Kayıtlar

Yaz her zaman biter

... Ve sonra Eylül gelir.  Bundan önceki son 2 yaz pek bir efsane geçmişti sosyalleşme açısından. Her biri diğerine göre farklı avantajlara sahip olsa da kıyasını yapacak kadar detaylı bakılmadığında "neredeyse" başa baş iki yaz yaşandı. Ama bu yazının konusu o iki yaz değil.  Bu yazının konusu 3 ayda değil de 92 günde biten 2017 yazı. Aynı anlama gelen kavramların bireyde oluşturduğu farklı algılar hepimizin malumu. 3 ay ne kadar uzak geliyorsa, gün hesabı da bir o kadar az geliyor ve bu yazının konusu olan yaz gerçekten muazzam hızlı geçti ve gitti. Üstelik her 30 günde bir rutinine bile bağladık bu noktada; her biri tatil demekti. Ve kabul edelim 13 haftanın 3 haftası en azından, tatille geçince insan daha bir sevimli hissediyor kendini.  ----- Düşündüm, yazacak bir şey bulamadım. Gerçekten olmadı, 10 günlük aşırı doz yoğun bir tatiller birleşiminin son günü yarın. Herkes gitmesi gereken yere gitti. Burada size iki gece öncenin değerli 40 dakikasından ba...

Haziran şampiyon

Ben iki pazartesidir, modern alışkanlıklara nazire yaparcasına adım adım daha rüya gibi günlere uyanıyorum. Bir insanın en sevdiği gün pazartesi; en sevdiği zaman dilimi pazartesi sabahı olmamalı. Ama oluyor. Olunca da mutluluğa "yok sen şimdi git, sonra gel" diyemiyorsun. Tekrar çiçek dikme zamanı. Öyle değil mi?

Haziran da olur...

Öncelikle konu bu.  Mayıs başı demişim, Haziran başı olsun. Geç olsun, güç olmasın. Velev ki sonuncu olarak başarmışız. Ne farkeder başardıktan sonra? *** 14 yıldır, yaz-kış, ilkbahar- sonbahar, hiç sektirmeden "DÖNECEĞİZ" diyoruz. 4 HAZİRAN GECESİ GERİ GELECEĞİZ. *** Pazar gecesi İzmir'de, Güzelyalı sahilinde çok mutlu olacağız. *** İNANMAYAN TARAFTAR SİKTİRSİN GİTSİN. #Göztepe #BizKazanacağız Gücümüz Dünyayı Sarsacak

Döngü yeni başlangıçları engelliyor

Bu sefer ben iyiydim. Doğru olan her şeyi yaptım. Bir kimyada olması gereken hemen her noktada mümkün olacak her şeye yetişmeye çalıştım. Hayat devam ediyor, giden zamanın telafisi olmaz.

İstanbul'da sonbaar

Her kışın bir hikayesi var benim için. Dolayısıyla bir takım kış anılarını daha kolay kodlayabiliyorum hafızama. Örneğin bu kışın hikayesi ya da hatırlama fetişi yatağımın ayak ucuna çektiğim koltuk olacak. Bunu hissediyorum, daha fazla kitap ve CM demek oluyor bu. Hayatın bazen kendisini tekrarladığını itiraf etmem gerekiyor. 3 sene önce de buna benzer bir döngüyü yaşıyordum; South Park (tik), Douglas Adams eserleri –Otostopçu’nun Galaksi Rehberi vs Dirk Gently- ve en nihayetinde odaya sığınıp CM3 oynamak… garip bir döngü. Ama asıl anlatmak istediklerim elbette bunlar değil; asıl anlatmak istediğim şey İstanbul’da Sonbahar. İşbu albümün çıktığı dönem ve hislerimi anlatmak istiyorum. Bunu bana zorlayan ben değilim, Teoman konserleri dinleyen sosyal çevrem. Tabi ekseriyetle kendi hayatı m hariç her şeyden konuşan biri olarak, Teoman’ın küçük kavuniçi bir balık olduğunu iddia ettiği şarkıyı da içeren albümle olan anılarımı gerçekten ama gerçekten zorlanarak da olsa yazmayı deney...

Oğul

Umarım anlatırım. Bunun için tek cümle yeter ya da ben bunu tek cümlede anlatacağım. Bu dünya üzerinde diğerleriyle farkı kapatabilmek, o hazzı bir gece/sabah yaşayabilmek için tekrar anlaşmaya hazırım... Ama geçmiş değişmiyor biliyorum. Ve gelecek de umut vaadetmiyor. *** anne ben geldim, üstüm başım uzak yolların tozlarıyla perişan çoktan paralandı ördüğün kazak üzerinde yeşil nakışlar olan anne ben geldim, yoruldum artık her yolağzında kendime rastlamaktan hep acılı, sarhoş ve sarsak şiirler çırpıştıran bi adam kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi ayrık otları, dikenler bürümüş kapıdaki çıngırak kararmış nemden atnalı ve sarmısak duruyor ama oğlum, mektup yaz diyen sesin hala kulaklarımda anne ben geldim, ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım dizlerin duruyor mu başımı koyacak? anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.

Her şeyin birbiriyle ilişkili olması

Bundan etkilenmemek mümkün değil belki ama at, İskoçyalı, yol... Bu kadar tesadüf olamaz herhalde. Çok bağlanıyor her şey birbirine. Ve tabi uzun yazmak isterdim ama heyhay.