Kayıtlar

bahisler kapanıyor

...sonra bir şey oldu, doğru ya da yanlış. hala gencim ve süperim ve sözlerimden dönebilecek kadar* esneğim. üstelik hayatta en önemli şey sağlık. büyük adımlar atma zamanı geldi gibi geldi. belki sonra uyurum ve bu hisleri tekrar yaşayamam. yaşamakta zorlanırım. totemlere inanmıyor gibi olsam da inanıyorum. 2010'lar böyleydi ama kurumsallık devamlılık gerektirir. Kurumsallık değişimi de gerektirir ve değişim zamanı 2020'ler olacak hiç şüphesiz. az önce oldu bazı şeyler ondan sıcak sıcağa...  sonra başka şeyler daha oldu, epeydir var olan... içe dönüş süreci o kadar keskin oldu ki, dışardan gelen o etkiyi yorumlamak -iyi ki- biraz zaman aldı. bunca zaman geçti ve şimdi olan o şeye belki az bir süre kaldı. olursa olur olmazsa olmaz bunu biliyorum ben de.  ama bunlar hiç yaşanmayacaksa hayır hayır, bir pinçik yaşanıp tamamlanacaksa puh o bu ümitlerin tohumlarını atan kadere... *10 sene önceki kariyer hedeflerim.

Spesifik sahne veriyorum allam bunu gör, amen

Saat yaklaşık şu saatler, mekân edana ocakbaşı, ayı gibi doyulmuş, promiller alınmış, yollukların sonu gelmiş, saate bakıyoruz. İşte karar anı, herkes birbirine bakıyor ve birinin ağzından "bu saatte eve giden ağır vatan hainidir" cümlesi dillerden dökülüyor. Google aramada çıkmasın diye aslında söylemek istediğimi yazamıyorum. Ama kimler kimlerle... Biliyorsunuz... Alınan bu gazla kalkıyoruz. Kim bu suçlamayı kabul eder ki djffj Evet, Şişli sokaklarında promilin verdiği yetkiye dayanarak göz göz çekerek gidiyoruz eve, (şişli sokakları: göz nalaka?) Spontane çıldırmacalar, hayvanlar gibi eğlenmeceler sonra bi inceden uyku... Susuzluk da var ama onu sabaha düşünelim.  Var bi hayalimiz...  Ve inanınız çok özledim. 

dandik tavşan ve düzlemin kırılması

Resim
tüm bunlar başladığı zaman ben orda değildim. orda olmadığımı sanıyordum en azından. neyse bu sizin sorununuz değil. ama burası da benim yerim elbette konuşacağım.  tarihler iyi şeyler, yalan değil. ben o dönemleri de hatırlıyorum, dr emmett brown'ın zaman doğrusunun üzerime kırıldığı zamanları. "ya yok canım" dediğim zamanları. sonucunu bilmediğim yerlere gittiğimi de hatırlıyorum. ya da şöyle diyeyim, sonucundan çok korktuğum yerlere. o kadar korktuğumu.  "gözlerini kapat, ileri doğru bir adım at"  bir kristal elma'da zipline'a bindiğimde "ben ne yapıyorum tanrım" dediğimi de hatırlıyorum... beklemenin, adım atmaktan zor olduğunu da hatırlıyorum. ama bu sorun değil. bu benim çilemdi. tabii ben tüm bunlara ihtimal vermeden iki şeye aşırı odaklanmıştım gecelerde; gece uykusunda üzerine bir jet düşen çocuğa ve bi şeyler daha söylemek için +1 saate ihtiyacı olan birine...    öğlen bunları yazmak için çok şey planlamıştım ama hepsini unuttum. son ...

Ben köşeliydim hayat dedi düz olana yanaşırım

Resim
Başından sonuna orijinal bir seneydi, hepimiz için. 3 sene içinde ikinci ev hapsimi yaşadım. 20lerin sonu 30ların başı... Yazıklar olsun allahım böyle mi olacaktı?  Bir sene önceden bunu öngörmek mümkün değildi. Yani ziyaret etsem bugünü diyorum, geçen sene bu aralardan... Hane, hayat, koşullar, bazı bir takım şeyler... Hayatta olmanın başarılı olarak görülebileceği bir 365 gün. Ne kadar çabuk ve ne kadar yavaş geçtiğinin şahidiyiz hepimiz. Bundan 1.5 sene önce başladığım ama öncesinde tasarladığım bir hayalim vardı; bu ertelendi. Tabii pişmek için de iyi zaman oldu, umarım ihtiyacım olduğu kadarını almışımdır. (alıyorumdur)  Son bir ay epey bir şeydi. Gerçek anlamda bir şeydi. Ama yoluna koydum sanıyorum şimdi. Açılan her düğümden yeni bir başlangıç bekliyorum.  Tam 3 tane dileğim var. Üçü de biliniyor, temkinli olacak saatler değil artık bunlar. Savaş ya da öl. Al ya da razı ol. Bu sene böyle olacak.  Ben PF the Wall için ve VL'yi özellikle çok sevdiğim için aslınd...

