Kayıtlar

Gece, yağmur ve soğuk

Bugün ilk gittiğim maçın üzerinden 17 sene geçti. O zamanlar liglerin adı yoktu, ikinci lig diyordu herkes. Semtimizin takımı Göztepe 18 yıl sonunda ilk kez Birinci Lig'e çıkmaya bu kadar yaklaşmıştı. Play off'larda son haftaya üçüncü ya da dördüncü sırada giriyorduk. Ama gelin önce size o dönemki lige çıkış kurallarını anlatayım. Neden? Çünkü anlatabiliyorum. İkinci lig'de her biri 10'ar takımdan oluşan 5 grup vardı. 1. grupta çoğunlukla Marmara takımları, 2. grupta Ege, 3. grupta İç Anadolu, 4. grupta Doğu Anadolu ve son grupta Güneydoğu Anadolu takımları yer alırdı. Tabi, bir takım şiddet dozu yüksek rekabetlerden veya coğrafi uzaklıklardan dolayı örneğin Eskişehirspor 1.grupta yer alırken, Göztepe de 3. grupta yer alabiliyordu. Her gruptaki 10'ar takım birbirleriyle 18 hafta boyunca mücadele ettikten sonra grupları ilk 2 sırada bitiren takımlar play-off maçlarına katılmaya hak kazanırdı. 10'arlı grupların ilk ikideki takımının oluşturduğu yeni bir 10 t...

Biz Kazanacağız

Ben çok yoruldum son yıllarda. Öğrencilik-iş periyoduyla başlayan bir dönem oldu beni yoran. Yaklaşık olarak 2 yıldır bu böyle. Ocak 2014'te, Nefaset'te Emek ve bir başka birine "ben okula dönüş yapacağım" demiştim. Dediğimi yaptım. Part time öğrenci, full time çalışan. Ya da bazen tam tersi oldu. Sonra bürokrasiyle uğraştım. Hem okulun, hem devletin bürokrasisiyle. Onları da geçtim. Biliyorsunuz, mezun oldum. Ama hep çift hayat yaşadım bunlar gerçekleşirken. Bir korkum vardı, o gerçekleşti. Mukadderat tabi. Şimdi,  şubattan beri, valla ne yalan söyleyeyim "hayatta böyle güzel insanlar da varmış" diyebildiğim bir hayatı yaşıyordum. Elbette hainler her yerde. Elbette yalancılar, iki yüzlüler her yerde. Biri görmeliydi, biri bilmeliydi. Gördüler, ama elden öyle bir şey gelmedi ki... Üzücü oldu. Ekip çok önemli. Sırtını dayayacak insanlar çok önemli. Eskiden sırtımızda hançerli hain vardı. Sonra sırt geldi. Şimdi boşta kaldı. Ben insanları m...

Yorgunluk & Ağrılar

İki gündür boyun ağrım çok da dayanamayacağım boyutlarda. Gerçekten berbat bir hayat kalitesi hediye etti bana. Dün gece gelen sancı allak bullak etti beni. Ecikle geçirdiğimiz kısıtlı vakti de çalmış oldu böylece. -------------------- Sancıdan önce rüyamda gördüğüme eminim, ama sonra da gördüğümü iddia edebilirim. Bir süredir kızıyordum, görüşemiyoruz rüyalarda diye. Çünkü ekim gibi bir kez görmüştüm net, kanlı canlı halde. Hatta sokakta, vapurda, işte gördüğüm çoğu insandan daha netti. Ama susuyordu. Bu kez sanırım iki gün üst üste gördüm. İlk geceyi hatırlamıyorum. Ama misafirim olduğundan eminim dün gecekinde. Ananem ve annem de öyleydi. Yerini yadırgadı. Ama sonra gayet beğendi. Ona hazırladığım yatağı. Yatağını değil ama mezarına ben girip, ben kapatmıştım. Ama diğer yandan önümüzdeki bir iki ay içerisinde anane&anne misafirliği de olacak. Belki de o vardır. Bilemiyorum. Ben hala loş ışık altında "dört hafta sonra geri geleceğim" deyip, ikinci haftada cena...

