Dönecek ev bulamıyorum
Bazı beklentilerin vadesi çok uzun sürdü ve evet beklentilerin karşılığını alamadım, alamadık. Oysa dünya gerçeklerin tam tersinin yaşanması gerektiğini haykırıyordu. Olmadı. Bu konu da fazla taze, hassas bir konu haline geldi. Burası bir evse, evden bu şekilde uzaklaşmayı hiç hesaplamazdım. Bu evden bir çıkış yolu hesaplıyordum kendim için elbette. Ama kendi koşullarımla, eksik hiçbir şey bırakmadan, dostane ve evden ayrılır gibi... Umarım bu böyle olur. Çoğunlukla böyle zamanlarda benim fikrim evrenin gerçekliğine hiç uymaz. Oysa böyle zamanlarda evrenciğim de biraz "bu eril kökenli birey ne anlatıyor acaba ya?... Aslında fena da konuşmuyormuş" demeli, diyebilmeli. Yarın bu konuyla ilgili bir update getirmem buraya. Ama canlar sıkkın, kayda geçsin.
Geçen haftalar çok hızlı geçti. Pıtır pıtır her şeyi anlatmak yine yapmayacağım bir şey ama ilerleyelim hızlıca, gecem gündüzüme karıştı bir süre. Belki hala öyle olmalıydı ama bazı motivasyonlar kırıldı. Bir ara konfor alanıma döndüm, soğuktu çok. Sonra birinden gerçekten hoşlandığımı düşüneceğim birkaç gün yaşandı. Hatta duruma benim çocuklar bile şaşırdı, beklediklerinden falan daha hızlı yaşandı her şey. Ama böyle zamanlarda birinden anlıque hoşlanmaktan fazlasına ihtiyacım oluyor; tutar. Tutarsız/kararsız/belirsiz bir kimse olduğunu biliyordum, bunun etkisi de hızlıca gelip geçti. Tutarlılık her şeyin başında değil ama top10'de kesin yer edecek bir özellik. Sonra buraya geri geldim.
a-hastalıque durumları. Bir süre konfor alanında durunca kendime galiba nasıl bakmam gerektiğini unuttum. Çarş perş günleri güçlü kalmayı başaramadım. Uzun zamandır böyle garip halde görmemiştim kendimi. Sonra toparlandım, iyiyim. Böyle zamanların arananı şefkat olur. İnsanlar birbirlerine şefkatle yaklaşmaz. Bazı insanlar bazı insanlara şefkatle yaklaşabilir. Ben kendime şefkatle yaklaştım. Besledim kendimi, erken uyuttum erken uyandırdım. Üşüme geldiği zamanlar için tedbir aldım. Falan filan işte. Böyle zamanlarda kalbi yüklerden daha hızlı kurtulabiliyorum. Bunu 2 sene önce de yapmıştım. Bunu yapabilme becerisi hayatta tutuyor beni. Ateşli geceler de kabusların canlanması için fazla elverişliymiş, bunu hatırladım.
b-ev. Evden kesinlikle taşınmaya ikna oldum. Tüm bu sıkışık zamanlarda biraz daha sıkışayım diye gündemime geldi bu. Ciddi bir konu, ilk depremde bu muhteşem hayatı enkaz altında söndürmemek için yapmam gereken şey bu. Bu vesileyle evimle duygusal bağımı koparmaya başladım. 2012 Ağustosundan beri belli bir miktar anı biriktirdim evde, odada, salonda, arkadaki küçük odada vs. Neredeyse tüm 20'leri buraya yığdıktan sonra çok eminim, eğer mümkünse böyle bir şey ve bu ev de asırlara meydan okumayı başarırsa, öldükten sonra ruhum 20'li yaşlarımdan herhangi bir vizyonumla buralarda oldukça uzun zaman geçirecek. İşte bu güçlü bağ, beklenenin aksine kolay bir arınma gücü veriyor. Dün sanırım, dün de nasıl bir gündü öyle ya, eve veda seremonisi bile düzenledim.Kadköy'e veda etmeyeceğim, sadece yerimi oynatacağım. Umarım canım.
Şu an için bir sürü opsiyonum varmış gibi duruyor, bir sürü konuda. Ancak bir kısmının ucu fazla kapalı. Yolculuk güzeldir, bilirim ama nisbeten en kötü yolu seçeceğimi düşünmek biraz canımı sıkıyor.
Rosy (ben bu kadarını biliyorum kendisi hk, hitabım için kusruma bakmaz umarım) kafeslerden bahsetmiş, az önce okudum. Herkes kendini kafeslerde hissediyor bugünlerde. Merkürün bu konuyla hiç ilgisi yok üstelik. Neyss, bir süredir yazmak istiyordum. Şimdiyeymiş...
