Kombileri Yakma Enstitüsü
Tüm bu işler ne zaman başladı, ne zaman bitti çok bi’ fikrim
yok. Her şey çok hızlı ilerledi. Ve ben sözümü yine tuttum. Hem de bu kez “the
one” olarak dönme şansım da oldu. Oldu ama, gidenler de oldu. Yine de bunlar
için üzülmeyeceğim. Üzülmek için sebep aramamıza lüzum yok. Aslında üzülmeye de
lüzum yok. Böyle böyle insanlar akli dengelerini yitiriyorlar işte hep. Yani
temelde olması gereken şey üzülmemek olmalı. Tamam, cümle biçimce olumsuz
olmamalı: temelde olması gereken şey üzüntüye karşı direnmek olmalı. Bak, mutlu
olmaktan bahsetmiyorum. O ayrı bir safha, ama mutsuz olmamaya çalışmak da bir
çözüm olabilir.
Her neyse, ilk yağmurlar başladı. Bir süredir havalar soğuk.
Şimdi sen yine bir dağın başındasın minik şeftaliciğim ve ayakların da çok
üşüyordur. Bunu da biliyorum. Çıkık alnınla, saçlarını da geriye falan attıysan
(kıvır) alabildiğine estetik duruyor olabilirsin. Ne yazık, bunları asla
bilemeyeceksin. Bilmemen gerekecek. Ama yine de güzel gelişmeleri paylaşacak
birilerini arıyor insan hayatta. Herkese de her şeyi anlatamıyorsun işte. Sorun
anlatamamak olabilir belki de. Konuşmanın gerekliliğine inanıyorum. Karşı
tarafın da bunu algılamasını istiyorum. Bu da benim en doğal hakkım elbette.
Mesela görüşmek istemediğimi “ayan beyan” belirttiğim bir
insanın “bir şekilde” bana ulaşma hakkını kırma hakkım söz konusu. Yine de ben
bekliyorum ki, o kişi/kişiler bana ulaşmayı kessin. Bak son derece primitif bir
konudan bahsediyoruz. Yani ergen erkek çocukları gibi “hayır=belki” düşüncesi
anlamlı değil sosyal hayatta. Hayır= her zaman hayır oluyor günlük hayatta. En nihayetinde
alaycı olabiliriz belki bi nebze ama taşak geçmiyoruz birbirimize karşı. Prensiplerimiz
var yaşantımızı sürdürebilmek için. Bu prensiplerimizi bazı noktalarda
esnetebilsek bile, bağzı konularda esnetmemeyi uygun görüyoruz. Ve ben de en
nihayetinde sabır sahibiyim. Ve ben de konuşabilirim, ve ben de ulaşabilirim
bağzı insanlara, ve hatta çoğu insana ulaşabilme kabiliyetim de var. Üzücü
olayların yaşanmaması için had bilmeli, karşı tarafa saygı duymamız gerekiyor. Ki
gördüğümüz saygıya uygun davranabilelim. Çünkü, tek yolumuz da insanlara
ulaşmak falan değildir.
Mesela sen bir gün manyak gibi “bir gün seninle aynı yerde
çalışacağım” dersen, ben de bunun karşılığında ümüğünü sıkma garantisi veririm. Şahitsin
sözlerimi tuttuğuma. Bir ömür ve reenkarnasyon dahil, birkaç ömür boyunca bu
sözlerimi tutacağımı en iyi sen biliyorsun. Ve hala benimle inatlaşıyorsan,
başına gelecek felaketleri çay&çekirdek eşliğinde izlememde herhangi bir
sakınca olmayacaktır umarım.
Her neyse, çok naif başlamıştım bu yazıya. Hangi ara
delirdim onu bilmiyorum. Ama sanıldığından inatçı olabilirim ve güzel
insanlardan ve güzel yanaklardan asla vazgeçmeyebilirim. Aradığım şey, ikinci
paragrafta zaten belirtilmiş, ama o yoksa sırtını dayayabileceğin, en güzel
sesiyle seni kahvaltıya çağırabilen insanların ellerinden, kollarından,
yanaklarından tutmak gerekir.
Bence böyle. Ve zaten evrensel olarak da böyle.
Yorumlar
Yorum Gönder