Sonunda

Aslında buraya Macaristan'ın Avrupa Şampiyonası'na katılmasından bahsedecek bir şey ekleyebilirdim. Çok kısa sürede yazdığım, beni bile tatmin etmeyen bir yazıydı. Dolayısıyla muhataplarını bile sarmadı. Cevap vermeye bile uygun görmediler.  Sonra terfilerden, zamlardan, faturalardan bahsedebilirdim. O da beni çok sarmadı aslında. Beni saran şey yüksek lisansın bitmesi oldu. Evet, sonunda bitti. Bir sürü askerlik mevzusunun içine tekrar girmem gerektiğini bana hatırlatan bir süreç olacak. Onları da yazarım. Ya da yazmak zorunda kalmam umarım. Yaşlandığımda sikindirik anılarını anlatan insanlardan olmak istemem. Dedem anlatmazdı. Ben de anlatmayı sevmedim. Sevmiyorum da. O'nun askerliği hakkında bildiğim şeyler çok limitli; 94 yazında zatürre olduğum için İzmir'de kalmıştık. Tüm bir yazı hasta halde geçirmiştim. Anaokulunun en büyük sahne sanatçılarından birinin, hastalıktan dolayı mezuniyetine katılamaması ne acı... Malesef bazen çok sevdiğin şeylere veda etme şans...

15632

8 Kasım günü oynanan Karşıyaka- Göztepe maçını yalnızca bu iki İzmir takımının taraftarları değil, bu spora gönül vermiş milyonlarca futbolsever de haftalardır bekliyordu. PTT 1. Lig olarak da bilinen, en üstün bir altı olan lig, yıllardır Adana’nın turuncu ve lacivert takımlarının heyecan dozu hayli yüksek derbilerine ev sahipliği yaparken, diğer şehirlerin büyük takımları bu renkli derbiyi uzaktan izliyorlardı. İzmir, Türkiye’de futbolun beşiği. İngilizlerin, Bornova çayırlarında ayak topu oynamaya başlamalarının üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçti. Bu başlangıç, Türkiye sporuna cumhuriyetten eski spor kulüplerini hediye etti. Birkaç milyonluk şehirde halihazırda –sadece övünebilecekleri mazileri olan takımları saysak bile- bir elin parmaklarından fazla spor kulübü kuruldu. İzmir, Türk futboluna profesyonel liglerde ilk golü atan takımı da, yakın zamana kadar Avrupa’da en büyük başarıları yakalayan takımı da, İstanbul’un 3 büyüklerinden sonra en üst ligde en fazla yer ala...

Şimdi ne anlatsak boşa be canım

Tüm bunların yanında her şey o kadar hızlı ve kontrolsüz gelişiyor ki bir plan yapmaya fırsat kalmıyor. Sadece, özellikle ilk günlerde her şey normalden fazla gerçekçi bir şaka gibi duruyordu. Dolayısıyla biri beni uyandırsa da, ben de evi arasam noktasındaydım. Arasaydım da telefona isteseydim. Zaten son aylarda ne zaman sesini duysam sesim titrerdi. Onun için kapalı yerlerde konuşurdum aradığım zaman. Keşke yine titreseydi de eninde sonunda yaşanması beklenen “şey” şimdi değil de sonra yaşansaydı. İnsan hep, her şeyi öteliyor. “Sabaha kalkarım”, “sonra yaparım”, “ya zaten başka zaman mı kalmadı?” diyoruz hep. Sanki her şeyi sonsuza dek erteleyebilecekmişiz gibi…  Aslında bir de kahrolması gereken paraleller var; paralel evrenlerdeki paralellerin paraleliyiz sonuçta. An’ın gerçek olduğuna ne inandırıyor ki bizi? Belki hikayenin şu kısmındayız; Evet, 6 Eylül sabahı Pazar olmasına rağmen karşıya geçeceğim için yine erken uyanmış olabilirim. Hava oldukça sıcaktı. Dolaşırken ...

Kalanların gidenleri hissetmesi işkence...

Çünkü her canlı ölümü tadacaktır. Ve her sevilen insan, o malum gün başına geldiği zaman geride kalanlarını üzecektir.  Her şey çok güzeldi geçen pazara kadar. İyi kötü bir şekilde geçinip gidiyorduk. Ama ne güzeldi her şey… anlatsam anlatamam. Anlatmak da istemiyorum. Yine bazı şeyleri kendime saklamayı tercih ediyorum. Ama alışmak inanın çok zor bir süreç. Ben yalnızca annemin babasını gömmedim. Ben dedemi kaybettim. Ben çocukluğumu kaybettim. Ben biyolojik olmayan babamı kaybettim. Ben beni kenara çekip, “bak eve giren şu bir ihtiyacın varsa…” diyeni kaybettim. Ben İzmir’den ayrıldıktan sonra bando şapkamı bulup kafasına takıp hüzünlü hüzünlü oturan insanı kaybettim. Ben elimden tutup beni lunaparka götüren tek kişiyi kaybettim. Ben beni Göztepe maçına götüren ilk insanı kaybettim. Ben emekliliğine denk geldiği için babasız büyümenin dezavantajlarını minimize eden insanı kaybettim. Ben evlatlarına gösteremediği ilgiyi yalnızca bana kanalize eden insanı kaybettim. Ben ko...