Geçen haftalar çok hızlı geçti. Pıtır pıtır her şeyi anlatmak yine yapmayacağım bir şey ama ilerleyelim hızlıca, gecem gündüzüme karıştı bir süre. Belki hala öyle olmalıydı ama bazı motivasyonlar kırıldı. Bir ara konfor alanıma döndüm, soğuktu çok. Sonra birinden gerçekten hoşlandığımı düşüneceğim birkaç gün yaşandı. Hatta duruma benim çocuklar bile şaşırdı, beklediklerinden falan daha hızlı yaşandı her şey. Ama böyle zamanlarda birinden anlıque hoşlanmaktan fazlasına ihtiyacım oluyor; tutar. Tutarsız/kararsız/belirsiz bir kimse olduğunu biliyordum, bunun etkisi de hızlıca gelip geçti. Tutarlılık her şeyin başında değil ama top10'de kesin yer edecek bir özellik. Sonra buraya geri geldim.
a-hastalıque durumları. Bir süre konfor alanında durunca kendime galiba nasıl bakmam gerektiğini unuttum. Çarş perş günleri güçlü kalmayı başaramadım. Uzun zamandır böyle garip halde görmemiştim kendimi. Sonra toparlandım, iyiyim. Böyle zamanların arananı şefkat olur. İnsanlar birbirlerine şefkatle yaklaşmaz. Bazı insanlar bazı insanlara şefkatle yaklaşabilir. Ben kendime şefkatle yaklaştım. Besledim kendimi, erken uyuttum erken uyandırdım. Üşüme geldiği zamanlar için tedbir aldım. Falan filan işte. Böyle zamanlarda kalbi yüklerden daha hızlı kurtulabiliyorum. Bunu 2 sene önce de yapmıştım. Bunu yapabilme becerisi hayatta tutuyor beni. Ateşli geceler de kabusların canlanması için fazla elverişliymiş, bunu hatırladım.
b-ev. Evden kesinlikle taşınmaya ikna oldum. Tüm bu sıkışık zamanlarda biraz daha sıkışayım diye gündemime geldi bu. Ciddi bir konu, ilk depremde bu muhteşem hayatı enkaz altında söndürmemek için yapmam gereken şey bu. Bu vesileyle evimle duygusal bağımı koparmaya başladım. 2012 Ağustosundan beri belli bir miktar anı biriktirdim evde, odada, salonda, arkadaki küçük odada vs. Neredeyse tüm 20'leri buraya yığdıktan sonra çok eminim, eğer mümkünse böyle bir şey ve bu ev de asırlara meydan okumayı başarırsa, öldükten sonra ruhum 20'li yaşlarımdan herhangi bir vizyonumla buralarda oldukça uzun zaman geçirecek. İşte bu güçlü bağ, beklenenin aksine kolay bir arınma gücü veriyor. Dün sanırım, dün de nasıl bir gündü öyle ya, eve veda seremonisi bile düzenledim.Kadköy'e veda etmeyeceğim, sadece yerimi oynatacağım. Umarım canım.
Şu an için bir sürü opsiyonum varmış gibi duruyor, bir sürü konuda. Ancak bir kısmının ucu fazla kapalı. Yolculuk güzeldir, bilirim ama nisbeten en kötü yolu seçeceğimi düşünmek biraz canımı sıkıyor.
Rosy (ben bu kadarını biliyorum kendisi hk, hitabım için kusruma bakmaz umarım) kafeslerden bahsetmiş, az önce okudum. Herkes kendini kafeslerde hissediyor bugünlerde. Merkürün bu konuyla hiç ilgisi yok üstelik. Neyss, bir süredir yazmak istiyordum. Şimdiyeymiş...
herkes kendini kafeslerde hissediyor. ama geçenlerde biri, kafesler kaçabilmek için var dedi. doğru olabilir.
YanıtlaSilbelki de, kafeslerden kaçmayı sevdiği için kafeslere giriyor. uçmanın bir anlamı olmalı. bilemiyor ama öğreniyor.
(rosy kusura bakmıyor. dedesi de bazen ona böyle sesleniyor: "rosiii")
kafeslere düşmek güzel biri, diri tutuyor insanı. ama bi yerde "tamam yeter bu kadar, biraz da konfor alanında duralım" diyelim. demeyelim, olalım hatta. bu aralar konfor alanı eksikliğimi dibine kadar hissediyorum.
Silsessizce sürece dahil olup, konfor eksikliğini güzelleştirmeye çalışmak, yapabildiği tek şey şu sıralar.
YanıtlaSilkonfor alanından uzaklaştıkça gelişiyor ve geriliyoruz. bahar geliyor. güzel şeyler olacaktır. olmalıdır.
*americana exotica buraya da uğramış. nadir bulunan şeylerin farkında olan birileri var demek ki burada.
Bahar geliyor umarım teoman bey'in zamanında yazdığının aksine sardunyaların açtığını görücez ve sevinicez.
SilBuuu pırpır kanatlı antenli uçan kelebek bireylere ben çok gülerim. Böyle bi delişmen halleri var çok hoşuma gidiyorlar 🤭