Çoçiklerin ve çoçik olmayanların ulaşabileceği yerlerde saklayınız
“Hayatında biri var mı?” ve “hayatında biri yok mu?” sorularının ofis duvarlarında çınlaması çıldırtıcı şeyler. Konuşacağımız on milyarlarca şey varken konu nasıl buraya geliyor, anlaşılması zor. Bugün estetik ve duygusal olarak kendini hiçbir şeye layık görmeyen biri, geçen buluştuğu birinden bahsedince anlamsız güldü. Sonra duramadı. Güldü. Durdurdu kendini. Sonra bi daha… Anlıyorum, evet güzel hisler. “Aşık olunca böyle oluyorum” dedi sonra. Peki, bu duygularını başkasına, mesela duygu beslediği kişiye açmış mıydı? Sordum. Hayır dedi. Acaba bunu ilk kez mi birine itiraf ediyordu? Sordum. Evet dedi. Peki bu onca da bencilce geliyor muydu? O kadar birebir görüşme, bol bol fiziksel iletişim (var mı ya böyle bi kavram)… ve biz biliyoruz, muhatabı bilmiyor. Herkesin kendi içinde yaşadığı şey… Değil, bence değil. Bu böyle olmamalı. Artık belli bir iletişim örgüsü varsa, bu itiraf bana yapılmamalı. Bu haksızlık. Duygu beslenen kişiye haksızlık… Diğer yandan, insanla...