Sonrasında

İlk şokun ardından çok acayip bir şey olmuştu(k). Birkaçı haricinde herkes bir arada durabiliyordu. Seneler ilerledikçe eğlencenin dozu da arttı. 10 sene önce bugünler, bulut tarlası, uçak yolculukları, istiklalde bir dgünü ve güzel anılar. Kaçınılmaz son mezuniyet. Hadi benim bi duruşum var ama duruş ötesine geçtim. İleri gitmek istiyordum. Çok daha ötesine. O zaman dikiz aynalarına ihtiyaç kalmıyor. İlk adım değil belki ama sonrakiler yanlış atıldı ama bazen de temel ne kadar sağlam olursa o kadar iyi olur...  Dibi görürken ben ilk adım elini uzattı. Üstelik hedeflerin ötesindeydi bana vaadi. Bununla geçti sonraki birkaç yerküre voltası.  Sonra oldu... Bu gerçekten oldu... Derken "başka bir şey" çıktı. Her şey oldu o garip dönemde. Her şey... kafamı düzlüğe çıkaramadım. Bazı şeyler artık nolursa olsun bitsin gitsin oldu. "Son 1.5 sene gerçek bir düşüştü" demek çok mümkündü 2018 bugünlerde.  O hedeflerin ötesinden dönüşe geri sayım yapılırken, ben toparlanıyordum. ...

Başka bir sekiz ekim

  Hala ismi belirsiz kahramanımız 27BP alternatifinde mavi peynirli o poğaçalardan almak için sessizce giyinip sokağa çıkmaya yeltendi. Kendi dünyasında yaşıyor olsaydı elbette Danish Blue diyebilirdi poğaçanın içindekilere. Daha spesifik bakarsak, kendi ülkesinde lüks olarak da adlandırılabilirdi ve bazı anneler çocuklarına “küflü bu” diye yedirmeyebilirdi. 27BP'de ise tüketim anına kadar bizim pek de bilmekten hoşlanmayacağımız süreçler yaşanıyordu. Tek bildiğimiz ise bu alternatifteki canlıların sık sık mavi kanlı eklembacaklılarla hakimiyet savaşına girdiğiydi. Hala ismi belirsiz kahramanımız ise bu konuları dert etmeyi bir süredir bırakmıştı. Sıklıkla “bu onlara ait bir gastronomik problem” diyordu. Başka alternatifler hakkında konuşmanın ne kadar tatsız olduğu öğrenilmişti. Ara sokaklardan hızlıca caddeye indi, yolun diğer tarafındaki fırına doğru hamle yapacaktı ki hızla gelen bir dron yola adım atmasına engel oldu. Sonra aynı hızla yolun en solundan en sağına doğru dönü...

Öncesinde

Neyin öncesinde tabii buu bahsettiğim tanışmanın öncesinde aylardan birinde o hani asit yağmurları başlamamışken ve ben ... Acaba ne kadar geçti ben kendi evrenimi terketmek zorunda kalalı. Dönemeyeli.  Aylar öncesinde tüm bunların seninle nice zaman sonra denk gelebilmiştik. Ben orda olmamayı dilerdim, çünkü halledilmesi eh hadi açık konuşalım yetiştirilmesi gereken işlerim vardı ve devamlı maillerimi kontrol etmiştim o gece. Zorundaydım hayatımı idame ettirmek için. Şimdi hayatta kalmam yetiyor oysa. Başka yerlerinde başka koşulları.  Ama tüm geceyi kabalık ederek de geçirmedim. Kapattığım da oldu telefonu. Sonra sana özet soru sordum, bu kadar konuşuyoruz ama hayatında hiç biri var mı sormadım. Romantik olarak düşündüğün, beklediğin, olmasını dilediğin birileri var mı? Ya da unutamadığın daha da ötesi uyumadan önce düşündüğün... Çünkü (ile başlanmaz cümleye biliyorum) bunlarla başa çıkmak istemiyordum ve uğraşmak da istemiyordum. Baştan ölen bir şeye bel bağlamak istemiyord...