Kayıtlar

...Kasım da Biter!

Saat 1. Afili sözcüklerin tavan yaptığı ve sadece İstanbul’a inmeye meyleden uçakların seslerinin duyulduğu saatleri yaşıyoruz. Yaşamak denirse buna. Yenice diyebileceğimiz bir hayatımız oldu ki, yerde unutulan sabunlara hazırlıklıydım, kayıp düşmedim. Biraz da ekilme oldu. Ona önlem alamadım ne yazık ki. O konuda bir şey yapamadım maalesef. Engel olunamıyor bir takım realitelere. Ve tüm bunlar seri hale gelmeye başladığı vakit insanın hevesi kaçıyor. Heves kaçınca geriye de gelen bir şey değil. Dönmüyorsa da bana ait olmamıştır hiç diyebilirim rahatlıkla. Giden Cuma günlerinden hesap sorar mıyız bilemiyorum bunu, ama bunca hayal kırıklığı üzücü oluyor kendi adıma. Her neyse. Demek istediğim şu ki, bir şeyler yapıyorsunuz ve bunun yasını tutmamızı bekliyorsunuz. Ama aramızdan bazıları bunun yasını tutmakla zamanını boşa harcamamayı seçiyor. O zaman da sizler çok üzülüyor ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. O zaman da elinizde sahip olduğunuz veya sahip olduğunuzu sandığınız ...

Ekim Biter

Değişik zamanlardan geçtiğimin farkındayım. Ekim ayı çok hareketli geçti. Bugün- yarın Eskişehir’e gidiyorum ve son ziyaretimden beri tanık koruma programına alınmışçasına hayatım değişti. Bir sürü insan girdi-çıktı, indi bindi yaptı. Hayatım değişti, mutlu olduğum/olacağım noktalara eriştim. Bazı şeyler şevkimi kırıyor, bazı mesajlar kırılan şevkimi toparlıyor. Velhasıl hayat stabil ilerlemiyor. Bu konuda yapabileceğim bir şeyler yok. İnsanlar bekliyor ki kriz yönetimlerine dahil olayım, süreçlerini yöneteyim. Bir nevi kriz varsa çare de var durumu. Bu sefer krizler arasından sıyrılmaya çalışan ben oluyorum. Kendimde başarılı değilim, deniyorum. Deneysel takılıyorum. Neyse ki hayat dev bir iddiadan ibaret ve bizim geri adım atmamız söz konusu değil.

Kapkara

Her şey yolunda gidecek derken bir el tutuyor tüm soyutları ve “daha henüz bitmedi” diyor. Her şey yolunda gidecekken küçük bir kızın gözleri doluyor. Her şey yoluna giriyorken dünya Karanfil Kız’ın omuzlarında yük oluyor. Ve her şey yoluna girerken Ankara, kapkara… Hem huysuz hem haklı, hem 10 numara kadın… Her bir aldığın nefesinle gurur duydum. Duymaya da devam edeceğim… Bunu zaten biliyorsun. Yolumuz açık olsun

Kombileri Yakma Enstitüsü

Tüm bu işler ne zaman başladı, ne zaman bitti çok bi’ fikrim yok. Her şey çok hızlı ilerledi. Ve ben sözümü yine tuttum. Hem de bu kez “the one” olarak dönme şansım da oldu. Oldu ama, gidenler de oldu. Yine de bunlar için üzülmeyeceğim. Üzülmek için sebep aramamıza lüzum yok. Aslında üzülmeye de lüzum yok. Böyle böyle insanlar akli dengelerini yitiriyorlar işte hep. Yani temelde olması gereken şey üzülmemek olmalı. Tamam, cümle biçimce olumsuz olmamalı: temelde olması gereken şey üzüntüye karşı direnmek olmalı. Bak, mutlu olmaktan bahsetmiyorum. O ayrı bir safha, ama mutsuz olmamaya çalışmak da bir çözüm olabilir. Her neyse, ilk yağmurlar başladı. Bir süredir havalar soğuk. Şimdi sen yine bir dağın başındasın minik şeftaliciğim ve ayakların da çok üşüyordur. Bunu da biliyorum. Çıkık alnınla, saçlarını da geriye falan attıysan (kıvır) alabildiğine estetik duruyor olabilirsin. Ne yazık, bunları asla bilemeyeceksin. Bilmemen gerekecek. Ama yine de güzel gelişmeleri paylaşacak biriler...

Dönüşüm Başlar

Kişisel hayatımdaki korkak, muhafazakâr ve liberal ideolojilerinin son demlerini yaşadığını hissettiğim, hissetmekle kalmayıp gördüğüm zamanları yaşıyorum. Böyle bir huzur, sakinlik, dinginlik var. Eski, çok eski günlerdeki gibi. Her zaman olduğu gibi devrim mutluluk getirir. 

Hay allah

Şimdi, aylar sonra baktığım zaman o zamanki kırılganlıktan eser kalmamış. Hayat katılaştırıyor insanı, tüm gücümle dirensem de kalbimin nasır tutmasını engelleyemiyorum. Birileri devamlı gidiyor ve bu gidenler hep sevdiklerimiz oluyor… belki de bundan dolayı bu haldeyiz. Kim bilir? Ama demem o ki, er ya da geç ben sözümü tutuyorum. Bunu zaman çıkartıyor ortaya. Şimdilik bu kadar. 

Güzellemeler

Bir cuma gecesini daha yalnız geçiriyoruz dersek çok da yanlış konuşmuş olmayız. Azcık yanlış konuşmuş olabilirim ama. Zira önceki hafta, daha önceki hafta, çok daha önceki hafta cumaları gayet ev haricindeydik. Tabi üst üste birkaç gün boyunca evde durunca, şehir hala eylülü yaşarken ve saatler akşamı erken getirmeye başlamışken (henüz yeni) evde durmak aykırı bir hareketmiş gibi geliyor. Güzel havalara ihanet etmemeliyiz. Kış çok soğuk geçecek zira. Ancak, her kış kendi mucizesiyle beraber gelir tabi. Bunu bilen liseli değildir. Şaka. Yazın salınan, gevşetilen her ne varsa daha sıkı tutunca bakalım neler olacak. Onun için kış güzide bir mevsimimizdir. Ve tabii ki mevsimleri saymak gerekir. Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz. İşte bunlar hep şairlere özgü minik ezberler olsa gerek. Yıl tablosuna baktığımız vakit ocak ayının çoğunlukla aralık ayından sonra ve şubat ayından önce geldiğini görmek çoğumuzu şaşırtmaz. Bence kasıtlı bir muhalefet söz konusu olmadığı halde, kimseyi şaşırtmaz ...