Kayıtlar

Günler dışarıda geçiyor

İçeride geçen hiçbir şey yok. Ya da ben böyle hissediyorum. Dün bizim malum kına fotoğrafımızın birinci yılıydı. O kadar geçmiyor ki, bunu unuttum. Geçen sene bu akşam, Penny Dreadful izlemeden önce sana yazdığımı, seni korumakla mükellef olmadığımı ancak üzülmeni istemediğimi söylemiştim. Haddimi aştığımı düşündüğüm için de özürlerimi belirtmiştim. Geçen sene dün gece, "alt tarafı Hollanda'ya gidicem" diyerek sana o gecenin de tansiyonu sonucunda sarılma konusunda çekinceli davranmıştım. Geçen sene dün gece Özlem bende kalmıştı, ben ona ne anlatacağımı bilmiyordum. Sonra, sizle yolları ayırdıktan sonra bıraktığımız yerde birer bira daha içerken sustum, susturdum. Uzun zamandır dinlememiştim, iyi de olmuştu susturduğum. Üstelik seni itelediğim bir gece sonunda bunun olması... Pricess ... Aklıma gelen şeyleri biraz daha sonra kendim için manipüle etmiş olabilirim. Dolayısıyla gerçek bir kaynak için Özlem'e danışmam gerekiyor. Buna rağmen ne hissettiğimi hatırlı...

Daha büyük kaygılar

O kadar yoğun ki yaşadığım endişe, Zarmay ile konuşmam gerekiyor. Umarım iyi olacak her şey. Bu mikro ölçekte öleceğini bilerek yaşamayı kabul etmek gibi. Ya da yine mikro ölçekte bu korkuyla yaşamak gibi. Tabii bazı şeyler sürecek ama nüks ya da başka tatsızlık beklemiyorum. Bunu çekmek de istemiyorum. İyi olacak... olacak... Doğu turuna gitmeden, tüm to do listimizi ve her bir faaliyetten sonra aklımıza gelen yeni planları da gerçekleştirmeden hiçbir şey bitmeyecek.

Çiçek kız

Resim
Bu salonda bir gece -o gece gelecek- yapacağımız kutlama yemeklerinden birinde ve alkol duvarlarından birini okşarken aniden yerimden kalkıp yanına gelerek sana reverans yapacağım, sonra seni ayağa kaldıracağım. Sen o çakırkeyf halinle iri gözlerini açıp, muhtemelen yaptığım hiçbir şeyden anlam çıkaramayıp bana bakacaksın. Seni ayağa kaldıracağım. Elimle incecik belini kavrayacağım. Gözlerine bakıp senden kendini bırakmanı isteyeceğim. Ve dans...

Boşlukta yüzen

Birkaç saat önce, tüm son dönemlerin en zor saatlerini yaşadım. Etkileri hala devam ediyor. Ama azaldı. Sabahı görsem yeter... En büyük arzum sağlıksız şeyler yemek. İkinci gecem bu alkol aldığımı görüp, +, -3 gün yasağında değilimdir inşallah dediğim. Yarından şüphe ediyorum. Tüm bunlar bugüne ait hisler. Bitecek, ama "an"dan uzaklaşamıyorum.

...Ve korkular

3. seans, 1.5. kür sona erdi iki gün önce. Oldukça yorucu geçti, yoruculuğu ilaçlardan ziyade günün sikik aurasıyla alakalıydı sanırım. Ya da ben öyle umarak sonraki 9 seansı katletmemek istiyorum. İkisi de var, ikisi de normal. Minör dozlarda geçirdiğim ilk mide bulantılarıma bu öğleden sonra itibariyle müdahale ederek hayatımı kolaylaştırdım. Şimdi çok güzel hissediyorum kendimi. Şimdi bir tepenin zirvesine çıkmak üzereyim. Her şey yolunda olursa, o tepeden sonra bazı şeyler standartlaşacak benim adıma. Yani, bir tarihim var, 1 gün 3 gün 5 gün gecikme farketmez. Ben o tarihte kendime geleceğim. Doktorum biraz yorgun gördü beni ama zaten yorgundum da zira ilaç günleri biraz gergin geçiyor; sabah 5'te kalk, 7.20 vapuruna koş, 8'de hastanede ol. Sonra içeri gir, kanlar testler falanlar filanlar... Bazen 10.30 bazen 12.00 gibi ilaca başla... O 1.5 saatlik belirsizlik de ayrı eziyet. Sonra ilaç pat pat gitmiyor zaten damara, illa ben hareket ediyorum. Geçen sonuncusunda kesin ...

Bağlı bulunduğum sene

Bu tür şeyler batı medeniyetinden çıkmayacağına göre, orijinin bilemediğim bir doğu inancına göre bireyin kaderi her 7 senede bir update alır, önceki 7 yılın bugları giderilir -veya giderilmez- taptaze bir yeni dönem kişiye teslim edilir. Taa ki bir "şimden geri" 7 yıl sonraya kadar. 7 rakamını da bu kadar çok kullandığımıza göre, eh biz de Susam Sokağı'nda kendimize iş bakabiliriz. En nihayetinde formata hakimiz, ama Kermit'i sevmiyorum. Beni bir araya getirmeyin o suratsızla. Kermit'i sevmemek bir yana korkardım da. Lügatımda o yaşlarda olsaydı, "amına koduğumun kurbağası" olarak kendisini spesifikleştirirdim. O gün yapmıyorum ama bugün yapıyorum. Çünkü yapabiliyorum. Ve beni bunu yapmaktan ne alıkoyabilir ki?! Bağlı bulunduğum sene derken sanki o seneye aşırı bir bağlanmışlık duygusu geliştirmişim gibi bir algı oluşabilir. Böyle düşünenler kısmen haklı da olabilirler. Peki tüm bu düşünceler nereden çıktı? Çünkü asıl saçmalık burada başlıyor. Annem g...

14 günün 13'ü benim ama biri değil

Herkesin derdi kendine işte. Az önce telefonun mavi ledi yandığı zaman mutlu olmuştum; notebooktan uzun zaman sonra kendi mailime girdiğim için gelen Google bildirimiymiş. Tabii ki başka bir bildirim olamazdı, çünkü o mavi ledin harekete geçmesi için kronolojik olarak gereken son eylem benim mailime girmem olmuştu. Yoksa kim arkadaşlarıyla, kim eve gelmiş, kim varmış-yokmuş bunlar önemli değil. Naaber? Umarım siz de iyisinizdir. Ben de iyi olacağım. Hoşkalın...