık yılları sonra Sabiha teyzeyi gördüğümde eski keyfini bulamadım. Olsundu, döndü kardeşine 'bunlar bizim ufaklıklardı' dedi. ben de 'madem öyle' dedim, 'madem bailamos da çalmış, ne işimiz var 2014te' dedim. sahi ne işimiz vardı? bu mail lumia 625te yazılmıştır. Yazım hataları barındırabilir... 2002 yazında tüm kaybettiklerimize ve diğerlerine...

daha bir şey yapmadık

Elimde iki Toblerone var. Sen de zaten sevmiyorsun. Benim de karnım şişti yemek sonrası. Aslında kafa dinlemek de mümkün. Yani biliyorsun tek başına olmayı seviyorum. Yine de zaten yarısında yalnız kalacaktım. Ama bu sefer işler daha değişik. İyilerin dostu, kötülerin düşmanı Teoman ve pek çok başka birileri bir başka birilerine “ ne zaman düşünsem seni yaprak gibi titriyor kalbim ” demiştir. Şut çekmezsek gol atamayız. Arayıp, bakmazsak bulamayız. Bir küçücük kelebek, ince suratlı melek buralara konmazsa, hayat sıkıcı olur. 

İyi mi?

Şef, bundan bir sene önce “ah biz kadınlar, yaparız ve karşımızdakinin bunun yasını tutmasını bekleriz” demişti.  İster inanın, ister inanmayın (bana hep küçük gelse de) o zaman 19 yaşında olan Şef’in öngörüleri pek çok şeyden daha kuvvetli. Pek çok kadının zinhar kabul edemeyeceği ilgi hastalığının sonucu veya başı, ya da neresi olursa olsun bir yeri bu cümlenin içinde gizli.  Tüm bunların üzerinden bir sene geçti. 365 gün diye andığımız zaman daha uzun gibi görünüyor değil mi? Kendimizi kandırmayalım bence. Çünkü ortada bir geyik de yok. Geçen sene ne olmuş sorusuna cevap aradığım zaman durum bundan daha trajik, ama konuları ele alışım daha fantastikmiş. Yani bazı şeyler bir yerden sonra sen oluyor-muş. Bunu nasıl mı anlıyoruz? Bir insanı tanımak için bir kez bir olayı yaşamak yeter. Mesela tamamen alakasız bir örnek üzerinden gidelim, bir insan kedi seviyorsa, her gün “kedi sever misin?” diye sormanın mantığı yoktur. IQ skalasında Avrupa’nın diplerinde halay çe...

Gemiler alev alev

Bir de şu var; Tek bir hayat var. Kıskançlığa, tahammülsüzlüğe, düşmanlığa, asık surata, kine vs. zaman ayıracak değiliz. İkincisinde de şu var; tarık bin ziyad adını asla unutmamalıyız. Hain emeviler’e ait tek değerli olan. Gemiler buraya gelmeyecek. Gemileri yakacağız. Geri dönmek alternatifimiz olmasın diye.

Olacak, olacak

FM serisinde esas olan dengedir. Çünkü dengesini bozduğun şampiyonu, bir daha şampiyon yapamazsın. Ama dengesini sağladığın kadroyu potansiyelinin zirvesine çıkarabilirsin. Çünkü hayat da böyledir. Dengeyi sağlamazsan şampiyon kadroyu orta sıralara mahkum oynatırsın. Baktığımız zaman hayatın böyle olduğunu anlamak zor değil zaten. Onun için çok sıkı fıkı ilişkiler yumağı her daim erken final yapar. Ben de şu anda yeni sezonun ilk bölümünü yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Sanki haziran sonunda ara vermişiz de, ağustosta başlamışız gibi. Tabi bu konuda öğrenciyken daha fazla imkanımız vardı. Hepimizin daha fazla imkanı vardı. Haziranda sezona ara verirdin, eylüle kadar bol bol vaktin vardı. Şimdi öyle değil. Geri gelmemiz gerekiyor. Biz de uyuyoruz, geri geliyoruz. Genelde akışına bırakılmalı hayat. Rezervlerimizi tutup, sağa sola müdahale etmeden yürümek gerekiyor. Gel gelelim bazı olağanüstü durumlarda müdahale de kaçınılmaz oluyor. Yeni dünya düzeni vardır ya, mikro ba...