pazar gecesi

tam da öngördüğüm gibi, haftaları bitirememeye başladık. yani, aslında bitiyor ama biraz uzun sürüyor. haftada yalnızca cumartesi günüm bana ait, geri kalanı tamamen yatırım amaçlı kullanılıyor. keman, kadın, guguklu saat, kedı ve çocuktan oluşan güzel şeyler peşinde koşuyorum.

hayat, garip. bir devasa kelebeğin kanat hareketleriyle şekilleniyor adeta. kader döngüsünde Hil, ameliyat olmak zorunda hissetmeseydi kendini, bugünü bambaşka şekilde geçiriyor olabilirdim. (burayı okuyacağını biliyorum, love u) ya da bundan 7 yıl ve 2 ay önce işe alım kıstaslarımız farklı olsaydı... hoop yine bambaşka bir şekilde geçiriyor olabilirdim bu pazarı. Hil, eğer bundan yaklaşık 6 sene önce yan sandalyeme oturmasaydı bambaşka bir kurumda, evet yine... muhtemelen bambaşka bir pazar akşamı... bunlar hep onun üzerinden dönen olasılıklar tabii. tahmin edilebileceği üzere bir de benim ayağı var bu işin.

sadece son 10 günde şu portekiz ve ispanyol dillerini biraz geride bırakmak zorunda kaldım. iki benzer dili takip etmek pek kolay değil; buna mukabil tamamen geride bıraktığımı da söyleyemem. hazır, geçerli bahanelerim ve karşılığında yüksek motivasyonum ayakta tutuyor çalışmalarımı. geçen seneki esaretten çıkınca kendime belirlediğim esas hedefimi ise bir türlü yerine getirememiş olmanın bir miktar huzursuzluğunu yaşıyorum. nefes alabildiğim müddetçe...

madem konumuz kendime verdiğim sözler oldu çıktı bir anda, bir ayağa kalkıp, gitme hikayesi daha yazacağım yakın zamanda. sözler verildi, yeminler içildi çünkü. esasen dönüşten sonraki en büyük kişisel challenge olacak zaten. ve sonra... sonrası da gelecek elbette. demek istediğim o ki, bu öyle yarım kalmayacaktı...

yeni hayatımıza hoşgeldik.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gidiyorum

Dönecek ev bulamıyorum

Hapşırıklar ve hoşçakal