Kayıtlar

Dış dış dış öldün.

Resim
Doğru ifade mi bilmiyorum ama Britanların pub kültürünü alabildiğince sevmiştim hep. O kültürü hep heyecanlı bulmuştum. Fırsatımın olduğu her günü pub ortamında kapatmaya çalışmıştım. Pub kültürünün bir diğer yanı da “bildiğin” yok hayır “bilindiğin” bir yer olması. Gecenin uzatmalarını yaşarken, dilin dolandığı zaman ödemen gereken bir hesap olduğunu hatırlatacak bağlar kurman gerekiyor insanlarla. Eskiden böyle bir yerde yaşıyordum.    Uzun uzun anlatmayacağım çünkü tüm bunları düşünemeyeceğim, düşünmek istemeyeceğim... Hadi açık konuşalım neden bulunduğumu bilmediğim ama bir an evvel görevimi tamamlamam gereken bir yerdeydim. Evet... Yeni açılmış, açıldığı henüz uçmamış çam kokusundan anlaşılan bir pubda barın arkasındayım ve saklanıyorum. Bu uygunsuz durumda bulunmamın sebebini anlatmak gerçekten yıpratıcı. Burada da anlatmayacağım elbette. Şu kadarını söyleyebilirim bulunduğum ana dair, elimde daha önce görmediğim kılıkta, aslında gerçekten silah görmemiştim de önceki hay...

Kaos

Resim
Yarını bilemiyorsak ve tüm ihtimaller bir potadaysa bir kaos vardır diyebilir miyiz? İlk anımız için de böyle olabilir mi? Ya bi dur tekele uğrayayım diyen sperm olsaydık birinci spermin bugünkü akıbeti ne olacaktı? Ya ilk sperm "dur tekele uğrayayım" diyorsa diğerleri ne yapardı?  Hiçbir şey bilmiyoruz, anlamaya niyetimiz de yok (belki denesek de anlayamayız). Dile oturan bir kelime kaos ve hiçbir şeye cesaret edememeyi mantığa bürümek için müthiş bir bahane. Limitsiz passcard.  Hiçbir şey bilmediğimiz şey de hayat. Hayattan kaçıyoruz. Kelimeler zaten yapay. Neden kaosa kaos diyoruz diye sorgulamak şimdinin konusu değil. 

Kozmik yolculuk sebepleri

Resim
Bir şeyden etkilenmedim, en azından tek şeyden etkilenmedim ama bunu yazmam da gerekiyordu. Çok saçma bir anda bir şarkı sözü geldi aklıma onu bir yere bırakacağım birazdan.  Dünyadan mutsuz ve umutsuz (kronik şımarıklar şöyle sizi kenara alalım) olanların gözü toprağa bakıyor. Mutsuz ama umutlu olanlar gökyüzünde çözümü arıyor. Gökyüzü ya da toprak arasında kalan az umutlular yüzeyde solucan delikleri arıyor.  İstesem bağ kurma, günün sonunda batıya doğru gitme ve uzun yolculuklar arasında "bağ" kurabilirim ama şu anda bu bağı kendi içimde de kurmak istemiyorum.  Zamanın farklı dönemlerinde var olmayı dilerdim. Bunu yaparken kuramayacağım bağların varlığından haberdarım. Ve andan sıkılan biri olarak o dönemde gezebilir, konulara müdahil olabilirim ama bittiği zaman gitmenin belki de gidebilecek olmanın huzuru olurdu içimde. Üstelik telefon kulübelerine bağlı kalmadan. Yeap red kitçilik. Sosyal ayçiçeği olduğum dönem de dahil olmak üzere kendi başarı kutlamalarıma dahi ar...

Bir fırtına

Resim
5 sene önceydi ve bugün yine cumaydı ve o gün yine pazardı ve ben size anlatacağım bir şeyler olsun istemiştim de Beyoğlu'nun her bir köşesinde 6-7 Eylül notları tutuyordum. Sonra telefon çaldı... Onun iki hafta öncesinde ben loş bir odada sana" 4 hafta sonra bayram, bak geri gelicem" demiştim de kimbilir,  senin artık sabrın yoktu belki. Bilememiştim, ölümlü olmanın götürüsü.  3 yıl sonrası, ben bir sürü garip şey geçirdikten sonra hıçkırık hakkımı yanı başında harcamıştım, biliyorsun ya. Bir sürü iyi zaman vardı da o kötü zamanı görmemen o kadar iyi gelmişti ki...  İyi zamanlardı ama, şeytanlar bile dans ederdi.  Ben buraya bir dünya şey bulurum sana söyleyecek. Konuşmaya ihtiyacım vardı. Gitmemeni tercih ederdim. 

Manifesto

Resim
 Bir önceki yazıda manifesto falan demeye çalışmıştım. Kelimeyi bulamayınca doktrin çıktı. Onu düzeltmeye geldim.  Ve bir de görünen bir şey var

başlığımızın adını seyircilerimizin oylarıyla belirleyeceğiz

maddenin esaretinden kurtulmak da kendi kendine kurulan kozadan yırtmanın bir parçası. istiyor ki insan konfor alanı geniş olsun, her şeyi kontrol edebilsin... her şeyini... ama hayat çok tatlı sörprayzlar yapıyor ve kişiye dökülen saçlarını beyazlayan kıl tüylerini hesap ettiriyor.  buraya metaya bağımlılık hakkında acayip bir doktrinden bahsetmeyeceğim. 8 Haziranda (şu an link ekleyemicem iki ay önceye gidin bakın) kozadan çıkış komutu vermişim kendime. ve bu minvalde eylemlere başladığımı söyleyebilirim. koza örmek bir gün sürmediği gibi kozadan çıkmak da bir gün sürmüyor. bazen yıllara yayılabilir kozadan çıkabilmek çünkü metaforlar fiziksel şeylere tur bindirir çoklukla.  netice itibariyle kozaya bir pıçak daha sapladım. günü geldiğinde hala hazır olmayacağım biliyorum. ama hazır olmayı önemseyen de kim?

sXe01

  Bu kez bir spinoff ile karşınızdayım. Bu hikayenin konusu ben değilim. Ama arada bir sevimli yan karakter olarak çıkabilirim karşınıza. Bazen ana kahramanın yolunu açmak için ondan gizli ya da gizsiz işler çeviren biri olarak görünebilirim. Geleceği bilememenin en güzel yanı burada bana kalırsa. Belki biraz da özlenmemin zamanı gelmiştir hem.   Evet şimdi biraz değişiklik oldu yıllar sonra ama aynı çatı altındaysak, gökyüzü de dahil, birbirimize destek olabiliriz. İşlerimizi kolaylaştırabiliriz. Ve evet, dayanışabiliriz. Biz böyle olduk her zaman. Ben böyle olduğumuza inanıyorum. “Bir savaşa girilecekse…” ve bundan kaçış yoksa ve üstelik hazırlıksızsak da bu kez en azından doğal meziyetlerimize bel bağlayabiliriz. Hala hayattayız ve hala elimiz ayağımız tutuyor. Ve hala kriz planı yapabiliyoruz. Birimiz düşerse diğerleri onu tutmalı. Diğeri de düşerse çünkü bize gelecek karanlık.    Ben yine de iyiye bakıyorum. Sonra bugün Jade geldi ve biraz konuşurken o aca...