Kayıtlar

Yaz 22

"Motivasyon kaybolduğunda disiplin hayatta tutar" Böyle bir yaz geçti. Hiç hayal edilmeyen.  https://open.spotify.com/track/1XNI1U7ozbAvTQxG8jCng2?si=NTqCYPLMQ7iwtznFHX6sEA&utm_source=copy-link

high hopes balonları

eski daha güzeldi.  son zamanlardaki gerçek bir savaştan yine sağ çıktım.  yerine yenisini koyamadığımız için eskiyi özlüyoruz. 

hoşçakal

 yetişkin bir yaşta bunu söylemek çok kolay değil. neticede bunu söylerken bireylerimden da ha yaşlıyım onlar kabul etsinler.  bir arkadaşım belki sözde bilmiyorum buraya babay dedi, burnu sızladı bunu söylerken.    değerliydi çünkü benim kanserim sonrasıydı ve kanserim sırasında bazı şeyleri çok kolaylamıştı, aradğım şey yükümü taşımayan bir arkadaştı. şurdan şuraya çok kolay  bi o kadar da kolay değil.  bi tane evim daha var o kadar  hoşçakal diyor ferahlı şeb

Kazadan sonra

3-5 ay önce her şeyin daha doğru olacağına inanmıştım. Kaza çok kaba oldu. Şimdi 80s 90s çalan zamanlarda tedavi sonrası rehabilite oluyorum.  Ki 2020li yıllarda aynı saçmalıklara imza atmayayım. 

Ajda Pekkan söylüyor

Hhm bin tane sözüm var ben sanıyorum ki hepsinin sözünü bu ömrümde tutabilirim. Ama öyle davranıyorum. Çünkü öyle davranabiliyorum. Ama eve gelince her şey daha güzelmiş, ben de bu dünyadan değilmişim gibi hissediyorum. Bu kimsenin umurunda değilse de böyle. Başka zaman olsa kimin umrunda derdim ama bugün bana ne diyebiliyorum. Çünkü kime ne?  Bizi güçlükler ayırsa da diyor şarkı azıcık daha ilerleyince benim yolumsa da sana doğru diye devam ediyor.  Yani bu böyle.  Hayat bir an güzel olabilir ama siktir et yani tamam totale bakalım çünkü minnak bir süre sanki başka bir şey süpermiş gibi davranılmış olabilir ama önemli olan an kadar tüm gelecek.  Aksi hakkında konuşmak istersen canım benim sana antep galatasaray maçını antalabilirim mesela 94 95 da sezonuna dair. Ah ben zaten 1 milyon şey anlatabilirim bunu söylemiştim.

blink

Blink blink… blink blink… Önce yere çakılmış, yanmış, sönmüş kontrol etmekten geri kalmıyorum. Sonuncu ziyaretimde duymayı beklediğim her zamanki sessizliğin ardından blink blinkleri duymak şaşırtıcıydı. Çevremi de her zamankinden fazla kontrol ederek ilerledim… ilerledim… sonra “hey makine!” diye çınladım. İlgisini çekmemiş olmalıyım ki bir daha şansımı denedim. Sonunda cesaretimi toplatıp sağlam göründüğünden şüpheli metal aksama şöyle bir tekme savurdum. Blinkler hızlandı… Kapı açıldı, rampa belirdi ve blinkler sustu. Deliren makinelerin korkusuyla yetişmiş insanlarız ve Merkür de geri gidiyordu hesaplamalarıma göre. Sahiden Merkür nerdeydi? Ne kadar da büyük allahın cezasıydı kendisi ve ve ve ne saçmalıyordum hiç farkında mıydım… Köşküme doğru endişeli adımlarla ilerledim. Ekran hareketsizdi. -Makine? +… -Makin? +… -Maki? +MAK -Sen nasıl? Diyaloğun tamamını yazamayacağım ama aramızda kabaca ilk çiğ taneleri ormana düşerken sırtına damlaların vurduğunu ve b...

Some keday problems

Resim
Şimdi ben bin tane badireden sonra bunları yazarken biraz üzülüyorum. Üzülmek şahsi mesele ama ne bileyim keşke böyle hislerle yazmak zorunda olmasaydım.  Şey olayı bu, geçiyor hayat ve ben yaşlanıyorum biz yaşlanıyoruz ve mesela iyi şeyler var, en yakın arkadaşla ptt ligi izlemek mesela. En son 5.5 sene olmuş bunu yapmayalı. O zaman her şey daha stabilmiş ve biri gelip kısır yapiim mi size diye sormuş. Ne iyiymiş. Kimseyi özleyeceğim no never asla ve sarı kedaya nasıl bağlarım bunu o da no never asla. Yere düşen burnumdan da taviz vermeyeceğim bu da evet. Bildiğim bir şey var o da yaşlanıyorum ve güveneceğim bir şeye ihtiyaç var.