Kayıtlar

Sonrasında

İlk şokun ardından çok acayip bir şey olmuştu(k). Birkaçı haricinde herkes bir arada durabiliyordu. Seneler ilerledikçe eğlencenin dozu da arttı. 10 sene önce bugünler, bulut tarlası, uçak yolculukları, istiklalde bir dgünü ve güzel anılar. Kaçınılmaz son mezuniyet. Hadi benim bi duruşum var ama duruş ötesine geçtim. İleri gitmek istiyordum. Çok daha ötesine. O zaman dikiz aynalarına ihtiyaç kalmıyor. İlk adım değil belki ama sonrakiler yanlış atıldı ama bazen de temel ne kadar sağlam olursa o kadar iyi olur...  Dibi görürken ben ilk adım elini uzattı. Üstelik hedeflerin ötesindeydi bana vaadi. Bununla geçti sonraki birkaç yerküre voltası.  Sonra oldu... Bu gerçekten oldu... Derken "başka bir şey" çıktı. Her şey oldu o garip dönemde. Her şey... kafamı düzlüğe çıkaramadım. Bazı şeyler artık nolursa olsun bitsin gitsin oldu. "Son 1.5 sene gerçek bir düşüştü" demek çok mümkündü 2018 bugünlerde.  O hedeflerin ötesinden dönüşe geri sayım yapılırken, ben toparlanıyordum. ...

Başka bir sekiz ekim

  Hala ismi belirsiz kahramanımız 27BP alternatifinde mavi peynirli o poğaçalardan almak için sessizce giyinip sokağa çıkmaya yeltendi. Kendi dünyasında yaşıyor olsaydı elbette Danish Blue diyebilirdi poğaçanın içindekilere. Daha spesifik bakarsak, kendi ülkesinde lüks olarak da adlandırılabilirdi ve bazı anneler çocuklarına “küflü bu” diye yedirmeyebilirdi. 27BP'de ise tüketim anına kadar bizim pek de bilmekten hoşlanmayacağımız süreçler yaşanıyordu. Tek bildiğimiz ise bu alternatifteki canlıların sık sık mavi kanlı eklembacaklılarla hakimiyet savaşına girdiğiydi. Hala ismi belirsiz kahramanımız ise bu konuları dert etmeyi bir süredir bırakmıştı. Sıklıkla “bu onlara ait bir gastronomik problem” diyordu. Başka alternatifler hakkında konuşmanın ne kadar tatsız olduğu öğrenilmişti. Ara sokaklardan hızlıca caddeye indi, yolun diğer tarafındaki fırına doğru hamle yapacaktı ki hızla gelen bir dron yola adım atmasına engel oldu. Sonra aynı hızla yolun en solundan en sağına doğru dönü...

Öncesinde

Neyin öncesinde tabii buu bahsettiğim tanışmanın öncesinde aylardan birinde o hani asit yağmurları başlamamışken ve ben ... Acaba ne kadar geçti ben kendi evrenimi terketmek zorunda kalalı. Dönemeyeli.  Aylar öncesinde tüm bunların seninle nice zaman sonra denk gelebilmiştik. Ben orda olmamayı dilerdim, çünkü halledilmesi eh hadi açık konuşalım yetiştirilmesi gereken işlerim vardı ve devamlı maillerimi kontrol etmiştim o gece. Zorundaydım hayatımı idame ettirmek için. Şimdi hayatta kalmam yetiyor oysa. Başka yerlerinde başka koşulları.  Ama tüm geceyi kabalık ederek de geçirmedim. Kapattığım da oldu telefonu. Sonra sana özet soru sordum, bu kadar konuşuyoruz ama hayatında hiç biri var mı sormadım. Romantik olarak düşündüğün, beklediğin, olmasını dilediğin birileri var mı? Ya da unutamadığın daha da ötesi uyumadan önce düşündüğün... Çünkü (ile başlanmaz cümleye biliyorum) bunlarla başa çıkmak istemiyordum ve uğraşmak da istemiyordum. Baştan ölen bir şeye bel bağlamak istemiyord...

