Her şeyi yaşanırken yazmam gerekiyor. Aksi halde konunun özünü çok kaçırabilmeye müsait bir ruh haline geliyorum. Bu benim ne büyük şansım ki yaslarımı “carpe diem” mottosuyla kısa sürede çürütüp yeni hayatlara başlayabiliyorum. Bu akşam Göks ile çıktık dışarı. Belki biraz maç izleriz, Alsancak’a birkaç ay sonra dönmek üzere veda ederim diye düşünüyorduk. Hedefe ulaşmadık değil ama bilemiyorum neden kaynaklıdır, son derece makul, insani bir alkol alımı sürecinde “şu şarkı da iyiydi”, “a bak bu da vardı” diye diye Natacha Atlas-Gafsa’ya kadar geldik. Keyifli başlayan bir gecenin bir anda Gafsa’ya bağlanması çok dramatik. Gafsa’yı bilmeyenlerin Bin-jip’i (Boş ev) izlemesi gerekiyor. Üstelik sadece izlemesi de değil, hayatlarının çok umutsuz dönemlerinde izlemeleri gerekiyor. Yani sadece boş zaman da yetmez. Bir sürü parametrenin bir araya gelmesi gerekiyor. Ki ben bunu izlediğim zaman takvimlerde aylar ocak ya da bilemedin şubat ayı gösteriyordu. Yine aynı takvimle...