başlığımızın adını seyircilerimizin oylarıyla belirleyeceğiz

maddenin esaretinden kurtulmak da kendi kendine kurulan kozadan yırtmanın bir parçası. istiyor ki insan konfor alanı geniş olsun, her şeyi kontrol edebilsin... her şeyini... ama hayat çok tatlı sörprayzlar yapıyor ve kişiye dökülen saçlarını beyazlayan kıl tüylerini hesap ettiriyor. 

buraya metaya bağımlılık hakkında acayip bir doktrinden bahsetmeyeceğim. 8 Haziranda (şu an link ekleyemicem iki ay önceye gidin bakın) kozadan çıkış komutu vermişim kendime. ve bu minvalde eylemlere başladığımı söyleyebilirim. koza örmek bir gün sürmediği gibi kozadan çıkmak da bir gün sürmüyor. bazen yıllara yayılabilir kozadan çıkabilmek çünkü metaforlar fiziksel şeylere tur bindirir çoklukla. 

netice itibariyle kozaya bir pıçak daha sapladım. günü geldiğinde hala hazır olmayacağım biliyorum. ama hazır olmayı önemseyen de kim?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gidiyorum

Dönecek ev bulamıyorum

Hapşırıklar ve hoşçakal