Ontolojik Bir Takım Ölümler
“Tutunamayanlar’ın Selim ontolojik bir şeyden ölmüş
diyorlar, bilemem. Bir bilene sormak
lazım”
Perşembe akşamının çok karanlık bir saati değil, etrafta
hala arnavut kaldırımı üzerinde sürülen alışveriş arabası sesleri var. Maalesef
sigara ve alkol yok evde. Dışarı çıkabileceğim bu sürede bitirilmesi gereken
işler var; dışarı çıkmam demek eve bir daha geri dönmeme ihtimalimin olmaması
anlamına geliyor. Gut hastalığından mustarip Ayşe Teyze telefonda yüksek tonda
birilerine emir yağdırırken, azıcık nefes almak için açtığım pencereden bu
berbat sesi duymam tamamen sınır tanımadığım talihsizliğimle alakalı. Nefes
almak da, alamamak da benimle yine konumuzla alakalı ama. Uzun zamandır insan
sesine alışmıştım, insan sevmiştim. Çok sevmiştim. Mutluluğu elinden alınmış
insana üzülebilir insanlık. Üzülmeli de.
Aklımdan geçen tonla güzel şey maalesef sadece metrobüste
yer kapmak için mücadele ederken geliyor. En güzel eserlerimi o anları
durdurarak ortaya koyabilirim. Yanımda defter, kalem olması da kar etmiyor. Con
Ahmet defteri her reklamcı da olmalı. Maalesef ben reklamcılıktan uzak bir
noktadayım. İşler böyle giderse reklam dünyasından ayrı bir şehirde bile
olabilirim. Buna ramak kaldı biliyorum.
İnsan sesleri duyuyorum dışarıda. Gülüşüyorlar hepsi. Bugün
güneş varsa bunun yarını da var bebeğim. İnanmazsan seni buna inandıracak çok
kişi var.
Yorumlar
Yorum Gönder