Bu ciddi bir savaş ve kalbi bizimle olanlar teker teker ölüyor. Konuyu çok kişiselleştirmeyeceğim. 2003 Eylül ayı… Hazırlık bitmiş, artık 9.sınıf olmuştuk. Kötü geçen bir dönemin ikinci yarısı başlıyordu. Ölümüne defans yapılan, topu kaptığım zaman “dan dun” ileri vurarak maçın bitişini beklediğim dönemlerdi. Yalan olmasın, Gürsel Aksel tesislerinde yaz sonunda pek mümkün olmayan bir şeyler yaşanıyordu. Çoğunluğu ortaokul ekibi bir araya gelmiş, bir akşam halı sahaya çıkmıştık. Yeni eğitim-öğrenim sezonunu bir eylül akşamı bol bol kum yutarak açıyorduk. Artık görüşmediğim, ama o dönemler iyi zaman geçirdiğim bir arkadaşım o sene 10.sınıfa geçmişti. Her attığı gol sonunda sevincini malum hareketleri tekrarlayarak “bu da sana girsin K.” diyordu. “Kim lan o? soruma da “bu sene görürsün” cevabını veriyordu. Öğrendik ki kendisi bir edebiyat öğretmeniymiş. K için yapılan “tezahüratlardan” daha azını ama aynı şiddette olanını A için de duyduğum olmuştu o gün. Ama K kesinlikl...