Bazı olaylar

 Ve polarlar... Polarlar heyecanlandırırdı beni bir zamanlar mesela 2014 sonbaharında. Artık heyecanlandırmıyor. Galiba beni artık öldüremezler. 

Dış dış dış öldün.

Resim
Doğru ifade mi bilmiyorum ama Britanların pub kültürünü alabildiğince sevmiştim hep. O kültürü hep heyecanlı bulmuştum. Fırsatımın olduğu her günü pub ortamında kapatmaya çalışmıştım. Pub kültürünün bir diğer yanı da “bildiğin” yok hayır “bilindiğin” bir yer olması. Gecenin uzatmalarını yaşarken, dilin dolandığı zaman ödemen gereken bir hesap olduğunu hatırlatacak bağlar kurman gerekiyor insanlarla. Eskiden böyle bir yerde yaşıyordum.    Uzun uzun anlatmayacağım çünkü tüm bunları düşünemeyeceğim, düşünmek istemeyeceğim... Hadi açık konuşalım neden bulunduğumu bilmediğim ama bir an evvel görevimi tamamlamam gereken bir yerdeydim. Evet... Yeni açılmış, açıldığı henüz uçmamış çam kokusundan anlaşılan bir pubda barın arkasındayım ve saklanıyorum. Bu uygunsuz durumda bulunmamın sebebini anlatmak gerçekten yıpratıcı. Burada da anlatmayacağım elbette. Şu kadarını söyleyebilirim bulunduğum ana dair, elimde daha önce görmediğim kılıkta, aslında gerçekten silah görmemiştim de önceki hay...

Kaos

Resim
Yarını bilemiyorsak ve tüm ihtimaller bir potadaysa bir kaos vardır diyebilir miyiz? İlk anımız için de böyle olabilir mi? Ya bi dur tekele uğrayayım diyen sperm olsaydık birinci spermin bugünkü akıbeti ne olacaktı? Ya ilk sperm "dur tekele uğrayayım" diyorsa diğerleri ne yapardı?  Hiçbir şey bilmiyoruz, anlamaya niyetimiz de yok (belki denesek de anlayamayız). Dile oturan bir kelime kaos ve hiçbir şeye cesaret edememeyi mantığa bürümek için müthiş bir bahane. Limitsiz passcard.  Hiçbir şey bilmediğimiz şey de hayat. Hayattan kaçıyoruz. Kelimeler zaten yapay. Neden kaosa kaos diyoruz diye sorgulamak şimdinin konusu değil. 

Kozmik yolculuk sebepleri

Resim
Bir şeyden etkilenmedim, en azından tek şeyden etkilenmedim ama bunu yazmam da gerekiyordu. Çok saçma bir anda bir şarkı sözü geldi aklıma onu bir yere bırakacağım birazdan.  Dünyadan mutsuz ve umutsuz (kronik şımarıklar şöyle sizi kenara alalım) olanların gözü toprağa bakıyor. Mutsuz ama umutlu olanlar gökyüzünde çözümü arıyor. Gökyüzü ya da toprak arasında kalan az umutlular yüzeyde solucan delikleri arıyor.  İstesem bağ kurma, günün sonunda batıya doğru gitme ve uzun yolculuklar arasında "bağ" kurabilirim ama şu anda bu bağı kendi içimde de kurmak istemiyorum.  Zamanın farklı dönemlerinde var olmayı dilerdim. Bunu yaparken kuramayacağım bağların varlığından haberdarım. Ve andan sıkılan biri olarak o dönemde gezebilir, konulara müdahil olabilirim ama bittiği zaman gitmenin belki de gidebilecek olmanın huzuru olurdu içimde. Üstelik telefon kulübelerine bağlı kalmadan. Yeap red kitçilik. Sosyal ayçiçeği olduğum dönem de dahil olmak üzere kendi başarı kutlamalarıma dahi ar...